Emekli müftü Mehmet Gündoğdu yazdı: Hilfü’l Fudûl Paktı

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Rasulüne salat, selam olsun.

Hilfü’l Fudûl Paktı

A-Tanım

Mekke’de Arap kabileleri arasında süregelen savaşlar sonucunda ortaya çıkan anarşi, istikrarsızlık ortamında, Mekke içinde veya dışarıdan hac-umre veya ticaret için şehre gelen zayıf ve güçsüz kimselere haksızlık ve zulüm yapılıyordu.

İşte bu olumsuz şartlar içinde insanların, can ve mal güvenliğinin sağlanması, haksızlığın ve zulmün önlenmesi, mazlumların, mağdurların, zayıf ve güçsüzlerin korunması gibi ahlaki amaçlarla, toplumda sözü geçen, saygın ve iyi niyetli kişilerin önderliğinde kurulan, güvenlik ve barış ittifakıdır Hilfü’l-fudûl (Erdemliler ittifakı).

Hilfü’l-fudûl hareketi, sadece tarihsel bir kurum değil, aynı zamanda, farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da, temel İnsan hakları ve  ahlâkî ilkelerde anlaşan insanların;  zulmü, haksızlığı engellemek için toplumsal uzlaşmanın  bir  ifadesi olarak değerlendirilmektedir.

Hicret’ten  otuz üç yıl (bazı rivayetlerde yirmi sekiz) önce yaklaşık, 590 lı yıllarında yapılmıştır.

B-Hilfü’l-fudûl Antlaşmasına sebeb olan son olay

İbnu Hişam, İbnu İshak’tan naklen şöyle anlatıyor:

Zübeyd oğullarından bir kişi Mekke’ye ticaret malı getirmişti. As bin Vail onun malını satın aldı. Fakat ücretini üdemedi.

Bunun üzerine Zübeyd oğullarından olan bu kişi daha önce anlaşmalı olduğu kabilelerin ileri gelenlerine müracaat etti. Mağduriyetini anlattı, zulme uğradığını beyan etti.

Fakat onlar As bin Vail’in şerrinden korkarak, kendisine yardım etmekten çekindiler ve onu kovdular.

Zübeydî başına gelen bu bela üzerine Ebu Kubeys dağının tepesine çıktı.

O sırada Kureyşliler Kabe’nin çevresinde kendilerine ait gölgeliklerde (localarında) bulunuyorlardı.

Zübeydi yüksek sesle şöyle seslendi.

“Ey Fihroğulları! Bir mazluma yetişin.

Mekke’nin ortasında malı elinden gitti. 

Ey Kabe’de grup, grup, toplananlar!

Umresini yapamayan perişan bir ziyaretçi var.

Ey Hicr ile Haceru’l-Esved arasında toplananlar!

Bu mukaddes yer, keremini (şerefini) tamamlayanlarındır.

Günahkar ve zalim kişinin elbisesi,

Ona saygı, şeref ve asalet vermez.”

C-Hilfü’l-fudûl Antlaşması yapılıyor

Zübeydi’nin bu veciz şiir ile seslenişini işiten, Hz. Peygamber’in amcası Zübeyr b. Abdülmuttalib ayağa kalkarak, “Bu işin peşi bırakılmaz” dedi.

Mekke’nin  en zengin, itibarlı, yaşlı ve nüfuzlu kabile reisi durumundaki, Teym oğullarından, Abdullah b. Cüd‘ân et-Teymî’ye başvurarak, onu bu işin görüşülmesi için bir toplantı yapmaya ikna etti.

Sonra Mekke’li kabile temsilcileri, Abdullah ibnu Ced’an’ın evinde toplandılar.

Şerefine ve yaşına hürmeten toplantı Abdullah ibnu Ced’an’ın huzurunda yapıldı.

Toplantıya, Benî Hâşim, Benî Muttalib, Benî Zühre, Benî Teym ve Benî Esed, Kabileleri ve temsilcileri katıldı.

Benî Hâşim’den düzenlenmesine ön ayak olan Zübeyr b. Abdülmuttalib’den başka o sırada yirmi yaşında bulunan Hz. Muhammed de (s.a.v) iştirak etti.

