Şehirleri Kadınlara Emanet Edin. Her Yer Gül Koksun.

0

Ka-der ile geçirdiğim koca bir Cumartesi ve ardından Sn. Karaoğlu ile yaptığım röportajın  üzerinden kısa süre geçti. Hala Belediye seçimlerine çok uzun bir zaman olduğunu düşünüyorum. Ekonomi tuhaflıklarla dolu özgün projelerle seçime kadar idare etme telaşında.

AKP dağınık ergen çocuklar gibi, kirli pantolonu, kazağı dolaba, çekmeceye tıkıştırıp ortalığı topladığını, pasaklı ev kadını gibi kirli bulaşığı deterjan kullanmadan sudan geçirip tezgaha koyup temizlik yaptığını ifade telaşında. EYT’ciler bu defa MHP’nin çekimser oyu ile değil bizatihi Arzu Erdem’in göğsünü gererek ilan ettiği RED oyu ile hayallerini yeni baharlara erteliyor.

Tam da Arzu Erdem’in bir kadın olarak ortaya koyduğu kendi ideallerini liderine feda etme tavrı bu kadar güncel iken, İstanbul’un Saraçhane’deki 1. dairesine ve Şişhane’deki 6. dairesine lidere değil de halka tabi olacak iki kadın adayın adının geçtiğini hadi diyelim ben hayal ettim. Siz deyin ki duydum.

Sedef Kabaş çok güzel söylemiş; “Almanya bizi kıskansa da biz de Alman ekonomisini kıskanıyoruz ya, orada Merkel ve AB’ye veda edecek kadar özgüvenli Kraliçe’nin ülkesi İngiltere’de May. Her ikisi de kadınların bu kocaman ülkeleri pek de güzel idare ettiklerinin timsali.”

Bizdeki gibi kurmalı barbie misali bir yere kadar konuşup ondan sonra replik okuyanlardan değil. Tabii bunda kusur ya da eksiklik kadınlık halinde değil. Siyaset halinde.

MHP’nin AKP’ye bağlanan liderinin wi-fi ağı belli ki vekillerini de kapsama alanına çekiyor. Hoş kadın ya da erkek ne farkeder? Cemal Enginyurt’u alın Arzu Erdem’le mukayese edin. Tek fark zerafet. Ama siyasi zerafet değil tabii. Estetiğe dair zerafet.

Her ne ise estetiği erbabına bırakalım da kuşların değil bizatihi bize göre sözü olanların dilinde Saraçhanebaşı ve Tepebaşı için yakışan kadın adayları size aktarayım.
Hayal de desek olur. Ütopya da. Lakin İstanbul’u ve de Beyoğlu’nu, Beşiktaş ya da Şişli’yi kimin kazanacağından ziyade kimin artık kazanmaması ise de mesele yine de fark yaratacak kadın adayları heyecanla kaleme aldım.

Önce Sn. Nesrin Nas. Bu köşede konuğum da olmuş idi. Lakin bundan çok daha fazla meziyeti haiz. Sadece Youtube’de kendisine dair videoları izleseniz iktisat alanında sahip olduğu birikime şapka çıkartmaz saçınızı kazıtırsınız. CV’sini bizim zikretmemize lüzum yok ama yine de başlıklar itibariyle hatırlatalım.

Hadi Kayserili diyeyim de gerisini söylemeyeyim. Kandırması zor olanlardan. Tam da bu ülkede ihtiyaç duyulanlardan. Marmara İktisat’ın öğrencisi, hocası. Euromoney danışmanı ve ANAP’ın genel başkanlarından. ANAP deyip geçmeyin. Demir leblebi idi bir zamanlar.
Özal’ın vefatından 10 yıl sonra ANAP’ın aklı başına gelip Nesrin Hanım’ı başkan seçmesi ne kadar iddialı idiyse de zamanın ruhu ve AKP’nin hızlı treni ne ona ne de partisine bir daha şans kapısı açmadı.

Dünle birlikte gitti cancağızım artık yeni şeyler söylemek lazımsa eğer. Nesrin Nas epeydir yeni şeyler söylüyor. İttifaka da gerek yok. -Bu arada Pervin Buldan ortak adayları destekleyeceklerini açıkladı.- Kimi başkan seçmeyeceğini bilenler eğer Millet İttifakı bu “Smart Lady”yi (bilerek İngilizce yazdım, anlayanlara) tercih ederse eminim ki muhalefetin diğer bileşenleri de tereddüt etmeyecektir.

