İslam algınızı gözden geçirmek ister misiniz?

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Öncelikle gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Fehmi Koru Bey’e teşekkür etmek istiyorum. Dünkü yazımda, yazılarımızın seslendirilmesi hususunda bir ricada bulunmuştum. Kendisi de bu ricamı kırmayarak, dünkü yazımı kendisi seslendirmiş ve link olarak eklemiş. Görme engelli vatandaşlarımız için güzel bir gelişme olacağı kanaatindeyim. Bundan sonra yazılarımı seslendirerek, görme engelli vatandaşlarımızın da bilgi sahibi olmalarını sağlayacak olmak beni sevindirdi.

Gelelim bugünkü konumuza.

İslam algınızı gözden geçirmek ister misiniz?

İslam’la ilgili hazırladığım sorular, aslında projem için bir ön çalışma. Almanya’ya gelmiş sığınmacı gençler, yetişkinler için. Ama aynı zamanda, Almanya’da yaşayan Türkiye’li çocuklar ve gençler için de yararlı olacağını düşünüyorum.

……………………………………….

Bu yazıyı sesli de dinleyebilirsiniz:

……………………………………….

Çocuklarımızın, gençlerimizin ve hatta yetişkinlerimizin zihinlerinde neler olduğu çok önemli. Zihinlerin içinde ezberlenmiş-kabul edilmiş ve kalıplaşmış doğrular var. Bu doğruları hayata uygulama sorunu var ki, İslam’ın sunduğu birçok güzel özellikleri hayatın içinde göremiyoruz. Özellikle İslam-ahlak ilişkisi bunlardan en dikkat çekici olanı.

Günümüzde aslında zihinler daha da karışık. Fetö olayı insanlarımızı allak-bullak etti. Dine ve dini yapılanmalara karşı güveni hallaç pamuğu gibi dağıttı.

Sonrasında çıkan Deizm tartışmaları.

Ve son günlerde de medyaya, sosyal medyaya yansıyan muhafazakar yazarların ilginç söylemleri. Eğitime, kültüre, aydınlanmaya karşı olma gibi.

Ya da Laiklik, Devlet düzeni, Aile ilişkileri ile ilgili konularda dillendirilen garip çıkışlar.

İnsanımız ne yapsın, hangi dala tutulsun, kimleri okusun, kimleri takip etsin? O kadar zor bir konu ki. Zor-zor ama, bana göre bir o kadar da güzel gelişmeler.

Neden mi?

Çünkü İslam her bireyin kendisi olmasını istiyor. İslam her bireyin araştırıp, doğruyu kendisinin bulmasını istiyor.

Peki nasıl bulacağız? Öncelikle zihnimizdeki öğretilmiş, bize dayatılan anlayışları ve algıları gözden geçirerek.

Sığınmacılar için hazırladığım ‘İslami entegrasyon’ projemin alan çalışması için hazırladığım kamuoyu araştırması soruları da, aslında bunu hedefliyor:

İslam sizin için ne ifade ediyor,

Düzenli olarak ibadet ediyor musunuz,

İslam, Almanya için hangi işlevlere sahip,

Avrupa değerleri, İslam’ın değerlerine uyuyor mu; uyuyorsa, hangi bağlamda ve ne kadar uyuyor,

Hz. Muhammed’in Medine’deki hayatı hakkında neler biliyorsunuz,

Hz. Muhammed’in Medine’de Hristiyanlarla ve Yahudilerle beraber yaşadığını biliyor musunuz,

Medine Sözleşmesi hakkında bilginiz var mı, Medine Sözleşmesi’nin amacı neydi,

Ve son soru da şu: Size göre, bugün İslam, müslümanlara ve insanlığa ne sunuyor?

Bu sorularla zihinlerin içindeki kalıplaşmış bilgi depolarını harekete geçirmek, benim için önemli. Türkiye’de yaşayan ve kendini ‘müslüman’ olarak tanımlayan milyonlarca insan için de geçerli sorular. Belki bunlara başka sorular da eklenebilir.

Neden mi?

Belki bazı şeyler eskiden kısık sesle konuşulurdu ama artık çekinmeden, ‘söylediğim nereye varır’ demeden, önünü-arkasını düşünmeden konuşmalar yapılıp, yazılar kaleme alınıyor.

Eskiden muhafazakarların (İslamcıların) ideal İslam devleti düşünceleri, hülyaları vardı. Bugün herkes çok müslüman ama gelin görün ki, İslam bünyenin içine işlememiş.

