Sn. Bahçeli Müsaade Ederse Oy Kullanacağım

0

Davadan Aslında Kim Döndü?

MHP’nin sıcak yaz aylarında ana gündem maddesi Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) idi. Neredeyse her vekilin profil fotoğrafında bir EYT logosu yer almaktaydı.
Hem AKP’ye ittifaka yazılıp hem de üstüne EYTlilere oynamak aslında Marksist terminolojide antagonizma, öz Türkçede Uzlaşmaz Çelişki, eski dilde tezat idi. Lakin MHP gibi bir partinin anlı şanlı vekilleri bunu ilan ettikçe biz de biraz acaba dedik.

Devran döndü MHP de devranla beraber döndü. EYT oldu TEYT, burada baştaki T Türedi olarak okunacak hale geldi.

Muhalefet (?) Sahi iktidara bakan bile vermeyen MHP de aslında teoride muhalefet ama malum “pratik desen” sallanmakta. Hoş Sn. Mazhar Alanson da bu aralar gayet müttefik cephede. Hem de bir Halkın Yıldızı olarak Halkbank sponsorluğunda sahnede. Dolayısıyla biz MHP’nin ne Uygur’lara dair araştırma önergesine ne EYT meselesine ne de benzer bütün konulara “iktidar ne diyorsa odur!” şeklinde muvafakatını sorgulamıyoruz.

Bizim MHP’den ve değerli liderinden bir istirhamımız var: Müsaade ederse seçimlerde oy kullanacağız.

MHP liderinin Türkiye siyasetine dair değerlendirmelerini sıkça duyuyoruz. Ülkenin neredeyse yarısının ampirik olarak oy verdiği partilerin tamamını ıskartaya çıkaran söylemin siyaset dilindeki karşılığını tayin edemiyoruz. Lakin bana oy vermeyen de değil onu da aşan bir “bize oy vermeyen bekaya kast eder” terminolojisinin bir sonraki aşaması iktidar elinde oyların zarfının açılarak kimin ne oy verdiğinin kontrolünü talep etmek olacaktır.

MHP’nin olmasa da MHP’ye kimliğini veren ve onu ayrıştıran eğilimlerin tereddütsüz bir savunusu olan bu tarz-ı siyasetin MHP için sorun yaratmasa da AKP’nin çıkış felsefesinin birebir zıddı olduğu hususunda herhalde herkes hemfikirdir.

Askeri bürokratik vesayeti tarumar eden AKP’nin dönüp dolaşıp MHP’nin arkaik bir otokrasiyi vazeden ve halkın yarısını hiçe sayan bu söylemleri ile ittifak kurmasının rasyonelitesi tartışmaya açıktır.

Sadık bir okurum yorumlarıyla bana verdiği değeri her zaman göstermektedir. Bir yorumunda AKP’ye objektif bakmak gereğini ifade etmişti. MHP’nin liderinin koyduğu çerçevenin dar fistanında ülkenin yarısının cepheye girdiğini anlamak ve bunun AKP’ye vazedildiğini tespit etmek nesnellik değilse ne olabilir?

MHP’nin cephe siyasetini ta 70’lerden kendine görev verilen anti komünist tantanadan miras aldığını tahmin etmek güç değil. Oysa AKP bu cephe siyasetinden merkezi toparlamaya tahvil ettiği siyasetinin balkon konuşmaları ile birleştiren özünü kaybettiğini anlamak zorunda. MHP’nin +/- %10 oyu almak için başvuracağı marjinalliklerin alıcısı olsa da merkeze dayanan bir partinin marjinallikle dansı onu da kenarlara doğru ilerlemeye mecbur kılacaktır.

“Zorlarsan kırarsın” aforizması AKP’nin MHP ile ülke gündeminde taşındığı alanın ve durumun dolaysız resmi aslında. Seçimleri hep kazanmak için MHP’nin hep devam edecek bu biz/onlar etiketini boynuna asmak, AKP için iktidar olanaklarının sonuna kadar kullanımı ile elde edilecek zaferin meşhur Pirus’un Zaferi gibi kazananın tarumar olduğu bir neticeye evrileceğine kuşku duymak için az sebebimiz var.

Siyasetin 7 Haziran seçim sonuçlarına reddiye koyan partisiydi MHP. Bu yolda neredeyse devam eden 3 küsur senede ülkenin iktisadi alanda geldiği noktayı öncesi ile mukayese eden herkes olaylar arasında bağı kurabilir.

AKP MHP ile kurmak zorunda kaldığı ittifakın ceremesini ülke ile birlikte hazmediyor. MHP ne bir seçim kazandı ne de seçim kazanmak için kılını kıpırdattı.

AKP’nin iktidarda kalmak adına başvurduğu bir kaldıraç oldu. Niyet bu kaldıracı ilanihaye kılmak. Lakin ülkenin hadi diyelim yarısı buna karşı diye bunları toptan beka karşıtı gören bir dili AKP’nin benimsemesinin yan etkilerini görmeye devam ediyoruz.

AKP’nin 2002-2015 dönemindeki doğru ve yanlışlarının bakiyesi idi 7 Haziran seçimleri. MHP bu saatten itibaren, bu bakiyenin tekil sahibi imiş gibi, 13 yıl boyunca AKP’yi en ağır ifade ile eleştirmemiş gibi birden iktidarın en yılmaz bekçisi oldu. Bu aslında ne anlama geliyordu?

Herkes Devlet Bahçeli’yi fikirlerinden ricat ile itham ediyor. Ama biz Bahçeli’ye ilham veren Türkeş’in 12 Eylül için söylediği müthiş sözü unutmuyoruz : “Fikirlerimiz iktidar.”

Bahçeli için EYT vs. nüanstır.

Belli ki fikirlerinin iktidar olduğuna ya da olacağına inanıyor.

Ne dersiniz, fikirlerini revize eden, görüşlerinden ricat eden belki de Bahçeli değil midir?

Yazarın sosyal medya hesapları:

https://www.facebook.com/veysi.dundar.3344

https://twitter.com/VEYSDNDAR1

https://veysidundar.home.blog

CEVAP VER