Emekli müftü Mehmet Gündoğdu yazdı: İhsan ve itkan sırrı – Her şeyi iyi ve güzel, sağlam ve kaliteli yapmak

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

A-Tanımlar

İhsan;

Sözlükte “güzel olmak” mânasına gelen “hüsn” kökünden türetilmiş bir masdar olup genel olarak “başkasına iyilik etmek” ve “yaptığı işi güzel yapmak” şeklinde kısmen farklı iki anlamda kullanılmaktadır.

İhsanda bulunan kişiye muhsin denir. Muhsin ise, ihsan eden, iyilik eden, güzel düşünüp güzel davranan demektir.

İtkan; Bir işi muhkem ve sağlam yapmak manasınadır. îtkan sahibine  mutkin denilmiştir.

İhsân, bir şeyi, iyi ve  güzel yapmak, “itkân” da sağlam, kaliteli yapmak demektir.

B-İhsan ve İtkan

Herkes iyiyi, güzeli, sağlam kaliteli olanı beğenir, tercih eder, sahip olmak ister. İnsanın fıtratında bu vardır.

Allah kullarının yaratılışına koyduğu bu fıtratı, kendisi için de esas kabul etmiştir. Allah da yapılan amelin ibadetin, iyisini, güzelini ve kaliteli olanını kabul eder.

Her şeyin en iyisini, en güzelini, en kalitesini yapma İslami literatürde İhsan ve itkan terimleri ile ifade edilir.

1-İhsan;

Kur’ân-ı Kerîm’de ihsan kavramı hem Allah’a hem de insanlara nisbet edilerek yetmişi aşkın âyette masdar, fiil ve isim şeklinde geçmekte, bu âyetlerin bir kısmında “başkasına iyilik etmek”, bir kısmında “yaptığı işi güzel yapmak” mânasında, çoğunda ise herhangi bir belirlemeye gidilmeden mutlak anlamda kullanılmıştır (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ḥsn” md.).

Diğer bir ifadeyle ihsan;

başkalarına iyilik etmek,

yardım etmek,

işini güzel yapmak,

güzel düşünüp güzel davranmak,

Allah ile her an beraber olma şuuru içerisinde yaşamaktır.

Bu bakımdan her güzel davranış ihsân kapsamındadır.

Din ancak ihsân ile vasıflandığı takdirde güzel ve makbul olur.

Amellerin ihsan ile yapılması, İslâm’ın hedefidir.

Kur’ân-ı Kerim’de çok geçen ihsân kavramı, farz olan emirlerin de üstünde iyilik yapmak, güzel davranmak için elden gelen bütün çabayı göstermek anlamına gelir.

Şüphesiz ihsan kavramının anlamı çok geniştir.

Ahlâk literatüründe de ihsan genellikle “İyiliklerde farz olan asgari ölçünün ötesine geçip, isteyerek ve severek  daha fazlasını yapmak” manasında kullanılır.

Bu bakımdan kulun Rabbi ile olan ilişkilerinde, kulun kendisiyle, ailesiyle, eş dost, akraba ve komşularıyla, toplumun bütün bireyleriyle, diğer canlı mahlûkat ve tabiatla olan ilişkilerinde ihsanın çok özel bir yeri vardır.

Ayrıca ihsan “Allah’ı görür gibi ibadet etmektir.” Bu nedenle Müslüman insan İbadetinde, işinde, kazancında, harcamasında, yemesinde, içmesinde, yürüyüşünde, kalkışında, konuşmasında, susmasında, tüm çevresiyle olan ilişkilerinde, kısaca söylediği her sözde, yaptığı her iş ve icraatında “Allah beni görüyor, yaptıklarımı biliyor” inanç ve düşüncesiyle hareket ederek, her şeyin en iyisini ve en güzelini ortaya koymaya çalışır.

İşte bu manada ihsan;

وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْۜ

Nerede olsanız, O sizinle beraberdir (Hadid, 4). 

لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا

“Hani o arkadaşına, (Ebu Bekir’e) “Üzülme, çünkü Allah bizimle berâber” diyordu (Tevbe, 40).

ayetlerinin sırrına vakıf olmak, şuuruna varmaktır.

