AKP MHP’yi Minimize mi Ediyor, Yoksa MHP Aslını İnkar mı Ediyor?

0

AKP’nin MHP’yi minimize ettiğine dair saptama Bingöl’den, Uygur Türklerine dair araştırma önergesine HDP ve CHP’nin evet, MHP’nin çekimser olduğu haberi Ankara’dan geldi.

“Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk’ün bayrağına
Ahhh ölmeden bir görseydim düşebilsem toprağına”
türküsünün çok söylenmeyen 3. kıtası şu şekildedir :
“Türkistandan esen yeller Şimdi sana selam söyler / Vefalı Türk geldi yine Selam Türk’ün bayrağına”

İnsan yukarıdaki iki haberi alt alta okuduğunda AKP’nin MHP’yi sadece minimize etmediği bayağı nötralize ettiği sonucuna varıyor.

Bingöl il başkanının MHP’nin bir siyasi parti olarak iktidar olma amacının olmadığını ifadesi aslında bizim daha önce duyurduğumuz bir husustu. Dolayısıyla haber değeri sınırlı biraz bayattı.

Bununla beraber Çin’in kınanması konusunda Trump’un dahi gerisine düşecek kadar minimize olan bir MHP profili aslında AKP’nin kısa parti tarihinin en şanlı satırları arasında yerini almış oldu.

Rahmetli Dündar Taşer’den Atsız’a, Turan idealinin envai kurgularının dönüp dolaşıp sade suya tirit bir çekimserliğe tahviline söylenecek söz çok olsa da bir taraftan sözün de bittiği yer olduğuna şüphe yok.

MHP’nin varlık nedenini inkara varan ittifak aşkı Türk siyasi tarihinde görülmemiş bir reddiyenin ifadesi aslında.

MHP’ye oy veren seçmenin aslında bu gelişmelerden haberdar olup hala oy vermeye devam ediyor olmasının mantık kuralları ile açıklaması bulunmuyor. MHP ve AKP’nin değişebilir bir parti ve bir matruşkanın en büyük ve en küçük parçaları olarak ortadaki parçalardan yoksun halini anlatacak siyasi bir açıklama imkanı bulunmuyor.

Siyaset biliminin tüm kavramları bir yana, Türk sağının en uç beyi olarak geleneksel olarak savunduğu değerleri ve kendi oy tabanının varsayılan kaygılarını göz ardı edecek ve bütün bunlara ilave olarak seçim sathında verdiği tüm vaatlerden cayacak kadar yörüngesini ana gezegene bağlayan bir uydu gibi hareket eden MHP’nin bundan sonra Türkiye’ye söyleyebileceği hiçbir argümanın inandırıcılığı olmayacak.

Ülkeye getirilen Başkanlık sistemini tahkim etmek gibi bir görev ile kendisini tanımlayan MHP’nin Başkanlık sistemi ile teşkil edileceği önerilen koalisyonsuz yapıyı ittifak ile sağlamak gibi bir uzlaşmaz çelişkiye kendisini vakfetmesini anlamakta zorlanıyoruz.

MHP ile AKP’nin oluşturduğu ittifakın rakip partileri ve onlara oy verenleri layık gördükleri ötekileştirme dilinin arkasındaki özgüven bilinmedik bir sırra dayanmıyor ise, iki partinin tek bir parti gibi hareket ettiği bu yapıda, MHP adına verilen oyların siyasi değerinin olmadığını tahmin etmek zor değil.

Siyasi karşılığı olmayan bir oy verme davranışının kendini emanet ettiği ana ve baskın siyaseti yedekleme ve destekleme vazifesinin ise ödülsüz kaldığını düşünmek naiflik olacaktır.

Muhatabının aleni olarak da ifadeden kaçınmadığı tasvirler arasında kavgada söylenenlerin de olmasının ise en azından bilinçaltında gizli olan ruh halini de dolaysız biçimde ortaya koyduğuna şüphe yok. Ben “haşin faşizan” söylemini favori olarak görüyorum. Söylemin haşin ve faşizan olmasına itiraz eden başkanın bunların sadece bir tanesini haiz söyleme ise itiraz etmediği aşikar.

Bir zamanlar Adalet Partisinin etrafında teşekkül eden Milliyetçi Cephe’nin üyesi iki partinin biri doğrudan diğeri dolaylı ardılının arasındaki bu eşitsiz ilişkinin ABD’nin soğuk savaş politikalarının sonucu olduğuna kuşku duymuyorum.

2000 yılında şapkasını son defa alıp giden Demirel’in “dün dündür”, “bize plan değil pilav lazım” pratikliği de Özal’ın dört eğilimli aşure siyaseti de, Amerika’nın anti-komünist planlarına endekslemiş yüksek siyasetinin 1990’larda elde ettiği büyük zafer sonrası Türk sağında devasa bir vakuma dönüşmesi sürpriz değildi.

Bu vakumu zarların doğru gelmesinin de katkısıyla dolduran AKP’nin son aşamada MHP’yi de yutması aslında Türk sağının ithal ikameci ekonomi politikası kadar ithal “anti komünist” siyasetinin en büyük başarısı olarak kayda girmelidir.

MHP’nin Bingöllü başkan tarafından tespit edilen kendini yok eden siyasetinin Türkiye için bir kayıp olacağını zaten düşünmüyorum.

MHP de bundan emin ki tüm ideallerinden vazgeçerek AKP treni nereye giderse ulaşmak üzere tek yön biletini cebine koymuş.

Bu trene MHP’li seçmenin neden bindiğini ise gerçekten bilmiyorum.

Eğer öyle biri varsa tabii.

Yazarın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/veysi.dundar.3344
https://twitter.com/VEYSDNDAR1

CEVAP VER