Bir Harun’dan Karun’a Savruluş Hikayesi

0

Türk siyasetinin kendi siyasi geçmişine format atan lideri Numan Kurtulmuş dün dedi ki: “3. Dünya Savaşı Siyasi ve Ekonomik olarak gelişecek.”

Savaşın gelişmesinin ingilizcesini arattım bulamadım. İngilizcede 3. Dünya Savaşı Gelişmesi diye bir kavram yok. Enflasyonu fiyatlara buyurarak düşüren iktidarımızın önemli bir şahsiyeti de dünya akademik literatürüne yeni kavramlar armağan etmek suretiyle Türkiye’yi dünyada önemli bir noktaya taşıyor.

Kurtulmuş İmam Hatiplidir. Bakara Suresini iyi bilir. 3. Dünya Savaşı lafını alelusul ağza almak Türkiye’de oy toplamak için “bir öyle bir böyle” demeye benzemez. Savaş ağır meseledir. Kendisine iki dünya savaşında yitip giden milyonların sayısını anımsatırım. İnsanları, insanlığı savaşla hele ki dünya savaşı ile korkutmak bir dindarın en son başvurması gereken sahadır.

Tabii İsmet Paşa (ki malum bayrak hikayesi ile gündemde idi) ülkeyi koskoca bir dünya savaşına sokmadı. Bunun hakkını teslim etmek yerine 45 sene önce terki dünya etmiş insanın arkasından hayırsızca konuşmak parti politikası da olsa yine de vicdana hitap etmek gerek. 2. Cihan harbi bu ülkeye gelse hangimizin babaları anaları yok olacak ve biz bu dünyayı görmeden yok olacaktık meçhuldür. Savaşın değil adını böyle ulu orta anmak, iması bile tereddüte şayan olmalıdır.

Dünyada Avrupa’da genç nüfus ile temayüz eden ülkeye kimse savaş iklimi ile karamsarlık veremez. Hele ki bunu hiç bir lisanda karşılığı olmayan kavramlarla yapmaz.

Türkiye’de kendinizi iktidar eden kurumları işlevsiz hale getirmek, siyaseten önünüzde engel bırakmamak, canınızı sıkan seçilmişi hapse atmak, yek diğerini görevden almak belki gücün size bahşettiği bir ayrıcalıktır. Ama bilim, siyaset bilimi öyle aklınıza eseni faş edeceğiniz boş top sahası değildir. Hoş AKP iktidarı devrinde memlekette boş sahaların tamamı AVM olduğu için Kurtulmuş da, sahayı boş bulmadığını bilmeli.

3. Dünya Savaşı siyasi ve ekonomik olarak gelişecek gibi safsatadan, mugalatadan ibaret bir cümleyi terennüm eden şahsa “Dünya/Savaş/Siyaset/Ekonomi nedir ve sayma biliyor musun diye?” sorarlar.

Belli ki gücün zehrini mutlak gücün serumu ile mutlak olarak hazmetmiş bünyeler karşılarında kafa sallayan ve alkış kıyamet eden her güruha akıllarına eseni söyleme selahiyetini kendilerinde buluyor. Hatta Sn. Berat Albayrak hatırlarsanız: “Aya dört şeritli gidiş-geliş yol yapacağımızı söylesek, inanacak olanlar var” !!! demişti. Ne hikmetse; Makkenziye ikna edemedi.

Ekonomik verileri alarm çalan, kuru 2 senede yarıya inmiş, faizi dünya rekoru kırmış ülkenin siyasi kadrosunun başlarında olup da bir de ekonomik dünya savaşı ile insanları korkutmanın uçsuz bucaksız özgüvenini insan samimiyetle merak ediyor.

Türkiye’yi rekabetsiz olarak idare etme iddiasında olan ve bunu 16 senedir her sene bir öncekinden daha katı bir güç temerküzü ile yapan iktidarın ekonomik alanda karşı karşıya kalınan sorunları dış güçlere, bu zamana kadarki tüm başarıları kendisine yazmasındaki çelişkinin son versiyonuna imza attı Sn. Numan Kurtulmuş.

Retorik iyi bir şey değildir. Retorik kötü bir söz sanatıdır.

“… retorik şovdur. Bir konuşmacı dinleyicileri motive edici sözlerle ve tabiri caizse bombastik bir dille etkilemeye çalışır. Konuşmacının kişisel tarzı argümanını daha etkili kılar. Retorik, bir konuşmacının büyük bir kalabalığa veya gruba hitap ettiği bir çeşit toplu ikna seansıdır. Konuşmacı ile dinleyici arasında hiç ya da çok az diyalog vardır. Retorik kesintiye uğramaz ve katılımcılar arasında argüman veya karşı argüman tarzında bir tartışma olmaz. Retorik ortaya atılan söylemleri görkemli bir hitabetle karşıdakine kabul ettirme sanatıdır.”

Kurtulmuş, sıralanmış retorik ve ezbere yaptığı konuşma ile siyaset yapsa da işin içine savaş sözünü de katmak suretiyle zikrettiğimiz Allah kelamının da alanına girmiştir.

Onun için önemli midir bilmem ama İmam Hatip lisesindeki hocaları bunu hiç de hoş karşılamazdı.

CEVAP VER