Şerif Strasbourg’u Vurdu, Fransız Polisi Uyudu. Sorun Bakalım Niye Uyudu?

1

Ahmet Bin Bella’dan Sarı Yeleklilere-Fransa’dan Türkiye’ye İnsanlık Sınavı

Şerif Şevkat ismi bizim de kolaylıkla telaffuz edebileceğimiz kadar tanıdık. Strasbourg’un Noel Pazarını önceki akşam kana bulayan bu Cezayir asıllı kişinin zihninden silahsız insanları kurşunlarken acaba neler geçiyordu?

O doğmadan 20 küsur sene önce Cezayir’de baskılara karşı mücadele eden Ahmet Bin Bella ve arkadaşlarının aklına gelmeyen bu savunmasız insanları öldürerek hak savunma projesini uygulayan Şevkat’in suratına yaşasa Ahmet Bin Bella tükürmeye değer miydi diye düşünürdü kuşkusuz.

Cezayirli asrın Yusuf’u aklı sıra zulme direnen düz katil Şerif Şevkat’e şöyle sesleniyor tarihin ötesinden: “Barış kan davası ile olmaz. Ne kazanan ne kaybeden vardır orada.”

ABD’nin anti komünist kumpanyasının mahsulü olan Siyasal İslam’ın artık ABD ona ihtiyaç duymayınca yapabildiği en büyük icraat, suçsuz ve savunmasız insanları katletmekten öte değil. Şerif Şevkat’in isminin deşifre olması ve Fransız polisince uzun süredir takip ediliyor olması ise dün bu vahim olayda ölenlerin ve yaralananların yakınlarının Fransız hükümetine hesap sormasına sebep olacaktır.

Şerif Şevkat’ın bu olay yaşanmadan önce böyle bir olayı yapabilecek bir potansiyeli haiz olduğu biliniyormuş. Lakin Fransa tüm oklar üzerinde de olsa Şerif’in özgürlüğünü kısıtlamamış. Belli ki Fransa yaşanan benzer onlarca olaya rağmen her vatandaşına tüm karineler öyle dahi olsa suçlu gözüyle bakan bir ülkeye dönüşmeyi tercih etmemiş.

Sarı Yelekle başı belaya girmiş bir ülke olduğu varsayılan Fransa bu zor zamanları dahi özgürlükleri kısıtlamaya gerekçe olarak görmemiş.

Fransa’nın sarı yeleklerle sıkıntısı Fransa hükümetinden ziyade Türkiye’de iktidara destek vermekten başka herhangi bir siyasi ideali ve projesi olmayan MHP’yi gerginliğe sevk etmiş belli ki.

MHP’nin Emeklilikte Yaşa Takılanlar konusunda kendini öne atan vekili Arzu Erdem’in bu konu red olsun diye oy verir konuma gelmesi zihinlerde çok taze. Bu ve benzeri bir çok seçim vaadini AKP iktidarı ile ittifakını gerekçe göstererek hasıraltı eden MHP’nin Fransa protestolarından yaptığı çıkarsamalar Demokrasi adına sorunlu ve tek tip bir anlayışı işaret ediyor.

MHP liderinin söz sanatı alanındaki yeteneğini gözler önüne seren ve aynı harfle başlayan sözcüklerden mürekkep paragrafı ile nirvanaya ulaşan bu beyanatın şu kısmını alıntılamadan da geçemedim:

“Demokrasiyi demagojiye, anlaşmayı anarşiye, hürmeti hüsrana, kucaklaşmayı kurşuna, uzlaşmayı uçuruma, fazileti felakete, dayanışmayı dağılmaya çevirmek için vahim ve vandal bir süreç uzun süredir herkesin gözü önünde cereyan etmiştir.”

Sadece bu şekilde ifade edildiği için inanmak zorunda olduğumuz bu tiradımsı fikir silsilesini tabii ki saygı ile takip ediyoruz.
Çoğunluğu 1 fazla ile alanın düdüğü öter şeklinde tercüme edilecek beyanın demokrasi anlayışının 1970 model olmasından kaynaklandığını da empati ile algılayabiliyoruz.

1970’lerde yani soğuk savaşın Amerikan yanlısı anti-komünist cephesinde önemli bir tedrisat geçiren bu siyasetin duyarlığına da bigane değiliz. Bununla beraber konuşmanın bir yerinde “12 Eylül Öncesi Şartlara” yapılan göndermenin 12 Eylül darbesini “Fikirlerimiz İktidarda” diyerek selamlayan Başbuğ Türkeş’in bu duygu durumu ile de ilintili olup olmadığını Cumhur İttifakının askeri darbeler konusunda seçici olup olmadığı bakımından AKP cenahına da havale etmek lazım.