Düşünsenize, ibadetin bu şuur içinde yapıldığını!

Herhangi bir görevlinin bu şuur içinde görev yaptığını!

Herhangi bir meslek sahibi esnaf, zanaatkar, işadamının bu şuur içinde ürettiğini!

Muhsin olan Cenâbı Allah, güzeli ve güzellik sergileyenleri sever.

Hz Ömer (r.a) zamanından bu yana Cuma hutbenin sonunda okunmaya devam edilen, Nahl Sûresinin 90. âyetinde yüce Allah; “adâleti” emrettikten sonra hemen arkasından “ihsan”ı zikretmiş, kesin ve şaşmaz adâlet ölçülerinin yanına, inceliği ve letâfeti, iyiliği, güzelliği koymuştur.

Müsamaha etmek isteyen herkesin önüne kapıları açık tutmuş, böylece gönül almayı ve nefislerdeki kinleri yok etmeyi hedeflemiş, hak ihlallerine yol açmamak kaydıyla iyilik ve ihsanın sergilenmesini teşvik etmiştir.

Çünkü yüce Allah kullarını en güzel şekilde yaratmış, rızıkta, hükümde ve her alanda her şeyin en güzelini ortaya koymuş, kullarından da her alanda güzellik ve ihsan sergilemelerini istemiştir.

Ayet ve hadislerde ihsan kavramı iki bağlamda kullanılır:

a) “Yaptığını iyi ve güzel yapmak” şeklinde özetlenen,  Allah’a karşı hissedilen derin saygı, bağlılık ve itaat ruhunu ve bu ruh halinin ürünü olan iyi davranışları kapsar.

“O yarattığı her şeyi en güzel yapmıştır” (es-Secde 32/7);

“O sizi şekillendirdi ve şeklinizi güzel yaptı” (et-Tegābün 64/3)

meâlindeki âyetlerde olduğu gibi Allah’ın kusursuz yaratıcılığını;

 “Allah sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun” (el-Kasas 28/77);

ayeti ile Allah sana iyilik ve güzellik yaptığı gibi, sen de yaptığını, iyilik ve güzellikle yap, manasında anlaşılmıştır.

Hz. Peygamber’in “Cibrîl hadisi” diye bilinen hadiste geçen, “İhsan Allah’ı görür gibi ibadet etmendir; çünkü sen O’nu görmesen de O seni görmektedir” şeklindeki açıklaması; “ihlâs” (samimiyet) terimiyle de ifade edilen bu bağlamdaki ihsanın en güzel tanımı kabul edilmiş ve üzerinde önemle durulmuştur. (Buhârî, “Tefsîr”, 31/2, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”,

b) “Hilim”(yumuşak davranış, naiflik) erdeminden kaynaklanan bir anlayışla kişinin başta annesi ve babası olmak üzere diğer insanlar karşısındaki sevgiye dayalı özverili tutumunu ifade eder.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de çeşitli âyetlerde “muhsinler” olarak anılan müminlerin hilim ruhunu yansıtan bazı seçkin özellikleri üzerinde durulmuş ve bu suretle ihsan kavramının içeriğine giren erdemlere de işaret edilmiştir.

Bunlardan bazıları şunlardır:

Öfkeye hâkim olma,

affetme,

hoşgörü,

sabır,

işlerde aşırılıktan sakınma,

kararlılık ve cesaret,

tokgözlülük ve cömertlik (el-Bakara 2/236; Âl-i İmrân 3/134-135; el-Mâide 5/13; Hûd 11/115; Yûsuf 12/90).

Ancak Hz. Peygamber’in, “Allahım! Yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlâkımı da güzel yap” duasında (Müsned, I, 403; VI, 68, 155) olduğu gibi özellikle Allah için kullanıldığında bu iki anlam arasında kesin bir farktan söz edilemez. Çünkü Allah’ın fiillerinin güzelliği ve mükemmelliği aynı zamanda O’nun lutufkârlığıdır.