Namaz kılan çok, cami yapmak yarışa dönmüş, herkes örtülü ve dindar…

Bu kadar gelişmeye karşılık toplumda, siyasette, ticari hayatta ve ülkede İslam’ın güzide özelliklerini görüyor muyuz?

Bence hayır.

Hz. Muhammed (sav) dostuna, düşmanına güven verip, kendine olumsuz bakanların bile sempatisini kazanmışsa, demek ki bugünkü müslümanlar O’nu tam manasıyla anlayamamışlar.

Demek ki, ezbere İslam’la, kabullenilmiş ama üzerine tuğla konulmamış müslümanlıkla buraya kadar.

Yukarıda sıraladığım sorulara eklemeler yaparak, Türkiye’de yaşayan müslümanlar için de bir çalışma yapılabilir.

Peki yukarıda sorulara neler eklenebilir?

Kaç kuşaktır siz ve aileniz müslüman olarak yaşıyorsunuz,

Müslüman olarak doğdunuz, öyle olmasaydı, İslam’ı din olarak seçmek aklınıza gelir miydi,

Kendinizi bilmeye başladıktan sonra ‘neden müslümanım’ sorusunu kendinize sordunuz mu,

Diğer dinler (Hristiyanlık ve Yahudilik) hakkında kitaplar okuyarak bilgi sahibi oldunuz mu,

Bir müslüman olarak, İslam’ı, Hristiyanlık ve Yahudilik’ten ayıran 10 özellik sayar mısınız,

Hz. Muhammed’in Mekke’de 13 yıl neler yaptığını ve neleri tebliğ ettiğini biliyor musunuz,

İbadetlerle ilgili ayetler ne zaman gelmiştir,

Hicret’ten sonra Medine’de hayatın nasıl olduğuna dair bir kitap okudunuz mu,

‘Siz hiç düşünmez misiniz, Siz hiç akletmez misiniz’ ifadesi geçen ayetler, sizce Kuran’da kaç adettir,

Hz. Muhammed’in hayatı ile ilgili bir kitap okudunuz mu,

Hz. Muhammed, bugün Türkiye’de yaşasaydı, acaba hayatı sizce nasıl olurdu?..

Aslında sorular çok fazla, ama gelin görün ki, daha sanata, kültüre, medeniyet algısına gelemedik bile.

Olsun, bu soruları düşünmek, cevaplarını aramak, içselleştirerek İslam ve müslüman olmaya dair keşfe çıkmak çok önemli bir süreç.

Bu keşif başladığında, her birey kendisine şu soruyu sormaya başlayacak:

‘Benim İslam’ı öğrenmem, anlamam ve hayata geçirmem için illa kutsal bir kişiye ihtiyacım var mı?

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Sevgili hocam!
    Evvela: bu tür yazılarınızı çok takdirle ve coşkuyla okuyorum. Ve devam yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.
    Sonra: dini konulari başkaları üzerinden anlatmanız yazılarınızın etkisini azaltır diye düşünüyorum.( Neredeyse ‘fetöyü’ icad etmeselerdi dinin güzellikleri unutulup konu şulamayacakti)
    Daha sonra: belli ki Gülen cemaati üzerine bir araştırma yapmak yerine benim gibi günahkarlar üzerinden bir kanaat sahibi olmuşsunuz. Oysa bilmiyorum deyip hiç bahsetmeyerek nispeten sorumluluktan kurtulabilirdiniz….. ( Neyse sizi üzmek istemem)
    Netice: sizin yazilarinizda anlattiginiz meseleleri eksiksiz ama çok daha fazlasını ben yıllardır onlardan okuyorum. 20-25 yaşlarındaki gençlerde aynı sizin anlattıklarını zı anlatıyorlar, yaşı ileri olanları aynı meselelerin yüksek hakikatlerini anlatıyorlar.
    En bilindik bir isim Ali Ünal yıllar önce aynı meseleleri anlattığı videoları YouTube da hala var.( Kendisi şimdi hapiste Allah sabır versin)
    Allah’ın dini kimsenin tekelinde değil. Öyleyse ben sizden de dinlemek, okumak isterim. olaki daha iyi anlarım.
    Ama siz benim sevdiğim insanlara iftira atmaya devam ederseniz ben nasıl sizi dinleyebilirim ki?
    Fakat 15 temmuz ortada duruyor derseniz, onu da kendilerine sorun efendim. İki senedir onlarda nasıl olduğunu anlamaya çalışıyorlar.

  2. Ali Ünal dan bahsedince şu sözünü hatırladım ” her bilgi hakikat değildir, hakikat bilginin akıl süzgecinden süzülen öz dür geri kalan toplanan bilgilerin posasıdir”

CEVAP VER