Kendini anlat, rakibini karalama…

5
Mehmet Tekelioğlu
İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Uçak Bölümü mezunudur. Dokuz Eylül ve Celal Bayar Üniversitelerinde Makine Mühendisliği Bölümlerinde çalışmıştır. Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Kurucu Dekanlığında bulunmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucular Kurulu Üyeliği, İzmir Milletvekilliği, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyeliği, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanlığı ve Türkiye - Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu Üyeliği yapmıştır.

Çok bilinen bir söz vardır “usul esastan önce gelir” diye. Mecelle’de “usul esasa mukaddemdir” diye ifade ediyordu bunu Cevdet Paşa merhum. Doğru yöntemlerle icra edilen bir işin sonucu da doğru olur diyebiliriz. Yanlış yöntemlerle doğru sonuçlara ulaşmak hemen hemen imkânsız diye de ifade edebiliriz meramımızı.

Bu da nereden çıktı demeyin lütfen. Baksanıza seçimler geliyor diye adaylar arasındaki yarışa… Adayların kimisi kendi özelliklerini, başarılarını ve tasavvurlarını açıklayarak giriyor yarışa,  kimisi muhtemel rakiplerini yererek, kötüleyerek, onların geçmişini kurcalayarak giriyor. Burada toplumsal kokuşmuşluğa bir işaret var gibi geliyor bana.

Eğer bir toplum yanlış yapanlara, ahlak dışı davrananlara yasalar dışında bir müeyyide uygulamıyor ve o kimseler toplumda hala kendilerine bir yer bulabiliyorlarsa bu hali kokuşmuşluk olarak tavsif etmeyelim de ne yapalım!..

Yalan söyleyenlere, iftirayı adet haline getirenlere, dedikodu üretim merkezi gibi çalışanlara yasaların yapacağı şeyler sınırlıdır. Ancak toplum bu gibilere kendiliğinden bir müeyyide tatbik etmiyorsa durum vahim demektir.

Mesela haksız yere emsal artışı veren belediye ya da resmi makam, alan müteahhit ya da arsa sahibi toplumda hala itibar sahibi olabiliyor hatta becerikli addediliyorsa o toplumun sonu iyi değildir. Hele bu işe bir de siyasiler aracılık ediyorsa vaziyet “ört ki ölem” serzenişinden de ötedir.

Bilindiği gibi hapishanenin bile bir ahlak anlayışı vardır. Çocuklara sarkıntılık edenlere diğer mahpuslar aralarında kolay kolay yer vermezler. Bunu vaktiyle kısa süreyle de olsa siyasi sebeplerle kaldığım zindanda bizzat gördüm.

Bugünlerde yerel seçimlerde yarışacak adaylar kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. Parti merkezlerine, etkili olacağı düşünülen partililere ve sözüne kıymet verileceği umulan kişilere müracaatlar almış başını gidiyor. Şehirlerin belediye başkanları büyük ölçüde belirlendi ama ilçe belediye başkanlıkları ve meclis üyelikleri henüz tamamlanmadı. Bazı belediye başkanlıklarının belirlenmesi sürecinde kulaklara üzüntü verici haberler gelmedi diyebilir miyiz?

Rakibi küçültmenin, onu yermenin ve karar mekanizmalarının gözünde değersiz kılmanın en önemli araçlarından biri olarak kullanılıyor FETÖ’cülük. Bu tavır bile başlı başına FETÖ’cü alâmeti değil mi? Onlar insanları kendi amaçlarına hizmet etmeyecekse karalamanın her türlüsüne tâbi tutmadılar mı? Şimdi halka hizmet iddiasındakilerin böyle bir tavır içerisine girmeleri aslında karar mekanizmalarının işini kolaylaştırıcı bir fonksiyon icra etmeli ve bu tiplere kapılar kapatılmalı değil mi? Ben olsam işe kendinden değil rakiplerinden başlayanları anında eleğin altına iterim.

Yalan dolan sadece adaylar arasında cereyan etmiyor, onların taraftarları arasında da aynı şeyler vuku buluyor. Sosyal medyada bu anlamda kılıç kuşanan çok… Nasılsa soran eden yok… İnsafı da elden bırakanlar için, üstelik tutarlılık kaygısı da olmayınca çala kılıç koşturmak mümkün… Yakın zamanda bunun çok örneklerini gördük. Trollere yol verenler yarın aynı trollerin linçine maruz kalabileceklerini hiç mi hesap etmiyorlar?

Üzerinde durulması gereken bir husus daha var. Biz FETÖ mensuplarına akıl ve iradelerini bir kişiye teslim ettikleri için kızgınız. Dolayısıyla aklı başında insanlar kişilere değil prensiplere bağlılıklarını ortaya koyarlar. Kişilere sadakat ancak prensiplere bağlılıkları sürdüğü müddetçe anlamlı olabilir. Peki, önümüzdeki seçimlerde kişiler üzerinden değil prensipler üzerinden yürütülecek tartışmaların ağırlık kazanmasını beklesek hayal mi kurmuş oluruz?

