‘Ye’nel seçim’

1

Bu seçim başka seçim.

Gerçi son on yıldır yapılan seçimler de hep başkaydı.

Söylemleri ve eylemleri farklı olsa da, politikaları ve hesapları ile davalarının hep aynı olduğu seçimlerdi.

Şimdi de farklı değil aslında.

Yerel seçim güya ama değil…!

Adeta bir “Genel Seçim”.

Hatta o sebeple de üçüncü bir seçim çeşidi ortaya çıktı desek yeridir artık.

Yerel görünümlü “Genel Seçim”.

O sebeple de adı “Ye’nel Seçim”…

***

Milli İradesizlik

Bir kez daha çok net bir şekilde görüldü ki, “milli irade”, “dava”, “partidaşlık”, “bizlik” gibi siyasi argümanlar ne kadar da anlamsız ve içi boşmuş…

O kadar parti teşkilatının, örgütlerin, görevli ve yetkili olanlarının, temayül ve ön seçim gibi içi boş oyunların, adeta bir oyalama, umut satma olduğu yine ve yeniden görüldü sanırım…

Aday adayı olanlar için hatta, sadece kamuoyu önünde en azından da birazcık görünür kılınma fırsatı diyebiliriz sadece…

Tabii bu sözlerim, tüm ilçelerdeki belediye başkanı adayı olarak “seçilen” aday isimler için değil.

İstisnalar da var elbette.

Çıkılan siyaset yolunda ne meydanlar varmış, ne karanlık ve ötesi görülmeyen dar, meşakkatli, zahmetli sokaklar varmış, bu yolda öğretilen sloganlarla yürütülenler de sanırım görmüşlerdir bu gerçekleri.

Ya da hala görmek istemeyecekler…

Ama bir anlamda da had bildirme şekli de diyebiliriz bu yapılan “seçilen aday” isimlerin ortaya sürülmesi ile.

Demek ki neymiş! Her önüne gelen aday adayı olmayacakmış!

Ağabeylerinden, büyüklerinden gördüğün nepotizm senin için geçerli değilmiş..!

Çok kısıtlı bir aile ve zümre etrafında kilitlenen, dar kalıplara mecbur bırakılan ve kurulan bir düzen içinde sürdürülüyor bu siyaset mecrası demiştik…

Mikro milliyetçilik siyaseti ile yönetim anlayışına sahip ve uzayan kolların sadece kendilerinde olmasını arzulayan, uygulayan kimlikteki aday isimlerin de aday olmasını doğru bulmadığını söylemiştim daha önce.

Ve şimdi bu isteğimi uygulayan bir aday belirlemesini görüyoruz.

En azından son üç seçime göre adeta vazgeçilmez, yok sayılamaz diye nitelendirilerek gereksiz değer verilen ve büyütülen anlayışın, en azından 31 Mart süresince askıya alındığını gördük partilerimizde.

Uzayan kolların gövdelerinin dahi, sadece gerektiği zamana ve gerektiği yere kadar yol arkadaşı olunduğu görülmüştür umarım.

Gerçi görmeseler ne yazar!

Sonuçta aynı tecrübeyi(!) tatmak isteyen onlarca, yüzlerce, binlerce aday adayı var peşlerinde.

Tabii yeterli değil bu değişim.

Eğer yine seçim sonucuna göre, örneğin belediye başkanlığı koltuğu mevcut siyasi görüşlerde kalacaksa, belediye yönetim kadrolarında da aynı değişimin gözetilmesini beklemeliyiz.

Değişimi de seçim sonrasında değil, öncesindeki söylemlerinde ve vaatlerinde görmeliyiz!

Aksi takdirde değişimin bir anlamı olmayacağını zaman içinde görürüz…

Zihniyet ve niyet değişmedikten sonra, milliyeti değişen bir isim olsa ne yazar!

Anca yine hikâye yazar…

* * 

Bu seçim, ‘ye’nel seçim

Bu seçimlerin sadece yerel seçim olmadığının bilincinde sanırım herkes.

Başarı ya da başarısızlık, şimdiye kadarki seçimlerde olduğu gibi, aday isimlerden kaynaklı olmayacak.

Olmadığını da, birçok il ve ilçe belediye yönetimlerinin daha birinci dönemlerinde değiştirilen, hatta metal yorgunu gerekçesi ile aylar öncesinden el çektirilen isimleriyle görmüş olduk zaten.

“Ceketimi koysam kazanır” düşüncesi ile “kim olduğu önemli değil, liderim sağ olsun” düşüncesi yeter de artar bile bu topluma…

Gerçi yerelde bazen isimler partilerinden de fazla teveccüh görüyor.

Ve şimdi kamuoyunca beklenen, en azından seçmenin yarısının beklediği ne?

Seçmenin kararında bu seçimlerde ülkemizin geldiği ekonomik, sosyal, kültürel koşullar ile, özellikle iç politikaya dair söylemlerinin daha da kutuplaştırılması veya yumuşamasının toplumdaki siyasi ve tercih karşılığının ne olacağını göreceğimiz bir ‘ye’nel seçim

Seçmen ve toplum, yerel yönetimlerden alınan teveccüh, güç ve kudretin nerelere geldiğini bakalım görmüş mü?

Adalet sistemi ve eğitim sistemimiz başta olmak üzere, ekonomi, kültür, sanat ve medyada getirilen yere nasıl bakıyor seçmen ve toplum?

Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda bakalım nasıl bir tavır içinde olacak?

“Hadi canım sende, sadece yerel yönetici seçiyoruz” mu diyecek?

Yoksa bu seçim sonuçları ile cüreti giderek artan, hatta bazı kesimlere göre de yasa, anayasa tanımaz bir güç kullanımına destek vermeyi mi yine tercih edecek?

Dış politikamızı doğru ve yerinde mi bulacak?

Yoksa yanlışlarının ceremesini çektiğimizi mi hissettirecek!

Sınırlarımızın güvenli ve gelecek vaadeden bir politika ile korunduğunu mu düşünüyor!

Yoksa, belirsiz, kaygı dolu, toprak kayıpları ile yeniden şekillendirilen bir coğrafyada bulunduğumuz kaygılarını mı!

Hülasa;

Bu seçim sadece bir yerel yönetici seçimi mi?

Yoksa, genel siyaset ve politikalarımıza yön, cesaret ve cüret veren bir gösterge seçimi olarak, yerel üzeri bir ‘ye’nel seçim mi?

1 YORUM

  1. Cok guzel bir yazi kaleme almissiniz yureginize saglik ama korkarim ki milletimiz o inceligi gørme yetenegine sahip degil kimle konussan chp yi dusman beliyor hdp dusman mhp Kahraman cunki akp ye omuz vermis bu secimden sonra misir gibi tek aday gideriz gøstermelik olarak yapariz secimleri yada bence nursultan nazarbeyev gibi reise ømur boyu verdinler bitsin bu is sandigin degerini bilmeyenin ønune sandik koyupta masraf bari yapilmasin o barayida emekli lerin maasina ikramiye versin

CEVAP VER