Siyasal İslamcılık, siyasal İslamcı suçlamaları

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Zor bir dönem.

Kolay değil.

Medyanın algıları altüst ettiği bir zamanda yaşıyoruz. Eskiden bir kesim bunu yapıyordu, şimdi diğer kesim imkanı yakaladı ve o yapıyor. Zaten beynimiz hemen etiketleyerek depolamak üzerine kurulu, birinin etiketini yapıştırıp depoya atıyor. Bir de bunun üzerine medya ve sosyal medya da gelince, okumaya, araştırmaya ve düşünmeye gerek kalmıyor. İletişim de yoksa, başlıyor karşılıklı atışmalar ve tartışmalar.

Önce şunu ifade edeyim: Siyasal islamcılık başka bir şey, benim burada yazdıklarım ayrı bir şey.

Karar’dan İbrahim Kiras yazı dizisi halinde bu konuyu ele almıştı. Farklı pencerelerden bakmak zorundaydı belki de. Bir bakıma Türkçülük-İslamcılık konusu da önemliydi onun için.

İslamcılık konusunu biraz araştırdığınızda karşınıza çıkan isimler genelde Mısır, Afganistan, Pakistan, Cezayir kökenli kişilerdir. Uzun uzadıya yazmayı düşünmüyorum, zaten suçlama ve etiketleme yapanlar o kadar önem veriyorlarsa biraz araştırırlar.

İsimlere bir göz atalım:

Cemaleddin Afgani (Afganistan-Arabistan, Mısır tarafları), Muhammed Abduh (Mısır), Seyyid Kutup (Mısır), Mevdudi (Pakistan), Ali Şeriati (İran) vb.

Bu kişiler sömürüye karşı çıkan müslüman aktivist ve özgürlük mücadelesi yapan kişilerdir.

Ülkemizde İslamcı olarak adı geçenler de, Osmanlı’nın çöküş dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki sorunlara çözümler arayan ve çözümleri de ‘illa’ İslam’da bulmaya çalışan kişilerdi.

Bakın, bunların hiçbiri ‘SİSTEM’ ortaya koymamışlardır. Dikkatinizi çekiyorum…

Aktivist olarak çıkmışlar, çözümler aramışlar, İslam’a dönüşü savunmuşlar, İslami değerler üzerine bina edilen bir yapıdan bahsetmişler, evet.

Bunları dile getirmek, bu kişilerin sistem fikriyle ortaya ‘SİSTEM’ sundukları anlamına gelmez.

Önce buna açıklık getirmek önümüzü görmemiz açısından çok önemli.
İslam’da çözümler aramak, bulmaya çalışmak başkadır; İslam’a bakarak ‘SİSTEM’ ortaya koymak başkadır.

Ele aldığım bütün konularda, verdiğim bütün örneklendirmelerde temel aldığım ‘Adil Düzen Denemesi’dir.

Adil Düzen denemesi bir sistemdir. Din tabanlı, endeksli bir sistem değil, ‘hukuk’endeksli bir sistem denemesidir.

İslamcılık konusunda ismi anılan hiçbir kişi ‘Adil Düzen’ denemesi gibi bir ‘SİSTEM’ ortaya koymamış, koyamamıştır.

İslamcılık konusunda adı geçenler çözümleri ‘illa’ İslam’da bulma inadında olmuşlardır. Benim ifadem ise, bakın böyle bir sistem denemesi vardır, dünyada tektir, denemeye açıktır, yanlışsa ayak diretmeye gerek yoktur.

Neden mi?

Çünkü benzerlerini dünyada uygulamaya çalışan birçok gruplar var. ‘Adil Düzen denemelerine dünyadan örnekler’ isimli yazımda bunları anlatmıştım.

Konunun ikinci kısmına geçecek olursak.

Bugün yönetimde olanların ‘Adil Düzen’ ile alakaları yoktur. Eğer ‘siyasal İslamcılık’ dini motifleri, dinin terimlerini siyaset alanında kullanmak ve bu yolla oy devşirmek ise, işte Adil Düzen bu dediğiniz değildir.

Adil Düzen, dini terim ve jargonla kendini tanımlayıp reklam yapmış olsaydı zaten bugün çok farklı yerde olurdu.

