Serkan Yıldız yazdı: “AKP Van’da kazanamazsa…” korkunç tablolar çizen Sn Arvas’a sorularım var

3

İHA’nın aktardığı habere göre; 31 Mart seçimlerinde AKP’nin Van ilçe belediye başkan adayları İskele Mahallesindeki 15 Temmuz Şehitler Parkı Konferans salonununda toplanmış. Toplantıda seçimlerle ilgili konuşma yapan AKP Van Milletvekili Abdulahat Arvas “inanılmaz” açıklamalar yapmış. Akıllara durgunluk veren açıklamalar…

Arvas şöyle demiş; “AKP Van’da kazanmasa tüccarlar kaybedecek, başörtülüler caddelerde yürüyemeyecek, esnaflar huzurlu olmayacak, silahlı çeteler yine şehirde peydahlanacak, esnaf yine ikinci vergiye tabi olacak.”

Şimdi aklıma bazı sorular geldi, AKP’li belediyelerden önce Van  sokaklarında ne kadar silahlı çete geziyordu? AKP’li belediye bunları nasıl bitirdi? Zabıtaların joplarıyla mı? Yoksa temizlik görevlilerinin süpürgeleriyle mi? Bu “silahlı çeteler” kimlerdi? Terör örgütü üyeleri mi? Gayri meşru mafya elemanları mı? Yoksa siyasi fanatikler mi? Aşiretler? Fanatik Vanspor taraftarı? Feministler? Van Gölü koruma ve yaşatma derneği? Kimdi bu gezenler? Ben kimseyi görmedim de o yüzden aklıma takıldı…

2002 – 2005 yılları arasında sıklıkla Van’da bulundum. Ve ben hiç sokakta elinde silahla gezen tek bir insan bile görmedim? Kadınlarımız ise türbanlısı – çarşaflısı – başı açığı – eşarplısı rahatça gezebiliyorlardı o dönemde de…

Sayın Arvas, bu iddiayı neye göre temellendiriyor? Dayanağı nedir? Eğer bir dayanağı – temelinde olan gerçek bir sebep yoksa bu “açıklamanın” amacı nedir? Gizli bir “tehdit” olabilir mi? “Göz korkutma”? Nedir yani sebep? Bu açıklamayı nereden lüzum bularak yapmış?

Tüccar kaybedecek demiş… Peki, şöyle bir istatistiksel bilgi vereyim; 2002 yılında Van Ticaret Gazetesine “şirket açılımı” için verilen ticari bildiri sayısı; 93… 2018 yılında bu sayı; 19… 2002 yılında Van Şehir Merkezinde “herhangi bir sebeple” ticari hayatını bitiren esnaf sayısı; 18… 2018 yılında 39… Rakamlar asla yalan söylemez.

Ben AKP yanlısı yada karşıtı değilim. Keza mesleğim gereği “siyasete” her zaman mesafeli durdum. Ama ben rakamları toplayabilme – çıkarabilme yeteneği olan bir vatandaşım. Ve rakamlar böyle diyor… Ben, çevresindekileri “görebilme”, her duyduğuna inanmama ve gördüklerini unutmama gibi süper güçleri olan bir bireyim… (Bunlar sizde de var). Ve ben o tarihlerde sokaklarda hiç elinde silahlı adam görmedim… Türbanından, başörtüsünden yada eşarbından dolayı zorluklar yaşayan kadınlarımızı da görmedim, duymadım, şahit olmadım. Sanırım o tarihlerde Sayın Arvas, Van’da değildi. Ve benim aksime o sanırım “her duyduğuna inanma” eğiliminde olan biri. Zira o tarihlerde Van’daki bir kafede canlı müzik yapılır ve o kafe gece saat 00.30’a kadar açık olurdu. Van 100. Yıl Üniversitesinden kızlı – erkekli bir çok öğrenci gönlünce eğlenir ve kafe kapandığında yani saat 00.30’da elini kolunu sallayarak evlerine – yurtlarına giderdi. Ben de o kafedeydim de oradan biliyorum. Ve o saatte ben de çıkıp sallana sallana orduevindeki yatağıma rahat bir şekilde ulaşıyordum. Doğrusu o saatte bile ben elinde silahla gezen kimseyi görmedim. Sayın Arvas muhtemelen yanlış bilgilendirilmiş olmalı.