2-İtkan;

İtkan manasını, iki anlamda değerlendirmek mümkündür.

a)-Yakin kelimesinden hareketle; herhangi bir hakikate yakından vakıf olup, delilleriyle bilerek inanmak, manasındadır. Kur’an-ı Kerim’de “yakin” kelimesi şu ayetlerde yer almaktadır: (Hıcr, 99, Vakıa, 95, Hakka, 51, Müddessir, 47, Tekasür, 5).

b)-Herhangi bir şeyi, pürüzsüz, kaliteli ve sağlam bir şekilde yapmak  ve uygulamak demektir. Teknik, teknisyen terimleri, itkan kelimesinden türemiştir.

Kur’ân-ı Kerim;

 “De ki: Amel edin! Yaptıklarınızı hem Allah, hem Resûlü, hem de mü’minler görecektir” (Tevbe, 105) 

âyetiyle itkan’a işaret etmektedir ki, bu amellerinizi Allah ve Resûlullah’ın teftiş ve kontrolüne arz edecek şekilde itkan ruhuyla, arızasız ve mükemmel yapın, demektir.

Bir hadis ve vurud sebebi hakkında şu olay nakledilir:

Peygamber efendimizin oğlu İbrahim vefat etmiştir. Cennet’ül baki kabristanında mezar açılırken, Efendimiz mezarın yan duvarındaki bir otun kökünü alarak orasını daha düzgün hale getirmek için tesviye eder. Sahabe ‘ya Rasülallah, biraz sonra toprak atacağız, orası kapanacak, bırak zahmet etme’ dediler. Bunun üzerine;

إِنَّ اللهَ جَلَّ وَعَزَّ يُحِبُّ إِذَا عَمِلَ أَحَدُكُمْ عَمَلًا أَنْ يُتْقِنَهُ

Allah, yaptığı işi itkan (sağlam, kaliteli) üzere yapan insanı sever” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334) buyurmuştur.

İtkan, insanın mevcudu en iyi şekilde kullanması, gücünün yettiği şeylerde çok sağlam ve göz, gönül doldurucu bir iş ortaya koymasına da denir.

Buna, insanın yemesinden içmesine, yatmasından kalkmasına, konuşmasından ibadet ve taatına kadar sergilemiş olduğu davranış düzeni demek de mümkündür.

İnsanın davranışlarının sağlam olması, yine sağlam bir kaynaktan çıkmasına vâbestedir.

Bu kaynak, insanın ledünniyatında (iç aleminde, gönül dünyasında) gizli olan ‘ihsan şuûrudur.

Bu mânâda dışa sızan itkan, içteki ihsanın sırrının bir tezahürüdür.

Evet itkan ile ihsan, bir şeyin iki yüzü gibidir. Bu iki temel esasa bağlı olarak insanın dünyevi ve uhrevi işlerini, amellerini tertip ve düzene koyması, başarıya, muvaffakıyete ulaştıracaktır.

Dünya ve ahiret saadet ve mutluluğunu yakalamasına vesile olacaktır.

Neticede; İhsan ve itkan sırrı, (Her şeyi iyi ve güzel/sağlam ve kaliteli yapmak) insanı;

Ticarette;

Sanayide;

Siyasette;

Yönetimde;

Hukukta;

Eğitimde;

Askeriyede;

Emniyet ve Güvenlikte;

Gazetecilikte;

Memuriyette;

İş hayatında;

Vb. tüm mesleklerde, hayatın her alanında, başarılı, güvenli olmayı, devamlılığı sağlayacaktır.

Sosyal hayatta ise, İhsan ve itkan sırrı, (Her şeyi iyi ve güzel/sağlam ve kaliteli yapmak) insanı;

Ailede,

Arkadaşları ve dostları arasında,

Komşular arasında,

İnsanlar arasında iletişimde,

Velhasıl toplumda, şahsiyetli, kişilikli, güvenilir, başarılı bir kimlik kazandıracaktır.

Çünkü insan fıtratı, yaratılışta, iyiye, güzelliğe, sağlam ve kaliteliye meyillidir.

Özellikle ticarette ve siyasette başarının ve devamlılığın sırrı ihsan ve itkan şuûrundadır.

Vesselam.

Geniş bilgi için bkz;

T.D.V. İslam ansiklopedisi, İhsan, mad.

D.İ.B, Hadislerle İslam,III, 151.

CEVAP VER