Seçim Sathında Saadet Ne Yapmalı?

2

Girizgah: Eski Türkiye’nin camiyi öğrettiği bana, yeni Türkiye’nin camiyi öğretmek için Hugo misali puan toplattığı günlerdeyiz. Kendi dinine bu kadar az güvenen, onu bu kadar hakir eden bir akla tarih şahit değildir. Sureyi-Namazı puanla eşleyip, Münkir kitabını yazmaya soyunanlar bu yazının geri kalanından uzak dursun.

AKP ile Saadet Partisi arasında nasıl bir ilişki var diye sorsak ikisi de MSP’nin öz torunudur demek yanlış olmaz.

Bir zamanlar Adalet Partisi olan her ne idiyse çoktan tarihin tozlu rafına tahvil oldu. ANAP, DYP gibi ardılları da aynı rafa çoktan terfi etti. Üzerlerindeki 10 parmak tozu üflemeye kimsenin gücü yetmez.

MHP’yi yutarak kendisine kaçak kat ekleyen AKP’nin yoğun biçimde talip olduğu alt sınıf oyları ve bir dönem sağın rahatlıkla kazandığı bölgelerde varlığının silinmesi aslında esas olarak oy tabanının biraz eski CHP olduğunu da gösteriyor.

Bütün bunlara rağmen eski MSP’nin oy bakiyesinin tamamının ya da kahir ekseriyetinin AKP’de temerküz ettiğini söylemek de yanlış değil.

Basit bir turnusol Türkiye’de İslami duyarlığın merkezi konumundaki Konya’nın oy verme tercihidir. AKP eski MSP ile illiyetini kesmiş olsa Konya’daki oy davranışında farklılık görülür bir şekilde bu bölgenin seçmeninde kırılmalar gözlenirdi.

Hem Saadet’e hem de AKP’ye büyükdedelik yapan MSP’nin oy tabanını teşkil eden belirleyici coğrafyalarda AKP’nin etkinliği hiç kesintiye uğramadı.

Oysa ki AKP’nin sözde muhafazakar özde neo liberal politikaları, kalbi Müslümanlık için en önemli dejenerasyon sürecini işletmişti. Konda raporuna yansıyan bu gerçekliğin arka planında AKP’nin bu bölünmüş stratejisi yer almaktaydı.

Batıda örneklerini çokça gördüğümüz Hristiyan ve Demokrat ya da Hristiyan Demokrat siyasetin dinsel referansını gizlemeden, demokrasi sahnesini de kimselere bırakmadan varlığını idame ettirmesi modeli AKP için uzak bir seçenek olmuştu.

Demokrasilerde çare tükenmez, çünkü demokrasilerde sorun tükenmez basitliği içinde demokrasiyi sadece sandıkta kazanmaya endeksleyen bir kurgu ile devam etti AKP devri.

İslami duyarlılıklar konusunda ortak bir altyapı benimsenmişti ve bu her kesim için yeterli bir ortak şifre olarak iş görmekteydi. Hedefe giden yolda her metodun mübahlığı ile kaim olan bu anlayışın nihai neticesi ise Cumhuriyet tarihinin en ağır iktisadi krizinin savrulması oldu.

Saadet Partisi için bu dönem AKP tarafından ilhak edilen alanın, asli sahibine iadesinin talebini gerektirmektedir. Bu durumun zorluğu aşikardır. AKP tarafından paketlenen Türkiye muhafazakarlık geleneği neo liberal politikalarla uğradığı hasarın ifşası elzemdir.

