Bir romandan parçalar: Selim Usta’nın hikayesi (68)

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

18 Kasım

Köln-Rodenkirchen

Uykusuz Uzun Gece

Selim, Günter Gottfried’in yanından ayrılıp odasına dönerken, ne çevresini ne de yanında yürüyen Kurt’u algılıyordu.

Adeta hayatının en büyük şokunu yaşamış gibiydi.

Şimdiye kadar birçok tecrübeler yaşamış, devletlerle ilgili özel bilgilere ulaşmış, gizli çalışmalar yapmıştı ama bugüne kadar karşısına Zeytin Ağacı Örgütü çıkmamıştı. Belki de bundan dolayı konuşmalar onu bu kadar şaşırtmıştı.

Kurt kapıyı açıp, buyrun der gibi eliyle gösterdiğinde, arkasına hiç bakmadan odaya girmiş ve pencerenin önüne kadar gelmişti.

Birkaç saat önce zihninden neler geçmişti, neler düşünmüştü oysaki.

Şu an beynindeki bütün ana taşıyıcı kolonlar yıkılmış ve düşünce sistematiği allak bullak olmuştu adeta.

Pencereyi açıp, sigara kutusundan bir sigara çıkardı. Çakmağından çıkan ateş tütünü alevlendirirken çıkan ses, odada yankılanmıştı.

İnsanların hayatlarında çok nadir anlardır; kendisini, ailesini, planlarını, yaşamayı unutturan.

Selim de bu anlardan birini yaşıyordu.

Sigarasından çekerken lokantayı ilk açtığı gün geldi aklına.

Ali Güven Bey gelmişti. Lokantasının açılması için çok yardımlarda bulunmuş, hatta lokantanın kiralanmasını bile o ayarlamıştı.

Kendisine yemek kültürü ile ilgili bir dernek kurulmasının çok iyi olacağını ve böyle bir dernek çalışmasıyla, çok güzel faaliyetler yapılabileceğini vurgulamıştı.

O zamanlar bu oluşumdan hiç bahsetmemişti.

Aytunç Kabalalı’nın, yakın arkadaşım dediği, tasavvuf ehli gibi giyinen kişiyle geldikleri zamanı tekrar düşündü.

Demek o adam Günter’miş diye mırıldandı….

Sigarası bittikten sonra hiç düşünmeden bir tane daha yaktı.

Günter’in söyledikleri zihninde yankılandıkça tekrar tekrar konuştuğunu duyuyordu.

‘Dinler bizim için kriter değildir.

Bizim için önemli olan iyi insan olmaktır.

Tanrısallık parçacığıdır.

Zeytin Ağacı oluşumunun üyeleri olan Arınmışlar, herzaman doğal davranırlar ve bu da kadere uygun olan çalışmadır.

Hiçbir zaman insanların bilinçlerini yada bilinçaltlarını yönlendirmezler.

İnsanların kendi zihinleri ile karar vermelerini ve özgür olmalarını hedeflerler.

Her insan hayatında en az bir yada birkaç kez olumlu insanlara, iyi niyetlilere rastlamıştır.

Bu insanlarla konuşurlar, bu konuşmalar kişide olumlu düşünceleri tetikler.

İşte bu olumlu insanlar Arınmışlardır.

Almanya’da eleştirel mizah yapan H.Tater, V.Kispers gibi kişilerde bile bu durum olmuştur.

Bu kişiler daha sonra üzerine düşünüp, kendilerine yeni bir yol çizmişlerdir.

Sizin ülkenizde de böyle kişilere rastlarsınız.

Ancak Türkiye’de din ve siyaset normalden fazla şekilde önemsendiği için bazı karışık durumlar ortaya çıkar. Bundan dolayı da Arınmışlarımız çok dikkatli olmak zorundadır.

Sezen A., A. Ilıca, Orhan G., Deniz B., Fatma Ş., Tuğrul T., Bayazıt Ö., Fatih A.

Bu isimlerden sadece birkaç tanesidir’.

Balkon kapısını kapatıp, kendini koltuğa bıraktığında düşünmekten yorulduğunu daha fazla hissetti. Lavaboya gidecek kuvveti bulamamıştı kendisinde.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER