Serkan Yıldız Yazdı: TÜSİAD Değil Mi, İşçiler İçin Veresiyeye Devam…

0

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, 26 Aralık 2018 günü; “iş dünyası için asgari ücret tespitinin 2 bin 20 TL olmasının çok olumlu bir gelişme olduğunu” söyledi.

Üzülsek mi sevinsek mi bilemedim bu açıklamaya… Üreten sınıfın, üretim araçlarını elinde bulunduran ve hakimiyet hakkını saklı tutan bir zümreye karşı kazanılmış bir zaferi mi yoksa ağır bir mağlubiyeti mi, bilemedim.

Ben şunu merak ediyorum; Sayın Bilecik acaba 2.020 TL ile bir ayı geçirmek zorunda kaldı mı? Kirası, kredi kartı, elektiriği – suyu – aidatını bu gelirle ödeme lüksüne (!!!) sahip oldu mu? Bunları yaşamadıysa neden bu kadar mutlu? Elbette ki 2.020 TL ile geçinmek zorunda kalan ‘üretim bandının emekçisi’ için mutlu değil o… Onlar için sevinmediği de aşikar ve ortada. Kim için mutlu? Başında bulunduğu TÜSİAD ve onun üyeleri, hatta üye olmayan başka ‘patron’ ve ‘üretim araçlarının sahibi’ diğer güruh için mutlu, onlar için sevinçli… Çünkü bu miktar belli ki onları üzmeyecek bir meblağ… Sıkıntıya sokmayacak, yazları bilmem ne marinasında yatlarıyla tatile çıkmalarına mani olmayacak, çocuklarının yurt dışındaki eğitim kurumlarında öğrenim görmelerini engellemeyecek, hatta sahip oldukları lüksleri kaybetmeyecek, bunlar için mutlu… Yoksa aklı başında hiç bir insan 2.020 TL olarak belirlenen asgari ücrete sevinmez…

Sevinenler belli… Lükslerini kaybetme ihtimali olmayan “burjuva” kalabalığı…

Zamanında Beşiktaş Futbol Takımı Teknik Direktörü Slaven Bilic’e, “Futbolcularınızın mutsuz olduğu söyleniyor, bu durumla ilgili ne diyeceksiniz?” diye bir soru geldiğinde şöyle bir cevap vermişti: “Futbolcularımın mutsuz olma gibi bir ihtimalleri yok! Bir madenci mutsuz olabilir, bir işçi, evine ekmek götüremeyen bir işsiz, hatta emeğinin karşılığını alamayan bir emekçi.. Ama haftada bilmem kaç bin euro kazanan biri mutsuz olamaz…”

Sanırım durum tam olarak böyle gibi… TÜSİAD ve onun kıymetli üyeleri bu durumdan çok mutlu olabilirler, ama onların maiyetinde çalışan ‘işçi sınıfı’ ne kadar mutlu, bunu sorgulamak lazım…

Sorulursa işçilerin kesinlikle bundan mutlu olmayacağı ortadadır. Ama kimse sormayacağı için ‘herkesin mutlu olduğunu’ iddia etmek -baldır bacak medyasına- düşmektedir. Gerçekler öyle değildir ama…

Çelik tencere fabrikasında çalışan bir işçi, günde 8 ila 10 saat arasını bu fabrikada ‘emeğini satarak’ gelir elde etme adına mücadele eder. O işçinin ücretinin ‘2.020 TL’ olmasını belirlemek kimin ve neyin – nasıl hakkıdır? O işçinin ücreti; 8 ila 10 saat arasında harcadığı ’emektir’, onun bedelini almak ister, onun ederine ulaşmak ister. Peki aynı işçi 8 ila 10 saat arasındaki çalışmasının karşılığında günde 1 çelik tencere ürettiğini var sayarsak, bugün bir çelik tencerenin piyasada yada ulusal marketlerde 200 TL olduğunu kabul edersek bu ‘işçinin’ alması gereken miktarın ayda en az 6.000 TL olması mı gerekir? Elbette ki hayır… Sonuçta orada ‘cost’ giderleri var, hammadde var, enerji harcaması var, vergisi var… Bunları düşdüğümüzü varsayarsak (Ben muhasebeci değili, sıradan bir adam olarak kabataslak hesap ettiğimde) 5.000 TL’ye düşsün… Evet… 5.000 TL mi olmalı askeri ücret? Elbette ki hayır. Üretim araçlarına sahip olan ‘sınıfın’ da bir payı olmalı.. Tencere başına 1.000 TL de ona verildiğinde kalan miktar 4.000 TL olarak ortaya çıkar… Peki bizim son komisyonun belirlediğine göre işçinin aldığı nedir? 2.000 TL… Geriye kalan 2.000 TL nereye gidiyor peki? Bilmem ne limanından kalkan yatlara, İngiltere / Manchester Üniversitesinde eğitim gören çocuğa, hatta belki de eşlerin birbirleri arasında düzenledikleri ‘sosyal yardım’ amaçlı ‘kermeslere’…

Bunlar ciddi masraflar, sakın gülüp geçmeyin…

Üreten, alın terini döken ve tek dileği onun kurtulmasını isteyen işçilere 2.020 TL, ama sadece üretim araçlarını elinde bulunduranlara 2.000 TL… Basit bir tencere örneğinden ortaya çıkan basit bir cevap…

TÜSİAD Başkanı Sayın Bilecik elbette ki mutlu olacak, sevinecek hatta naralar bile atabilir… Sahip olduğu lüksler yine onda kaldı.. Ezilen, emeği sömürülen ve açlıkla imtihan edilen işçiler ve emekçiler için ise “Veresiyeye devam’’…

CEVAP VER