D-Hilfü’l-fudûl Antlaşması maddeleri

Toplantıda hazır bulunanlar uzun müzakerelerden sonra haksızlığı, zulmü önlemek, halkın veya Mekke’ye dışarıdan gelen insanların can, mal güvenliğini  sağlamak için, gönüllülerden oluşacak bir grup kurmayı kararlaştırdılar.

Kaynaklarda antlaşmanın muhtevası genel hatlarıyla şöyle ifade edilmektedir:

1.Mekke şehrinde birine zulüm ve haksızlık yapıldığı zaman hepimiz, o kimse ister iyi ister kötü ister bizden ister yabancı olsun, kendisine hakkı verilinceye kadar tek bir el gibi hareket edeceğiz;

2.Deniz süngeri ıslattığı ve Hira ile Sebîr dağları yerlerinde kaldığı sürece bu ittifaka aykırı davranmayacağız ve birbirimize malî yardımda bulunacağız” (Süheylî, II, 73).

Zalime karşı mazlumun yanında birlik halinde bulunacaklarına ve zalimden hakkını alıp mazluma iade edinceye kadar mücadele edeceklerine dair yemin ettiler, Allah’a söz verdiler.

Hilfü’l-fudûl mensupları ayrıca bu ahitleşmenin ardından Hacerülesved’i yıkadıkları mukaddes suyu (Zemzem) içmişlerdi.

Sonra yürüyüp As ibnu Vail’in yanına gittiler. Satılan malın karşılığını kendisinden çekip aldılar ve sahibine verdiler. (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 295-296; İbn-i Sa’d, I, 128-129.)

Ebû Süfyân’ın kayınpederi Utbe b. Rebîa’nın bu antlaşmaya katılamadığı için çok üzüldüğü ve şöyle dediği rivayet edilir: “Eğer Hilfu’l-fudûl’e katılmam için soyumdan ve ailemden ayrılmam gerekseydi bunu hiç çekinmeden yapardım” (Ebü’l-Ferec, XVII, 300).

E-Hilfü’l-fudûl’ün faaliyetleri

İslâm’dan önce ve İslâmî dönemde Hilfü’l-fudûl’ün nasıl çalıştığını gösteren bazı olaylar nakledilmektedir:

Sümâle kabilesine mensup bir tâcir Mekke’nin ileri gelenlerinden Übey b. Halef’e mal satmış, fakat parasını alamamıştı.

Çaresiz kalan tâcir Hilfü’l fudûl’e başvurdu. Teşkilât mensupları ona, Übeyy’e gidip parasını tekrar istemesini, vermediği takdirde kendilerinin bizzat alacağını bildirmesini söylediler. Bunun üzerine Übey parayı hemen ödedi (İbn Habîb, s. 54).

Has‘am kabilesinden Yemenli bir tâcir kızı ile birlikte hac için Mekke’ye gelmişti.

Şehrin güçlü kişilerinden Nübeyh b. Haccâc’ın, o tacirin kızını zorla elinden alması üzerine, tâcir Hilfü’l fudûl’e gitti.

Hilf mensupları hemen Nübeyh’in evini kuşattılar ve kızı alıp babasına teslim ettiler.

Muâviye’nin hilâfeti sırasında, yeğeni Medine Valisi Velîd b. Utbe ile Hz. Hüseyin arasında bir mal hususunda anlaşmazlık çıktı.

Hz. Hüseyin’in, kendisine baskı yapmak isteyen Velîd’e hakkının verilmemesi durumunda Hilfü’l fudûl’e başvuracağını söylemesi üzerine Velîd haksız tutumundan vazgeçti (İbn Hişâm, I, 134-135).

F-Hz Muhammed’in (s.a.v)  Hilfü’l-fudûl Faaliyetleri

Erâş kabilesine mensup birinden mal satın alan Ebû Cehil parasını ödemedi.

Ebû Cehil’in Hz. Peygamber’e düşmanlığını bilen bir müşrik alay etmek amacıyla mağdur tâcire, o sırada Kâbe’de bulunan Hz. Muhammed’i göstererek, ona başvurduğu takdirde parasını alıp kendisine verebileceğini söyledi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber’e giden tâcir olayı anlatıp yardım istedi. Hz. Muhammed onunla birlikte Ebû Cehil’in evine gitti ve herhangi bir güçlükle karşılaşmadan parayı aldı (Belâzürî, I, 128-129).

