On Bin Ortaklı Ar-Ge Kooperatifi

0
Süleyman Karagülle
Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nde tamamladı.

Bundan önce Sermaye müspet ilmi kendi hükümranlığını sürdürmesi için bir araç olarak kullanıyordu. Dinler müspet ilme karşı direniyordu. Sermaye müspet ilme dayanarak yaptığı sanayi keşiflerini mucize olarak kullanıyor ve insanlığı dalalete götürüyordu.

21. yüzyıla girmeden önce denemelerde yalan söylenmiyor, her bilim insanı verilerini tam veriyordu. İlimden kendisinin de faydalanması için buna ihtiyacı vardı. Bugün ise Sermaye artık yalan söylüyor. Verileri tahrif ediyor. Birçok alanda olduğu gibi ilaç üzerinde yaptığı araştırmalarda hileler yapıyor. Gelirlerini artırmak için ilaç olmayan birçok şeyi ilaç diye pazarlıyor, ilaç olanları tanzim ettirdiği raporlarla kullandırtmıyor.

Artık deneylerde de saçma yorumlar yapıyor. Tanrı ile hiçbir ilgisi olmadığı halde keşfedenin de muhalefetine rağmen tanrı parçacığı diyerek sanki Tanrı’nın yokluğuna bir delilmiş göstererek insanların inançlarına yine saldırıyor.

Batı fizikçilerinin daha bilmediği veya henüz keşfedemediği Kur’an’a dayanarak geliştirdiğim bir teorime burada işaret ederek durmak istiyorum.

Elektron ve pozitronlar birbiri etrafında dönerler ve dengelerini korurlar. Ne var ki birbirlerinin etrafında dönerlerken mıknatıslanırlar. Böylece onu dengede tutan başka mıknatıslara gerek kalmaz. Sekiz yüzlü şeklin yüzünde yerleşen çiftler merkezdeki pozitron veya elektron miktarı ile dengelenir. Böylece 17 atomlu ve pozitif veya negatif yüklü bir parçacık meydana gelir. Bu ilk birleşik parçacıktır. Bunlardan altı tanesi birleşerek bir merkezin etrafında dönmeye başlayarak birbirlerini dengelerler, 102 parçacıklı ikinci parçacık oluşur. 6*17=102

Bu parçacıklar da yine kürenin altı üç çemberinde yerleşir ve dönmeye başlar üçüncü birleşik parça oluşur. Böylece 612 parça eder. Bunlardan üçü bir pozitronun etrafında dönerek dengelenir, böylece 1836+1 (merkezdeki pozitron) en büyük parçacık proton oluşur. Bunlar da etrafındaki elektron ile hidrojen atomunu oluşturur. Proton sağlam bir parçacıktır. Diğer parçacıklar da bunların birleşmesinden oluşur. Protonu meydana getiren üç parçacık gözlenir. Ancak 102 parçacıklı parça ile 17 parçacıklı parça daha gözlenmiş veya keşfedilmiş değildir.

Bundan sonra bu hidrojen atomu birleşerek diğer atomları oluştururlar. 118 elementi oluşturmada ondan büyük çekirdekler oluşamamaktadır.

Higgs isimli İngiliz Fizikçi “Higgs bozonu” adıyla bir teori geliştirmiştir. Buna göre evren bir çeşit enerjiden doğmuş olup bu enerjiye fizikte “Higgs Alanı” denilmiş ve deneyde bulunan maddenin Higgs alanına uyduğu iddia edilmişse de sermaye buna “tanrı parçacığı” diyerek takdime çalışmıştır.

Deney sonuçlarının Higgs alanı ile bir ilgisi yoktur. Çok yüksek hıza çıkarılan atomlarda molekül alanından çekirdek alanına geçilir. Moleküllerde Newton kanunlarına benzer çekimler geçerli olduğu halde çekirdek fiziğinde Newton kanunları geçerli değildir. Onun yerine alıp verme kanunları geçerlidir.

Bunu şöyle izah edebilirim. Bir babanın iki oğlu ve bir villası vardır. Baba villanın satışını vasiyetle yasaklamış, bu iki kardeşin ancak birlikte bu villadan yararlanabileceklerini vasiyetnamesine koymuştur. Ayrılan diğerine bırakmak zorundadır. Villayı terk edemedikleri için oğullar orada kalırlar ve orada çoğalırlar. Allah çekirdekteki elektrik yükleri 1,2,3 kararlı olarak yaratmış, negatif yükleri ise 1,5 2,5 3,5 şeklinde yarım kuantumla yaratmıştır. İki çekirdek birbirini ittikleri halde bir elektron yarım yük fazla olduğu için o bir proton çalarak ona atlar sonra tersine atlar böyle iki atom arasında çekimi sağlar. Cinler çekirdekten oluşan kimya ilinde yaşarlar.

Hız yükselince madde molekül kimyadan çekirdek kimyaya geçer ve o kanunla çalışmaya başlar. İşte o zaman protondan büyük parçalar oluşur.

Evrende bulunan hidrojen atomundaki ilk 17’lik parçacığına bezeyen bir parçadan ibarettir. Higgs alanı değil ama Kur’an’dan istidlal ettiğimiz alanın varlığını kanıtlar.

Artık batının Ar-Ge çalışmalarına güvenilmez bir durum almıştır. Bütün ilahi dinler birleşip bir Ar-Ge merkezini kurmalıdırlar. Bu merkez deneylerin verilerini yalan söylemeden insanlığa aktarmalıdır. Herkes ilmi düşünme imkânını bulmalıdır.

CEVAP VER