Bu tür tartışmalarda hakikati gizlemek de bir yerde yalan söylemekle eşdeğer olsa gerek. Şu günlerde medyadaki bazı tartışmalara bakıyor ve her konuyu kişiler üzerinden ele alanları görünce ‘nerede kaldı bizim ahitleştiğimiz umdeler, programlar, tüzükler’ demekten kendimi alamıyorum.

Bu seçimlerde ülkemizin geleceği adına en endişe verici tutumlardan biri kutuplaştırarak seçim kazanma gayreti olur. Bir arada yaşama ilkesini yerle bir etmenin bir âlemi var mı? Bana sorarsanız bir yanlış yöntem de bu. Bu yanlış yöntemle elde edilecek sonucun hayırlar getirmeyeceği kanaati bir hayli yaygın… Oy almak için kalbleri kazanmak esas değil miydi? Kutuplaştırdığımız toplumda karşınıza aldığınız insanın kalbini kazanmanın imkânı var mı?

Demokrasiyi doğrular üzerinden işletmek hem iktidarın hem muhalefetin görevi. Buna kişiler de doğru yöntemleri kullanarak katkı yapabilirler.

Ne dersiniz, Hz. Peygamberin “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” sözündeki hikmete kulak veren bir toplum olmak için nereden başlamalı? Ahlâk-ı Alâ’i adlı ahlak kitabında Kınalızade Ali Efendi siyasi ahlak üzerine de dersler veriyor.

Farkındasınız değil mi, ahlâktan bahsediyoruz…

Doğrudan iletişim için: mtekeli35@gmail.com

5 YORUMLAR

  1. Yanılmıyorsam arap atasözü olsa gerek “180 kerede olsa tekrarda fayda vardır “mealinde bir söz vardı.Bu söze istinaden daha önceleri de söylediğimi müsaadelerinizle tekrarlayacağım.İNSAN; Düşünün,okuyan(Kafa ve gönül gözü ile),sorgulayan,araştıran,akleden,şerefli bir varlıktır.Bu bakış içerisinde içinde yaşadığımız şu toplumu ve hatta dünyayı sorguladığımızda,yaşananları,işlenen cinayetleri,zulümleri ve dahasını düşündüğümüzde insanlığımızdan ne kalmış? Allah cc. İnsanı emanet olarak insanlığını yüklemiştir ve insanca kalmamızı istemiştir.Acaba bu emaneti ne kadar sahip çıkıyoruz.Adaletin sadece bir bayan ismi olarak kaldığı bir toplum ve sistem ve bu çarpık sistemin eğittiği çarpık düşünceli insanlardan oluşan yapı ahlaki değerleri yaşayabilirmi ?Kelimeler ve kavramlar düşüncelerin temelini oluşturmaktadır.Kavramları saptırılmış kendi çıkarları doğrultusunda yorumlanarak topluma empoze edilmiş fikirler, insanların duygularını ,hayatlarını sömürmektedir ve tabiiki reylerini de.Halbuki insan demek ahlaktır.Sayın yazarımız toplumun tam da “bam teli” dediğimiz noktasına parmak basmaktadır.Ahlak.İnanın bazen kendimi çok sorguluyorum camiide kıbleye yönelen dönen bizler dışarı da kimlere yönelip dönüyoruz.Fatihaya namazda okuyup “sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım dileriz” deyip dışarıda kimlerden yardım istiyoruz.Sanırım kişiler nasıl yaşarsa öyle yönetilmeyi yaşantılarını gözden geçirmedikçe devam edecekler.Saygılarımla.

  2. ”Ahlak,günümüz insanının neredeyse unutmaya yüz tuttuğu bir kavram.Maalesef Müslümanlar da bundan büyük ölçüde payını almış durumda.Bizler Müslümanlar olarak geçmişte ahlakımız ve örnek yaşayışımızla insanların hidayetine vesile olmuş bir ümmet iken,bugün tam tersine insanların Müslüman olmalarının önündeki en büyük engeli oluşturna noktasına geldik.İnsanlar İslam’ın güzelliği karşısında bu muazzez dine teslim olmak isterken,Müslümanların İslam’a uymayan yaşayışları yüzünden büyük tereddüt geçiriyorlar.Hatta birçokları İslam’la ,Müslümanlarla tanışmadan önce tanıştıkları için Yaradan’a şükrediyor.Nereden nereye!…Hidayet IŞIK SEMERKAND Aralık 2018 (Ayın konusu ”Halimimiz ve Eski Alimlerimiz ” adlı yazısından)Merak edenlenler için Maria Elif’e kim engel oldu?” alt başlığını dergiden okuyabilir.

  3. İyi Huzurlu Bir Yaşam İçin

    •Müteşekkir ol
    •Nazik ol
    •Güçlü ol
    •Sev ve Sevil
    •Onurlu ol
    •Saygılı ol
    •Pes etme
    •Korkma
    •Mutlu kal
    •Sağlıklı kal
    •Sadık kal
    •Kendine güven
    •Kibre kapılma
    Rabbim iftira atmak fiiline bulaşanları islah eylesin. İslah olmayanları da kahhar adı ile kahretsin

  4. Yunus Suresi, 36. ayet: Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiçbir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.

CEVAP VER