-Sultanahmet camisinin siluetini bıçak gibi kesen kuleler,
-Toplumsal dayanışmayı izale eden AVM’lerde %5’lik (mukayeseyi af edin) hayvanat parkı misali göstermelik alana mahkum edilen esnaf çaresizliği,
-Plaza ve AVM arasına sıkıştırılmış Cami varlıkları,
-Altında sakil süpermarketlere kamuflaj veren ibadethaneler,
-Şehrin bütün refüjlerini inşaat alanı olarak algılayan plandan yoksun inşaat çılgınlığının her bir projeye eklenen bir cami ile temize çıkarılması,
-Sayıları artırılarak gidenlerin daha Müslüman, gitmeyenlerin daha az Müslüman olduğu imajını pekiştiren İHL’ler,
-Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmayı vazeden bir dinin inananlarının devletin sosyal yardımlarına tabi olmasını normalleştiren ve sadakayı sıradanlaştıran iktisadi düzen,
Bunlar ilk anda akla gelenler…

AKP’nin dede mirası Türkiye muhafazakarlığını iktidara kadar taşıyıp sürekli iktidarda kalmak adına yukarıda verilen az sayıda örneklerde görülen, ama çok daha fazla örnekle çeşitlendirilebilecek başlıklarla yüzleştirilmesi elzemdir.

Saadet Partisi AKP’nin bu tercihlerinin mutlaka sorgulanmasını önceliklendirmelidir.

AKP’ye elde ettiği ve kendisine miras bırakılan emaneti bu denli hor kullanmanın hesabını sormalı ve öncelikle kendi alanında bunu geri almalıdır.

AKP’ye MSP’nin bıraktığı seçmen tabanı zuhur eden sonuç ile aslında mirasın da zedelenmesi ile mağdur edilmiştir. Bu gerçeğin en detaylı biçimde anlatılması AKP’nin yol açtığı tahribatın hasar tespitinin yapılması gerekmektedir.

Futbol terimi ile söylemek gerekirse, AKP’ye iç saha hezimetini yaşatmak, onu kendi saha ve seyircisi önünden boynu bükük göndermek Saadet’e boyun borcudur.

AKP’ye Konda Raporunun da Taksim meydanında yarım kalan inşaatın da hesabını eş zamanlı sormak Saadet’in asli vazifesidir.

Dünyanın hiçbir şehrinde ibadethanenin futbol stadyumu ile kapasite yarıştırmak için yapılmadığını haykırmak, tevazunun hangi dinin asli bileşeni olduğunu terennümdür asli görev.

Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’yı 16 yılda yeşilden griye tahvilin hesabını sormaya en çok Saadet’in hakkı vardır.

İşçinin hakkı teri soğumadan verilmeli diyen bir dinin en az tahammül edeceği o işçinin yaşam hakkını elinden alan iş kazalarını Allah’ın yaratma gücüne -“fıtratullah”a- fatura edenlere o faturayı misli ile iade de Saadet’in üzerindeki yükümlülüktür.

Yerel seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye için demokrasi mücadelesi bitecek değildir. Lakin AKP’nin yedeğine aldığı MHP ile soğuk savaşın derinlerinden taşıdığı stratejiye karşı iş bölümü olmadan mücadele de aklın firarına delalettir.

AKP’nin iktidara mecbur olduğu, aksi durumda Türkiye’de halis müminlerin beka göremeyeceği inancını kıracak güç Saadet’tedir.

MHP’nin bizatihi AKP Bingöl başkanı tarafından dahi tespit edilen hasletleri ile neo liberal vahşi kapitalist iktisadi modele bir de ultra milliyetçi gömlek giydiren halinin ona bu beka mücadelesinde en ufak bir katkı vermeyeceğini anlatmak da bu görevin en önemli bileşenidir.

Saadet’in AKP’nin trollerinin ve bu trollerden beslenen elitlerinin oy azlığından dem vurarak yaptıkları atışlara vereceği cevap mermerde suyun bıraktığı iz olmalıdır.

AKP’nin mermerden sarayının Saadet’in çeşmesinden akan suyla en kıymetli sıvası dökülecektir.

Geriye kalan neo liberal milliyetçi dekorun ise zaten ne alıcısı ne de meraklısı vardır.

Yazarın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/veysi.dundar.3344
https://twitter.com/VEYSDNDAR1

2 YORUMLAR

CEVAP VER