Adil Düzen’i kullanarak, dini terimlerle siyasi alanda oy devşirmeye çalışanlar oldu mu? Evet oldu. Ama bu insanlar Adil Düzen’le doğrudan bağı olanlar değildi.

Günümüzdeki mantık hatasını ortaya koyalım:

Adil Düzen söylemi nasıl siyasete girdi?

Necmeddin Erbakan vasıtasıyla. İlaveten ‘milli görüş’ söylemini de ekledi.

Ak Parti’yi kuranlar, Erbakan’ın çizgisinde olanlardı.

Ak Parti ve Tayyip Erdoğan da milli görüş çizgisinden olup Adil Düzen söyleminden geldi.

Bugün siyasette dini terimlerle, dini motiflerle oy devşirilmeye çalışılıyor. (Siyasal İslamcılık aslında budur)

O halde, Ak parti ve Tayyip Erdoğan Adil Düzen kurmak istiyor.

Yukarıdaki cümle, görüp görebileceğiniz ve kabul edeceğiniz en büyük hatadır.

Ak parti, Erbakan çizgisindeki kişiler tarafından kurulmuştur. Bu doğru. Ama Ak partiyi kuranların, sistemle ilgili böyle bir dertleri yoktu. Çünkü onlar bunun ‘Zeitgeist’e (zamanın ruhu) uyması gereken bir sistem denemesi olduğunu biliyorlardı. Zaten kopuş da bu yüzden oldu.

Hele bugün geldiğimiz noktada, Ak Parti’nin ve Tayyip Erdoğan’ın ‘Adil Düzen’ kaygısı yoktur.

Ortak bazı kelimeler olabilir (Faize karşı olmak gibi; Af konusunda geçen; kişilerin işlediği suçları sadece o suç yüzünden zarar gören kişi affeder, devlet affedemez gibi) ama bu durum, bugünkü iktidarda olanlar Adil Düzen’i benimseyerek hayata geçirmek istiyorlar anlamına gelmez.

Bugünkü siyasi hayata bakarak, Adil Düzen’i ‘siyasal İslamcı’ olarak damgalamak bilgisizlik ve kolaycı şekilde kötülemedir.

Adil Düzen ne İslamcılıktır, ne de siyasal İslamcılıktır.

Adil Düzen; özgürce düşünenlerin, ortaklığın, birlikte yaşamanın, ilmi olmanın, bilimsel verilerle çalışmanın, dinsel ve mezhepsel ayrımın olmadığı evrensel bir sistem denemesidir.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Sayın Yazar kimse size Erdoğan iktidarının sorumluluğunu yüklemiyor. Ama siz, Erdoğan ve ekibinin iftiralarını ispatlı veriler gibi sunmaktan imtina etmiyorsunuz. Şu ana kadar da yapılan haksızlıklara ve zulümlere bir itirazınızı okumadık. O nedenle Adil Düzen söylemleri mevcut iktidarın yaptığı ayrımcılıkları pekiştirme hamlesi gibi duruyor. Tatlı su aydınlığının ötesine geçemediniz ne yazık ki ve bizim eleştirimiz de buna. Daha dün Ülke TV Şalom’dan birini konuk etti diye pek mutlu oldunuz ve bunu büyük bir devrim olarak sundunuz. Şimdi ben sorayım, muhalif televizyonlar başta olmak üzere bütün basın organlarına el konulup susturulurken siz hangi taraftaydınız ve şimdi hangi taraftasınız? Başka müslümanlar “diğer din mensupları ile diyaloğumuz olsun, görüşelim, onlar bizi tanısın” dediklerinde “zinhar, bu dinimize terstir, siz siyonist uşağısınız” korosunda mıydınız? Yoksa bunu siz yapınca doğru oluyor ama başkalarına haram mıdır?
    Kimse Adil Düzen’in içeriğini (ne yazık ki) tartışmıyor, hatta merak bile etmiyor. Çünkü İslam etiketli (hatta onu çağrıştıran) bütün ürünler fena halde değer kaybına uğradı. Bu konudaki bir numaralı sorumlular şu an iktidardalar ama siz onları eleştirmeye bile cesaretiniz yok. Onların muhaliflerine muhalefet ederek yol almaya çalışıyorsunuz. Geçiniz.

CEVAP VER