Nesrin Nas’ın; “Nas”ı adalet, hukuk ve standart üzerine ve ona aklını her ne pahasına olursa olsun seçim kazanmakla ve rakiplerini alt etmek için meşru/gayrimeşru her yolu mübah saymakla mükellef görenler dışında herkesin oy vermemesi için bir sebep yok. Onun ağzından duymadığımız sözler ötekileştirme, kamplaştırma, kayırma olduğuna göre ondan bekleyeceğimiz yegane netice de tabii ki birleştirme olacak.

Halkın, tek silahının hukuk olduğunu bilip buna sahip çıkması gerektiğini haykırdı. “Halkın tek gücü var, o da hukuk. O da olmazsa, hapse de girebilirsiniz, malınıza da el konulabilir, öldürülebilirsiniz.” Bunlar onun sözleri…

İstanbul Belediyesi’ni yönetmek için ihtiyaç duyulan şeye yani hukukla hareket etme hassaslığına sahip.

İstanbul’un AKP’nin neredeyse 25 yılı bulacak iktidarında yok edilen çayırlarında bayırlarında milyonlarca yaban gülü vardı belki de. Tam 25 yıl sonra bir yaban gülü yani Nesrin NAs, İstanbul’a belki yitirilen ağacı böceği geri getirmez ama en azından elde kalanı garanti eder. Aday gösterirseniz 4. oyu benden. (Nesrin Nas; evli 1 çocuk annesi)

Nesrin Nas yabangülü ise adı ile müsemma Gülseren Onanç’ın da Beyoğlu’nun 6. dairesinin o üst katı kaçak binasının kaçak katlarını yıkıp mebzul miktarda yabangülü sermesini şiddetle destekliyorum. Şiddet derken tabii ki o kadınsı şiddet. Güllerden şiddet.

Beyoğlu’na İstiklal’e tatbik edilen ve Kadıköy’e Beşiktaş’a yutkunarak bakan esnafı icat eden AKP tarzı siyaseti tarife gerek yok. Beyoğlu’ndan kazandığı ile kurduğu çadırlarda Ramazan’da iftarı sair zamanda tiyatrosu tadında derme çatmalığı ilan peşinde oldu yıllardır. İstiklal’de aldığı oyu parmakla sayacağınız AKP Beyoğlu’na dahil ettiği Beyoğlu ile ilgisiz semtler ile kurduğu tahakküm düzenini devam ettirmek için çok istekli. Lakin Beyoğlu’nun da esnafın da canı kalmadı. Bırakın esnafı, Beyoğlu müdavimini, Narmanlı’yı dahi açamayan büyük yatırımcı dahi bu sakillikten bıkmadı ise usanmış olmalı.

Tam da bu anda İşletme Mühendisi ve babasının kızı olmak dışında CV’sinde bolca “Bullet” (bilerek ingilizce yazdım) olan Gülseren Onanç aday olsa ona oy vermemek için çok da neden bulamazsınız.

Yani illaki Beyoğlu’nda zar zor geçinen mekanların Kadıköy’e ve Beşiktaş’a doğru devam etmelerini istiyorsanız tabii ki oy vermezsiniz. Zaten bir açık hava AVM’si olan İstiklal’i, Grand Rue Pera’yı kapalı AVM’lerle doldurmaya devam edecekseniz tabii ki vermezsiniz.

Taksim meydanını dünyanın en sıkıcı betonarme meydanı halinde görmeye devam edecekseniz vermezsiniz. Daha fazla kitapçı kapansın, aynı şekerleri lokumları satanlardan onlarcası caddeyi kaplasın istiyorsanız vermezsiniz. Beyoğlu’nda yaşadığım için daha yazacak çok şeyim var, lakin konu Beyoğlu’nu kim kazansın değil kim kaybetsin ise önce İstiklal’e yukarıdan aşağı gül seren bir Gülseren bulmak şart.

(Şişli-Beşiktaş veya başka ilçeler de olur)

Ben bir tane tanıyorum.
Ka-der’e inanıyorum.
Güllerin galip geleceğine de.
Tek yapılması gereken sebat ve inanç.
Gerisinde tabii ki takdir yüce Mevla’da.

CEVAP VER