Askeri darbeler de iyi ve kötü olarak ikiye üçe dörde mi ayrılıyor yoksa? Mesela hükümet sözcüsü Ömer Çelik de bizi bilgilendirsin bu konuda aydınlanalım. 12 Eylül öncesi şartlara gönderme yaparak “ne yapmak, nereye varmak istenmektedir” anlayalım.

Sözü dolaştırmaya da gerek yok. Azami %50 için çaba harcayan iki siyasi partinin kendileri gibi düşünmeyen bakiyeyi temsil eden siyasi partileri ve ona oy verenleri kriminal vaka olarak addeden buna da Fransa’daki protestoları bahane eden tavrının demokrasi ile ilgisi olmadığına kuşku yoktur.

Bütün bunlara rağmen Cezayir kökenli bir vatandaşını dahi her türlü kuşkuyu barındırmasına karşın özgürlükten mahrum bırakmayan Fransa hükümetinin tavrının belli ki bu blok nezdinde kıymeti bulunmamaktadır.

Kendi halkına yapmadığı bir protesto için dahi terörist yaftasını layık gören bu akıl yürütmenin, Fransa’da yani menşeinde dahi bu tanımın yapılmadığını anlaması için öncelikle dünyayı havuz kanallarından izlememesini salık veriyoruz.

MHP-CHP ile birlikte 1970’lerdeki adını aynen muhafaza eden kayda değer iki partiden biri. 1970’lerin siyasetini behemehal uygulamaktan geri durmayarak da zaman dışılığını ifşa ediyor. Lakin bunu dünya siyasetinin güncel olgularını da eğip bükmek suretiyle yapınca en hafif ifade ile realite dışında kalıyor.

Ben kendilerine Türkçe de bilen Fransa’nın Türkiye Büyükelçisinden bir randevu almalarını ve olayların aslını bir de ondan dinlemelerini öneriyorum. Türkçeyi iyi bilen Sn. Büyükelçi’yi twitterda takip de bilgi birikimini artırır.

Aşağıdaki twit büyükelçiye ait ve söz sanatı olmasa da gayet iyi dersler var içinde:
“Bugün Paris’te ve tüm Fransa’da gösteriler oluyor ve olacaktır. Protesto etmek tarihimizin bir parçasıdır ve barışçıl bir şekilde yapılıyorsa temel demokratik bir haktır.”


Not: Başlığın tınısı meşhur Bob Marley’in “I shot the Sheriff” şarkısına gönderme yaptı. Fransız dostlarıma başsağlığı diliyorum ama şarkıyı da hatırlamadan geçemiyorum:

Yazarın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/veysi.dundar.3344
https://twitter.com/VEYSDNDAR1

1 YORUM

  1. Fransada olanların tarihçesi bugüne dayalı değildir. sadece geçmişteki olmuşların kendini su yüzüne çıkarmaka için bulduğu fay hatlarının biriktirmiş olduğu enerjinin patlamasıdır.
    Bu fay hatları nedir ?
    1-) Kültürle ve dini fay hatları 2-) Ekonomik ve sosyo-ekonomik fay hatları 3-) Teknolojik fay hatları ve Hepsini tetikleyen ve kapsaya 4-) Kuresel fay hatları.
    Bu 4 başlıkların hepsi işlenmesi ve çok iyi analiz edilip, hiç bir taassupa ve ne pozitif nede negatif diskriminasyona meyil etmeden çözüm üretilmesi gereken toplumu tetikleyen fay hatlarıdır. Ne yazıkki çağımız kölelik çağının günceleştirilmiş ” modern kölelik” çağı olmuştur.
    Fransadaki sari yelek olayı, yapı olarak Arap baharından bir farki yoktur.”Avrupa baharı”, Sistemin kendini güncelemesidir. Avrupadaki elit grubun, toplum sosyologlari toplumdaki bu fay hatlarını oluşturduğu enerjiye emecek yeni bir supap ve yapılanma pesindedir. Macronun burdaki gorevi sadece bu yapılanmayı oluşturacaktır hamleleri ve alt yapısını oluşturmasıdır. (kolay degil ama) Sari yelekler ise enerjini dışa vurmasın sağlamaktır.
    Gerçek çözüm nedir ?
    Gerçek çözüm Ortadoğuda yatmaktadır. “Filistin, Irak, Suriye, Iran ve Turkiye” bunlar çözümün kilit noktalarıdır. Ne demokrasi ! ne Laiğizim! nede bağimsizlik ! sloganları Çözüm olamayacaktır. Çünkü yıkım getiren sloganlar bunlardır. VE SAHTE SLOGANLARDIR.
    Asil slogan “ADALET, DURSTLUK, HAKKANIYET, AHLAK, RUHU HUR INSAN” kurtulusun temeli.

CEVAP VER