Ergenekon ve Krizantem

2

Ergenekon, biraz da krizantem çiçeğine benzer. Efsanevi bir hikayesi vardır krizantemin. Ante adındaki genç ve güzel kız, kırda yakışıklı delikanlıyı görünce bir anda vurulmuş ve gizlice takibe koyulmuş. Delikanlı ise karşılaştığı harikulade bir çiçeği önce koklamış ve sonra öpüp yoluna devam etmiş. Bunu gören Ante, hemen delikanlının öptüğü çiçeği eline alıp öpmüş ve delikanlının dudaklarının sıcaklığını hissedince utancından kızarmış. Bu durum Ante’nin güzelliğine güzellik katmış. Bu güzelliği kıskanan krizantem Ante’nin dudaklarına yapışmış ve bütün kanını emerek onu öldürmüş. Bundan dolayı Krizantem, Avrupa’da ölüm çiçeği olarak bilinir. Genellikle cenaze törenlerinde bu çiçek kullanılır.

AK Parti’nin Ergenekon ile ittifakı bitti mi, devam mı ediyor? Benim gözlemlerime göre çoktan bitti ve kılıçlar çekildi. Bu ittifakın bitmesinin temel sebebi ise iktidar ihtiraslarıdır. Her yere ve her zamana hakim olma şehvetidir. İktidar paylaşmayı sevmiyor. Beraber yola çıktıklarının bugün bulundukları konum bu tespitin en güzel örneğidir; seslerini çıkaracak veya iktidarı eleştirecek olsalar hemen ihanetle suçlanıyorlar.

Neyse konumuz bu değil.

AK Parti Ergenekon ile ittifak kurunca, yapacakları operasyonlara mukabil, bürokraside onlara çeşitli makamlar ve statüler de verildi. Onlar da aldıkları bu makamların karşılığı olarak iktidarın istediği operasyonları yaptılar ve yapıyorlar. Bu operasyonları yaparken isteksiz olduklarını söylemiyorum. Bilakis bu operasyonlar, tam da Ergenekon’un istedikleri idi. Ama bir sorun var. Bu operasyonların çoğunda hukuksuzluk, hatta suç unsuru bulunuyor. Yani hukuksuz işler Ergenekon’a yaptırılırken onları “günah keçisi” ilan etmenin zemini de hazırlanıyor. “Yargı bağımsızdır” söyleminin temelinde bu hedef vardır.

İkinci önemli konu başlığı ise bürokrasideki devamlılık meselesidir. Ergenekon’un üst kademedeki makamlara sahip olduğu bir gerçektir. Zaten AK Parti’nin buraları dolduracak yeterli kadrosu da yoktu. Alt kademelerde ise Ergenekon’a yer yok. Mesela TSK’ya, Adalet Bakanlığına ve Emniyet’e Ergenekon’a sempati duyan bile giremiyor. Mülakat sorularına bakın isterseniz. Durum böyle olunca Ergenekon ile ittifakın sadece yeni kadroların yetişmesi için zaman kazanmak amacıyla yapıldığı anlaşılıyor.

Üçüncü, belki de en önemlisi Türkiye’nin her geçen gün daha da zayıflaması ve imkanlarının talan edilmesi. Türkiye ekonomik olarak, sadece, son bir yıl içinde %50 oranında fakirleşti. İşsizlik her geçen gün artıyor. Fabrikalar, şirketler bir bir kapanıyor. İntihar ve kendini yakma olayları artıyor. Turizm güvenliğe takılmış. Tarım ve hayvancılık çoktan öldü. Eğitim? Son gelen bakan da pes etti, “Yabancı dil neden zorunlu olsun” diyor. Hapishaneler balık istifi. Hamile kadınlar ve bebekler avlularda volta atıyor.

TSK’da “kurmay” sınıfı tasfiye edilmiş oldu. Savaş pilotlarını eğitecek uzman kalmadı. Uçak sayısı kadar savaş pilotu bile kalmadı. Yok ankesörlü telefon, yok yalancı tanık ifadesi… Düşünün ekim ayında, iki asker donabiliyor. Üstelik ailesine de mezarlık görevlileri haber veriyor. İşte burası sözün bittiği yerdir.

Memleketin halinin her gün daha da kötüleştiği bir ortamda bu ittifakın devam etmesini düşünmek Ergenekon’u bilmemek demektir. Ergenekon için devlet her zaman birinci önceliktir ve onlara göre o da elden gidiyor. Danıştay’ın aylar önce aldığı “andımız” kararının, yürütmeye bağlı sekretarya tarafından ilanının ertelenmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. İktidar devleti nispeten istediği gibi dizayn edince, bu kararın ilanına müsaade etti diye düşünüyorum. Bu kararın ilanı Ergenekon’un iktidara değil, iktidarın Ergenekon’a savaş ilanıdır. Belki kararın alınmasına tersi bir gözle bakılabilir. Bu karar üzerinden “bürokratik vesayet” ile yani Ergenekon ile savaş başlamış oldu. İktidar özellikle yargı camiasını tekrar hedefe aldı ki, bu onların “günah keçisi” ilan edilmesi ile sonuçlanabilecek bir durumdur.

Bu köşede yayınlanan “Sıra Ülkücülerde mi?” başlıklı makalemiz bu mevzuyu anlamak için açıklayıcı olacaktır.

Yaklaşan yerel seçimlerde, AKP ve MHP ittifak yapmayacaklarını sert ve kırıcı bir şekilde ilan ettiler. Ama hemen sonra ittifakın devam ettiğini söylediler. Benim aklıma, nedense, 24 Ekim 2013’te Fethullah Gülen’in “Başbakan’ımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye” diye giriş yaptığı tam sayfa teşekkür ilanı geldi. Malum, birkaç gün evvel Gülen anjiyo olmuş ve Erdoğan geçmiş olsun telefonu etmişti. Cemaat-Ak Parti çatışmasının konuşulmaya başlandığı günlerde, bu karşılıklı açıklamalar böyle bir şeyin olmadığını ilan ediyordu. Bu tarihin üzerinden iki ay geçmeden neler olduğunu hatırlatmamı isterseniz, ayrı bir yazı yazabilirim.

Kadere bak ki; Bahçeli’nin yerel seçimlerde ittifak olmayacağını, bir müddet sonra da Cumhur İttifakı’nın devam ettiğini ilan ettiği tarih 23 Ekim 2018.

Anlaşılan bu kış da şiddetli geçecek. Dağda askerlerimizin donması şiddetli soğukların işareti değil midir?

Doğrudan iletişim için: @aagcakulu

2 YORUMLAR

  1. Zaman sizi haklı çıkaracaktır. Ama bu arada çok sıkıntı yasanacak gibi. En kötüsü bir kısım insanlar bunu anlamamakta yine de direnecek. Her yanlışa kılıf bulanlar buna da inanmayacaklar. Rabbim gerçeklerin bir an önce açığa çıkmasını adaletin tecelli etmesini göstersin inşallah.

CEVAP VER