İktidarın Mermerden Sırça Köşkü ve Kamu Bankalarından Kış İndirimi

1

Sn. Babacan ve Sn. Şimşek’in ülkemiz ekonomisine olan katkılarını daha önce yazıma konu etmiştim. Sınırlı iktisat bilgim ile makro ihtiyat ve yapısal reform gibi mühim mevzuları sürekli vurgulayan bu iki siyaset adamına olan hayranlığımı ve aslında sitemimi vurgulamıştım.

Kamu bankaları tarafından ardı ardına konut kredisi faizleri tenzilata tabi tutuldukça bu iki kavramın önemini bir kez daha anladım. Üstelik bu faiz indirimine dair müjdeyi ancak havuz cerideleri hak ettiği biçimde bize duyurmakta.

Ekonomi bilgim kıt da olsa kerrat cetveline hakimim. Mevduatı % 20 küsura toplayan bir bankacılık sistemi nasıl oluyor da % 12’ye kredi veriyor bilemiyorum.

Ya bir kısım mevduat sahibi bu ucuz krediyi fonlama işini sahiplenmiş ya da evi satanlar bu aradaki farkı üstlenmiş. Üçüncü olasılık olan zarara işlem yapma tercihi ise açıkçası pek aklıma yatmıyor.

Burada b şıkkının doğru olduğunu düşünüyorum. Kamu bankaları satılmayan konut projelerine ait evleri müteahhit firmanın kârından feragat ederek ucuz faizle kredilendirme amacındalar belli ki.

Alan razı, satan razı hele, buna bir de “Babacan’ı Şimşek’i ne karıştırdın?” diyecekler olabilir.

Türkiye’de iğne bile üreten kamu kurumu bırakılmamış iken AKP döneminde kamu bankaları bırakın satılmayı, rekabet avantajı ile sarılıp sarmalandı. 2 katılım bankası ile de sayısı 5’e iblağ edildi.

Bir zamanlar küçük sanayinin, tarımın ve vakıf geleneğinin finansman yapısına destek veren bankalar devletin rekabet kanatları altında farklı ve bambaşka alanlara evrildi.

Devlet asli fonksiyonu vergi toplamak iken kamu bankalarının devasa bilançoları ile özel sektörü fonlama ve bunun için kaynak ayırma tercihine gitti.

Devlet vatandaşa konut kredisi, kredi kartı, bireysel kredi verme yarışına hem de devlet olmanın tüm avantajı ile daldı.

80 bin cami ile vatandaşa faizin haramlığını anlatan devletimiz, diğer tarafta, faiz hesabına endeksli bankacılığı en biricik iş edindi. Yanlış anlaşılmasın. Faizin paranın fiyatı olduğunu ve Kur’an’da yasaklanan tefecilik ile modern bankacılık arasındaki ayrımı iyi bilenlerdenim. Buna rağmen faiz üzerinden popülizm yapan, hele ki bunu dini bir anlayışa bağlayan aklı da bu vesile ile zikretmeden geçemem.

Dünyada Türkiye örneğinde bir kamu bankacılık düzeni olduğunu sanmıyorum. Hele ki iş reklam tanıtım mevzuuna geldi mi, akan sular duruyor, en cevval reklam kampanyaları kamu bankaları için dönüyor. Devlet kendi bankasının reklamını kendi halkına yapmaktan imtina etmiyor.

Kendi imzaladığı kamu haznedarlığı tebliğini uygulamayan AKP’nin en ihtiyatlı bakanı bundan tam 11 yıl öncesine gitse acaba yine aynı kararı verir miydi?

AKP iktisadi modelinin mimarları şu anda dört yana dağılmış durumda. Mimarı oldukları iktisat modelinin güncel hali ile kendi güncel halleri de gayet uyumlu.

Lakin devenin bir tek boynu eğri olsa bir şekilde tolere ederiz de, maalesef karşımızda her yeri eğilmiş bükülmüş bir tuhaf yapı mevcut. Yani iş faizi aşağı çekmekle bitiyor mu?

Bu konuya dair Mayıs ayında da yazmıştım.

Yıl biterken neredeyse aynı noktadayız.

Geçenlerde sırça köşkte oturanlar göndermesi yapılmıştı. Aslında sırçadan değil gayet betonarmeden müteşekkil bir sırça köşkün iktidarın ikametgâhı olduğu aleni bir biçimde anlaşıldı.

İktisat ve siyasetin kurallarını hiçe sayan bir anlayış aslında bırakın sırçayı betonu, Afyon mermerinden köşk yapsa da, kırılganlığın en tehlikeli odasında olduğunu anlamakla mesul.
Bunu da bugünlerden daha iyi hiç bir şey anlatamaz.

Yazarın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/veysi.dundar.3344
https://twitter.com/VEYSDNDAR1

1 YORUM

  1. “Faizin paranın fiyatı olduğunu ve Kur’an’da yasaklanan tefecilik ile modern bankacılık arasındaki ayrımı iyi bilenlerdenim.”le ne kastediyorsunuz. Cahilliğime verip anlatmak istediğinizi açar mısınız?

CEVAP VER