Sabah kalkıp herhangi bir “Meşhur Van Kahvaltı Salonu”nda kahvaltıma o dönem 7,5 ₺ öderken bugün öğrendiğim fiyat; 30 ₺ civarındadır. Esnaf batmamak için mücadele veriyor demek… Kolay değil 17 yıl geçmiş, bu fiyat artışı elbette ki normal, ama ekonomi bakanımızın enflasyon oranlarına göre bir çarpım hesabı yaparsak şu andaki makul fiyat; 13,5 ₺ olması lazımken 30 ₺ olması biraz anormal. Çok değil ama biraz… 

Söylenen her cümlenin, kelimenin hatta harfin ben bir adresi olduğuna inanırım. Ve o söylediklerimiz asla yok olup gitmez. Dudaklarımızdan çıkar, atmosfere karışır, uzay boşluğunda süzülür. Gün olduğunda da karşımıza çıkıverir… Ve o kelimeler mutlaka ki bir amaç ile çıkmıştır, söylenmiştir. En sarhoş halinizde bile söyledikleriniz mutlaka ayık olduğunuz zamanlarda bir kalem düşündüğünüz cümlelerdir. Sayın Arvas’ın da söylediklerinin ben bir adresi – yeri – muhatabı olduğunu düşünüyorum. Ama o kim, ne, kimler onu bilemiyorum. Kendi seçmenine mi diyor acaba? “Eğer kaybersek silahlarınızı kapıp sokağa çıkın” diye? Allah korusun!

Peki o zaman adres neresi? Ege’nin küçük bir şehrinde yaşayan işçi değil. Adanalı pamuk çiftçisi değil. Erzurum’daki öğretmen değil! Hopa’da polis memuru değil! İstanbul / Ataşehir’deki dev inşaat şirketinin yönetim kurulu başkanı hiç değil… Peki kim? Kimi uyarıyor? Yada bir “beyan” mıdır bu? Aklımızda “deli sorular” ve cevapları da sadece Sayın Arvas’ta… Hoş muhatap görüp cevaplayacağını sanmıyorum ama öyle bir lükse sahip olursak kendisine sormak istediklerim direk ve sadece bunlardır… 

Kadınlarımız… Bizim kadınlarımız… Türbanlısı, çarşaflısı, eşarplısı, platin sarısı boyalısı, başı açığı, kısa saçlısı, uzun saçlısı… Hepsi bizim kadınlarımız… Özellikle Sayın Arvas neden sadece “türbanlı kadınlarımızın sokaklarda rahat yürüyemeyeceğini” iddia ediyor? Yani saçları kırmızıya yada mora boyalı başı açık bir kadın rahatça yürüyebilecek ama türbanlı kadınlarımız yürüyemeyecek? Bu mudur kastettiği? Doğrusu spesifik bir belirteç vermesi akla bu soruyu getirdi. Van’da kim buna sert bir müdahalede bulunur ki? Yada hadsizlik edip bulunma cesaretini gösterir? Başı açığa “Kapan kadın! Günahtır!” denildiğinde “makul” sayılabilir mi? Sayılamaz! Kabul edilemez! Keza aynı şekilde başı kapalı bir kadına da “Kadın! Uygar ol! Modern ol ve çıkar o başındakini!” de denemez! Ve bu da asla kabul edilemez!

Peki Sayın Arvas’ın iddia ettiği hangi güç birinci yada ikinci örnekte vermiş olduğum yaşanma ihtimali yüksek hatayı gerçekleştirebilir? Böyle bir şey yaşanmış mıdır? İstanbul / Anadolu yakasında şortla gezen bir kadınımız “kapanması” gerekliliği konusunda sözle taciz edildiğinde Sayın Arvas bu konuda ne düşünmüştür? Hoşuna mı gitmiştir, yoksa Van’da türbanlı kadınların sokaklarda şayet seçimleri kaybederlerse rahat gezemeyeceklerine benzer bir endişeye mi kapılmıştır? Yoksa kadınlarımızın, ata annelerimizin başındaki “türban” yine “siyasete malzeme” mi oluyor? Korkarım ki durum öyle gibi…

