Ne Ölünüze Ne Dirinize, Ne Ölümüze Ne Dirimize

0

Dün Ocak Medya’daki iki yazının da gündemi aynı idi. (biri bu, diğeri de şu). AKP’nin içine artık yer almayan bir grup siyasetçinin AKP’ye kayıtsız destek veren medya tarafından içine düşürüldüğü durumun vahametini resmeden her iki yazı da gayet net ve sarih idi.

Ne ölünüze ne dirinize, ne ölümüze ne dirimize katılığında ayrışan AKP’nin geçmişi ve bugünü arasındaki gerilim tabii ki geçmişin sessizliğine gayet sert bir tavır ile bağıran bugünü arasındaki çelişkiyi ortaya seriyor.

Abdüllatif Şener’in özellikle eşinin dahil edildiği sevimsiz ifadeye karşın sinirlerini muhafaza edip muhatabını “efendi”den öte tahkir etmediği diyaloğu ise mütenasip bir karşılıklı gürültü olarak kayda geçmek lazım.

Bugünkü portremizi de teşkil eden Sn.Şener’in siyasetin görece dokunulmazlık zırhı ile kendini ifadeye yeterli gelen konumunu bu zırhtan münezzeh olan AKP’nin geçmişinin bugün “fikir hakkı tanınmayan“ kesimi ile karşılaştırmak kaçınılmaz oluyor.

AKP’nin geçmişini CHP’nin bütünüyle kapsaması tabii ki imkansız. Ayrıca her eski AKP’linin kendini CHP içinde çalışırken bulmaktan aynı ölçüde haz almayacağı da aşikar.

Hiçbiriyle bir temasım diyaloğum olmamasına karşın karşıdan yapılan yoğun atışa bakarak, buna rağmen ciddi bir tehditi teşkil ettikleri anlaşılıyor.

AKP basınının bu kesime karşı hareket kabiliyetini daha satranç tahtası dizilmemiş bile görülürken bu denli kısıtlama çabası iki seçeneği geçerli kılıyor.

Birincisi aslında tahta sandığımızdan daha hazır. Oyun başlamış ve tahtaya satranç kurallarının dışında müdahale ile oyunu tamamlama gayreti var. İkinci veziri, üçüncü fili, ekstra kaleyi devreye sokup maçı erkenden bitirme gayreti bu.

İkinci olasılık ise başlamayan maçı hiçbir zaman ihtimale sokmamak. Şu anda akla yatkın olan ikincisi olsa da, infiale ve velveleye bakılırsa birincisi de olasılıktan düşmüyor.

Siyasetçiyi bürokrattan memurdan ayıran temel fark atanmamış olmasıdır. Siyasetçinin doğru tanımı halka olan mesuliyeti ile sınırlıdır. Halkta karşılık bulan bir siyasetçi için başka hiçbir otorite kısıtlayıcı olmaz. Buna yargının kararı da, parti liderinin tercihi de dahildir. En canlı örneği hapis deneyimi yaşayan Tayyip Erdoğan’dır.

Hal bu ise kendisini siyasetçi olarak tanımlama yoluna giden kimseyi bu kabil tehdit ve göz korkutmalarla yolundan çeviremezsiniz. Velev ki bu siyasetçinin de gerçekten buna niyeti ve iradesi olsun.

AKP’nin güncel konumlanması ve basın ile kurduğu ilişki hem siyaset kadrosunu hem de medya tahkimatını siyasetin bu özün dışında gelişimine sevk etmeye gayret ediyor.

AKP’ye oy vermemek neredeyse bir kabahat olarak en üst perdeden zikrediliyor.

Pastanın kaymağını, hizmetin alasını, konforun maksimumunu tüketenlerin nankörlüğü üzerine konuşulduğu günlerdeyiz.

Hele ki Ömer Seyfettin’in meşhur Diyet hikayesi ile büyümüş bir Cumhuriyet neslini bu kabil “biz size şunu şunu verdik ama siz bize itibar etmediniz” diye suçlamak ne kadar işe yarar? Orası meçhul.

AKP’nin kendisine bağladığı basın gücü ile bir zamanlar AKP içinde çalışmış ama çeşitli nedenlerle dışarıda kalanlar arasındaki bu maçın nereye evrileceği tartışmaya açık.

Belli ki AKP’nin geçmişini teşkil eden ancak bugününde yer bulmayan ve bulmak istemeyenlerin siyasetle bağı olmasın isteniyor.

AKP’nin kolaylıkla feda ve ikame edeceği enva-yı çeşit seçenek içinde görevini yerine getirip kenara konulacak bolca basın alternatifi mevcut.

Bugün konuşanların kenara konması için fazla bir çaba gerekmeyecek. Maksat hasıl olduğunda basının siyasete olan ilmiği çözülüp serbest salınıma terk edilecek.

AKP’nin iktidarına tehdit hisseden koruma ekibinin cenaze töreninden dahi mana çıkarmasına alınan ex-AKP’lilerin aslında önemli bir aydınlanma sürecinden geçtiğini düşünüyorum.

Gönül ister ki bu aydınlanmış siyaset erkanı deneyimlerinden tüm ülkeye fayda verecek bir senteze ulaşsınlar.

Kendilerini korkutarak siyasetten uzak tutabileceklerine kanaat getirenlere verebilecekleri en iyi ve hayırlı cevap ancak bu olacaktır.

Aksi takdirde cenazede helallik vermek için dahi iktidar basınının tensibini almanın hesabının verilmesi meşakkatli olacaktır.

Yazarın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/veysi.dundar.3344
https://twitter.com/VEYSDNDAR1

CEVAP VER