AKK-Merkel-Barley: Almanya ve Fransa

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Angela Merkel’in, genel başkanlığı bırakacağının duyulmasından sonra CDU için yarış başlamıştı. Spahn, Merz ve AKK genel başkanlık için çalışmalara koyuldular.

AKK kısaltmasıyla tanınan Annegret Kramp-Karrenbauer, kullanılan oyların %45’ini alarak genel başkanlığı göğüsledi. Zaten kendisi, Merkel’in desteklediği adaydı ve sonucun böyle olacağı aslında bekleniyordu.

Almanya’da yaşayan Almanlar bile, Merz’in ‘lobici’ olduğunu ifade ederek pek taraftar değillerdi.

Kramp-Karrenbauer’in seçilmesiyle sorular da sıralanmaya başladı.

Acaba bundan sonra ne olacak?

….

Bu yazıyı yazarının sesinden dinleyebilirsiniz de:

Kramp-Karrenbauer, üç çocuk annesi ve aynı zamanda Saarland eyaletinde çeşitli görevlerde bulunmuş, 1981 yılında CDU’ya girmiş, politika ve hukuk eğitimi almış başarılı bir siyasetçi.

Bundan sonra neler olacağı ile ilgili soruların olması, daha sağa kayan bir görüş içinde olacağı tahmini sebebiyle. Bundan dolayı da, Almanya’da yaşayan Türkiye’liler de aynı soruları dillendirdiler, acaba bundan sonra ne olacak?

Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, Kramp-Karrenbauer’in genel başkan seçilmeden önce ifade ettiği cümleler ve takındığı tavırlar, şu andan sonra çok da bağlayıcı olmayacaktır. TV programlarına konuk olmaya başlamasıyla, bunu daha yakından görmüş olduk.

Almanya’da yaşayan yabancılardan daha önce TV programlarındaki moderatörler, sonrasında politikacılar ve başta SPD, bu konuda onu köşeye sıkıştırmaya başladılar.

Almanya’da işleyen bir sistem var. Bu sistem, başa geçen her genel başkanı değiştiriyor ve dönüştürüyor. Bundan dolayı da, Kramp-Karrenbauer’in Şansölye olduğunda söylemi de bu doğrultuda değişecektir.

CDU’da bu gelişmeler yaşanırken, dün de SPD’de AP (Avrupa Parlementosu) seçimleri için adayların yarışı vardı. Bu yarışı da bir kadın göğüsledi, Katarina Barley. Neredeyse oyların %99’unu alan Barley, ‘sosyal bir Avrupa’ya ihityacımız var’ söylemiyle, hem AfD’ye ve hem de AB’ni (Avrupa Birliği) sıkıştırmaya çalışanlara mesajını vermiş oldu.

Avrupa Birliği’ni sıkıştırmaya çalışanlar kimler?

Avrupa Birliği’nin dağılması için uğraşanlar ve bundan sevinecek olanlar derken ne demek istiyorum.

Fransa’daki ve özelde Paris’teki olaylar, hepinizin malumu.

Türkiye’de de bu konuyla ilgili çok yazılar yazıldı, tezler ileri sürüldü. Kimisi Gezi Olayları’na benzetti, kimisi sevinerek ‘Avrupa şehirleri yanıyor’ naralarıyla başlıklar attı, kimileri de komünizm gelecek ümidiyle toplumsal direnişi özendirmeye çalıştı.

Fransa’daki olaylardan nemalanmak isteyenler sadece Türkiye’de değil; Almanya’da da aynı kişiler mevcut. Özellikle sol partiler, açıkça insanları ayaklanmaya çağırdılar. Bununla ilgilidir, değildir; ama bugün yani Pazartesi günü, Deutsche Bahn (Almanya Demiryolları Şirketi) grev yapacak. Bundan en çok etkilenecek olanlar da, her gün işe gidip-gelecek çalışanlar. Bu insanların sıkıntıya düşecek olmaları, sol partiler için o kadar da önemli değil. Bu durum, aynı Paris’teki olaylarda yaşanan hayatı düşünmeyip, olaylardan memnun olanların durumuna benziyor.

Hak aramak güzel, hak aramak en doğal tepki.

‘Hak verilmez, alınır’ düşüncesiyle hareket eden bu insanları anlıyorum.

Kapitalizm’in insanları nasıl ve ne kadar köleleştirdiği hepimizin malumu. Kapitalizme tepki gösterelim derken ‘şiddet’in bu kadar yaygınlaşması, yaygınlaştırılmaya çalışılması ve hatta ‘şiddet seviciliği’ne evrilen psikolojiyle, sanki dünyayı kurtarıyormuş gibi olunmasını anlamak gerçekten mümkün değil.

Neden mi?

Çünkü tepkisel hareketlerle yeni sistem kurulmaz ve hayata geçmez. Tepkisel haraketler, hep tepkide bulundukları düşüncelerin ardında kalmaya mahkumdurlar. Bu tür sistemler de, insanlara sağlıklı faydalar sağlamazlar.

Komünizm’i bu kadar meşhur eden samimi duygular, davranışlar ve çalışmalar, ilk defa İspanya’da ortaya çıkan ‘anarşistler’ vesilesiyle gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Samimi duygularla hareket eden ve güzel çalışmaların içine giren bu insanlar da, yanlış gördükleri düzene karşı ‘şiddet’ yolunu benimseyerek değil, alternatif yaşam modellerini düşünerek, hayatlarında yaşayarak eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaşam ortaya koymuşlardır.

Onların hayatları ve yaptıkları, daha sonra kimileri tarafından kullanılarak, sistem dayatması gibi insanlara sunulmuştur.

Evet, kapitalizm sömürü düzenidir.

Evet, kapitalizm zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmaktadır.

Evet, kapitalizm insani olmayan bir sistemdir.

Ama bunların hiçbiri, şiddeti, sokaklarda terör estirmeyi, başka insanların huzurunu kaçırmayı ve heyecan yaşamak isteyen gençlerin tatminleri için vandallık yapmayı mübah kılmaz.

Evet, gene her zamanki gibi kolaycılık, gene her zamanki gibi kestirmecilik, gene her zamanki gibi fikirsel ve eylemsel köşe dönmecilik.

İnsanlara huzur, mutluluk, barış, sevgi ve adalet getirecek sistemler bu kadar kolay ve şiddet yoluyla gelmezler kanaatindeyim…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Bugün Alman Demiryollarındaki uyarı grevi nedeniyle milyonlarca insan istediği yere vaktinde varamıyor. Greve anlayış gösterenler var, kızanlar var ama, politika karışmıyor.

    Demokrasi böyle bir şey olsa gerek.

CEVAP VER