Yine Hz. Peygamber ve Ebû Cehil’le ilgili diğer bir olay da şöyle gelişmişti:

Zübeyd kabilesinden bir tâcir mallarını satmak için Mekke’ye geldi. Ebû Cehil diğer tüccarların ondan alışveriş yapmasına engel oldu ve malına düşük bir fiyat biçti.

Kimsenin daha fazla fiyat vermemesi üzerine sıkıntıya düşen tâcirin durumunu öğrenen Hz. Peygamber üç deve yükü malı onun istediği fiyattan satın aldı.

Ebû Cehil yanına gelince de Hilfü’l-fudûl’ü hatırlatarak aynı şeyi bir daha yapmaması için kendisini ikaz etti.

Bütün hadis kaynaklarda Hz. Peygamber’in bi‘setten sonra da bu ittifaktan övgüyle bahsettiği, İslâmiyet’in onu daha da pekiştirdiğine inandığı ve bu yemini kızıl tüylü deve sürüsüyle de olsa asla değişmeyeceğini, tekrar çağrıldığı takdirde de tereddüt göstermeden derhal icâbet edeceğini söylediği (Müsned, I, 190, 317) kaydedilmektedir.

G-Hilfü’l fudûl antlaşmasının sona ermesi

Hilfu’l fudûl’ün daha sonraki tarihlerde devam edememesinin en önemli sebebi bu antlaşmaya yeni katılmaların imkânsız oluşuydu.

Bundan dolayı Emevî hanedanının başında son mensubunun (II. Mervan) ölmesi üzerine bu antlaşma sona ermiştir.

H-Dünyanın Hilfü’l-fudûl paktına ve faaliyetlerine ihtiyacı

Özellikle başta Asya, (Kafkaslar, Uzakdoğu; Çin/Tibet, Doğu Türkistan, Miyammar, Arakan, Ortadoğu; Suriye, Filistin, Yemen vb.) olmak üzere, Afrika (Mısır, Cezayir, Libya, Tunus vb.), Avrupa, Amerika’da insanlar, çağdaş zulmün karanlığı ve ağırlığı altında inim inim inlemektedir.

Dünyada zulme uğrayan insanların % 90’ının müslümanlar olduğu görülüyor.

Çeşitli gerekçelerle, evlerinden, yerlerinden, yurtlarından, vatanlarından ediliyor.

Mallarına, mülklerine el konuyor. Yüzyıllardır yaşadıkları topraklarda yabancı muamelesi yapılıyor.

En temel İnsan hakları bile kendilerine çok görülüyor. Öz vatanlarında can, mal, ırz-namus, inanç-ibadet, ifade vb. özgürlükleri ellerinden alınmakta.

Ötekileştiriliyorlar, itibarsızlaştırılıyorlar. Göçe zorlanıyorlar yada öldürülüyorlar veya ölüme terk ediliyorlar.

Gittikleri ülkelerde de (Türkiye ve birkaç ülke dışında) başta Avrupa ve Amerika olmak üzere, insan muamelesi bile görmüyorlar.

Dünyanın Hilfü’l-fudûl paktına ve faaliyetlerine bu gün ne kadar da çok ihtiyacı olduğunu ihtilafsız açık bir şekilde farkediyoruz.

Bu gün böyle bir erdemliler hareketi kurulacak olsa, bunu ancak  devletlerin yapabilmesi mümkün görülmektedir.

I-Dikkat! Dikkat! İlan olunur!

Irkı, dili, dini ne olursa olsun, dünyada zulme, haksızlığa uğrayan kim varsa herkese, (insanlığa) sahip çıkacak devletler aranıyor.

Sizce var mıdır?

Siz bunu bir düşünün isterseniz!

Şimdi yoksa bile gelecekte de olmayacak değildir.

Hz Yakup (a.s) ne güzel söylemiş;

Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başka hiç kimse, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (Yusuf, 87; Zümer, 53).

Vesselam.

Geniş bilgi için bkz:

T.D.V. İslam Ansiklopedisi, Hılfü’l fudûl, mad.

Muhammed Hamîdullah, İslâm Peygamberi (Tuğ), I, 52-54;

Asım Köksal, İslâm Tarihi (Mekke), II, 132-137.

CEVAP VER