Van’daki yüz esnafa soralım ve diyelim ki; “20 yıl önce mi daha refah düzeyiniz yüksekti yoksa şimdi mi?” Hoş 20 yıldır ayakta durabilen esnaf sayısı kaç ki yüz tane bulabilelim? Bulduğumuzu farzettiğimizde cevap ne olur sizce? Van’a kadar gitmeye gerek yok… 18 Ocak tarihinde ocakmedya.com’da Sayın Kadir Durgun’un yazdığı makaleyi okusak yeterli olur… Kendisi hangi şehirdedir bilmem ama yaşadığı şehirdeki durumu çok güzel izah etmiş. Bu bir nevi “ölümü göster vereme razı et” siyaseti midir Sayın Arvas? Sorarım size ve sadece merak ettiğimdendir bu sorularım.

Sayın Arvas bu açıklamayı hangi temel dayanaklar üzerinden yaptı bilinmez… Ama rakamlar, yaşanmışlıklar, tecrübeler ve mantık her zaman kazanan taraftadır. Çünkü çürütülemez, aksi iddia edilemez. Eğer ortaya atılan ve içinde “kan” bulunan bir iddia varsa… Bu kesinlikle ama kesinlikle “ispat” edilmesi gereken bir konudur.

Sayın Arvas’a “siyaset bilimi” öğretmek haddim değildir. Ancak bu zamanlarda “silah” kelimesini cümlelerimizde çok dikkatli kullanmamız gerekliliğini düşünüyorum…

3 YORUMLAR

  1. 2002-2005 yılları arasında sıklıkla Vanda bulunuyor olmak Van milletvekilinin söylediklerini askıya almak için yeterli olabilirmi şüpheliyim. Bende 2007-2008 yıllarında Diyarbakırda yaşadım, gayet güzeldi, hiç vukuat görmedim, benden sonra hendek olayları oldu, şehir karıştı. AKP seçmenine o tarz bir çağrı yapabilirmi bence yapamaz, o söyledikleride o şekilde yorumlanabilirmi yorumlanamaz ben haberi yazarın naklettiği kadarından bile terör örgütüne atfedilen sözler olduğunu aşağı yukarı kavradım. Maksadım tabii ki bir siyasi partiyi desteklemek değil, hakkaniyetli bir yaklaşım sergilemek.

    • “Terör Örgütü” derseniz yada demeyi tercih ederseniz konu daha net olurken siz ona “silahlı çeteler” derseniz bu açıklamanın içine bir muamma katmış olursunuz. Keşke Sayın Arvas orada; “Silahlı terör örgütü üyeleri” deseymiş… Ama dememiş… Bu da bize bu söylediği sözlerden “karmaşık” ve “anlamsız” bir anlam çıkarmaya itmiştir. “Atfedilmesi” farklı bir şeydir o konuda “net bir açıklama” yapmak bambaşka bir şeydir. Eğer siz bunu yapmıyorsanız ve yorumu bize bırakıyorsanız bu konuda düşünme hürriyeti de bizdedir… Keza eski Van Belediye Başkanlarından Fethullah Erbaş, zamanında Kuzey Irak / Zap Kampında esir bulunan askerlerimiz için o kampa gitmiş ve şunları söylemiştir; “Biz milleti değil, ümmeti esas alırız. İslam dünyasında sınır olmaz. Sınır önemli değildir.” Burada bir atfedilme yoktur, niyet bellidir. Ama Sayın Arvas’ın söylediklerinde bir “atfedilme” varsa bu bizim değil onun sorunudur.

  2. Sayın yazar! Siz ne AKP seçmenine ne de yöneticilerine laf anlatamazsıniz….17 senedir iktidarda olan onlar değil CHP…. zammi, yapanda CHP genel başkanı milleti bölende CHP, Turkiyeyi nan a muhtaç edende CHP….
    AKP lileri kandirıp milleten af dileten de CHP.
    Komşularla kavga edende, Şumdaki Emevi CAMISINDE Cuma namazi kılan da CHP lideri Kıliçtar oğlu.
    Galiba Arvas da bunlardan bahsediyor.

CEVAP VER