İstanbul; sen mi büyüksün, Türkiye mi?

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Hani bir klişe vardır ya: ‘İstanbul seni yenicem. Sen mi büyüksün, ben mi?..’

Abarttım mı?

Yok, bence abartmadım. Çünkü görünen manzara bu. Partilerin algısı böyle ve insanlar da bunu kabullenmiş durumda.

Seçim maratonu başladığından beri söylediğim sözü tekrarlıyorum: ‘Projeler değil, şehirleri alma taktikleri, savaşları konuşuluyor. Bu, hiç normal bir şey değil’.

Ama rahatsız olan var mı?

Hayır, yok. Çoğunluğun yaptığı yanlış olsa da, yapılmaya devam ediliyor mu?

Evet.

Bir yanlış, çoğunluk tarafından normal görüldüğü için yanlış olmaktan çıkıyor.

Durum böyle olunca da, normal düşünceyle olaylara bakmak, tabii ki çok zor.

Bu yazıyı isterseniz yazarının sesinden dinleyebilirsiniz de:

………

İstanbul için ismi geçen Binali Yıldırım, henüz kararını açıklamadı. Onunla ilgili düşünenler, çözümler arayanlar haddinden fazla.

Protokol sorununu aşmaktan tutun da, Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmek zorunda olmamasına kadar.

Evet, en son çözümü de Devlet Bahçeli sundu.

‘Aday olur, seçilince istifa eder. O zamana kadar başımızın üzerinde yeri var’.

80 milyonluk, 783.562 km²’lik koca bir ülkede konuyla ilgili yasa ya da kanun yok ki, Devlet Bahçeli şerh koyarak, konuya bir çözüm sunuyor.

‘Yeni sistemle Meclis’in değeri, konumu zedelenmiştir’ dendiğinde, buna itiraz edenler acaba şimdi ne düşünüyorlardır?

İstanbul için aday olmanın ve İstanbul’a belediye başkanı olmanın, Meclis Başkanlığı’ndan daha değerli olduğu reel verilerle ispatlanmış oldu.

Dün mecliste tartışma çıkmış, milletvekilleri birbirlerine girmişler. Akp’li bir milletvekili CHP’ye, HDP’ye ve İyi Parti’ye yüklenmiş ve İyi Parti Denizli milletvekili de küfürlü hitap ettiği için kavga çıkmış.

Meclis’in durumu, konumu ve hatta Meclis Başkanlığı’nın karizması çiziliyor, ama buna ses çıkaran yok. Ne kadar ilginç öyle değil mi?

Sadece bana mı ilginç geliyor diye bir soru yöneltmek isterim ama cevabı da az çok belli.

Bir kesim için, ‘evet, olabilir’; diğer kesim için, ‘ne münasebet canım, herşey çok düzgün rayında gidiyor’ durumu şimdiki halimiz.

Devlet geleneği diye bir kavram vardı, bilir misiniz?

Bugünkü devlet geleneği ne acaba diye bir soru da aklıma geldi. Hakikaten nedir bugün devlet geleneğimiz.

Devlet demek sistem demektir. Görünen-görünmeyen, yazılı olan-olmayan devlet sistemi.

Meclis Başkanı’nın istifa edip-etmeyeceği bu devlet sisteminde belli değil midir ki, Devlet Bahçeli fikrini beyan edip, bu konu tartışmaya kapanmıştır diyebiliyor?

Gerçekten çok ilginç günlerden geçiyoruz.

Bir tarafta bunlar olurken, öbür tarafta ‘kibirlenmemek’ konusu üzerine demeçler veriliyor. Seviniyoruz, ama sevincimiz kursağımızda kalıyor.

Neden mi?

Millete hizmet çok güzel dillendirilirken, başka bir tarafta toplumun belli kesimi sürekli sindirilmeye çalışılıyor.

Türkiye’nin yedi bölgesine hitap ederek kurulan Ak Parti, her geçen gün tehlikeli bir kıskacın içine sürüklenmekte. Geçtiğimiz günlerde Sırrı Süreyya Önder, cezasının onanmasıyla cezaevine giderek teslim oldu. Cezaevinde olan diğerlerinin durumu da malum.

Evet, Kürt kökenli vatandaşlarımıza ve Kürt kökenli siyasetçilerimize neden bu reva görülmekte?

Dün, 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü idi.

İnsan haklarını tekrar gözden geçirmemiz gerekirken, Batı’nın insan hakları anlayışını yerden yere vururken, ülkemizde yaşananlar sizce normal mi?

Bu tür davranış şeklinin sonuçları olacaktır.

Nasıl mı?
İnsanların değer anlayışları yalama olmaya başlar ve sonrasında toplumsal değersizlik ve huzursuzluk başlar.

Biz Almanya’da AfD (Almanya için alternatif) partisinin davranış şeklini, söylemini, başka milletten olanlara bakışaçısını eleştirirken, acaba bir de kendimize mi baksak?

Kürt kökenli, Balkan kökenli ya da Çerkes kökenli olmak insanın elinde olan bir durum mudur?

Ya da farklı kökenli olmak suç mudur?

İnsanlar kökenlerine saygı gösterilmesini istiyorlar. İlla herkesin, başkasının yüzüne vururcasına ‘ırkçı’ mı olması gerekiyor?

Hani ırkçılık Hz. Peygamber’in ayakları altında ezilmişti; ne oldu ona?

Ak Parti kazanma hırsıyla acaba bu sözlerini de mi unuttu?

Rahatsız olanlar olursa, onlar için hatırlatayım: ‘Dost, sende bir hata gördüğünde seni uyarandır’.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER