Endülüs nasıl oluştu (3): Abbasiler/Abbasi Devleti

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Cuma günü, müslümanlar için önemli bir gün. Bundan dolayı da, Cuma günlerinde genelde İslam’ın kendine has kavramlarından, kurumlarından bahsediyorum. Çarşamba günleri de genelde din, özelde İslam’la ilgili yazıyorum ama, mümkün olduğunca İslam’ın bugün yaşanmasıyla ilgili konuları, yani bir bakıma günümüzden örnekleri ele alıyorum. Birkaç haftadan beri de ‘Endülüs nasıl oluştu’ yazı dizisini sizlere sunmaya gayret ediyorum.

Endülüs’ün oluşması için tarihi birikimi bilmek ve sonraki gelişmeleri de, birikimin üzerine bina ederek ilerlemek çok önemli. Bundan dolayı da Dört Halife döneminden başlayarak, müslümanların yaşadıklarını objektif şekilde sunmaya gayret ettim. Burada bir şeyi özellikle belirtmem gerekecek. Dört Halife dönemi ve sonrasında yaşananları anlatırken, amacım sahabileri kötü göstermek değil, onlara leke sürmek hiç değil. Ancak, korumacı davranış şeklinde de değilim. Sahabiler neler yaşamışlarsa, o dönemlerde neler olmuşsa, yeni nesiller bunların hepsini objektif şekilde bilmeliler.

…..

Bu yazıyı isterseniz yazarının sesinden dinleyebilirsiniz de:

……

Derdimi şu örnekle aktarayım: Hadis rivayet eden alimler, hadisleri toplarlarken çok titiz davranmışlardır. Bir hadis ravisi, Peygamber’den hadisi duyduğunu söyleyen kişinin yanına gidip hadisi ondan almak istemiş. Bu kişinin elinde yem olmadığı halde, bineğini (atını) kandırarak yürütmeye çalıştığına şahit olmuş. Zihninde geçen ne olmuş, biliyor musunuz? ‘Elinde yem olmadan atını kandırmaya çalışan kişi, insanları da kandırır’ diyerek, hadisi almaktan vazgeçmiş.

İslam’ı yeni nesillere doğru bir şekilde aktarmak istiyorsak, düsturumuz işte bu hadis ravisinin yaptığı gibi olmalıdır.

….

Kimseye haksız yere leke süremeyeceğimiz gibi, kimseye de hak etmediği değeri veremeyiz.

Evet, Emeviler Dönemi çok zor bir dönemdi. İsyanların, fikir ayrılıklarının, ayak oyunlarının üzerine bina edilen bir devlet görünümündeydi. Emeviler’in hüküm sürdüğü zamana bakınca ve Abbasiler ile de kıyaslayınca, bunu daha iyi anlamış oluyoruz.

Abbasiler Dönemi 750 yılında başlar. Emeviler’in Dönemi’ne karşı çıkarak halifeliği ve iktidarı eline alan Abbasiler, Peygamber’in amcası Abbas b. Abdulmuttalib’in soyundan gelmektedirler.

Emeviler’in uyguladığı politikalar sebebiyle mülümanlar arasında huzursuzluk iyice artmıştı. Emeviler’in iktidarı ele geçirmek için Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i öldürmeleri, üzerinden ne kadar zaman geçse de, birçok kesimler için unutulmayacak bir ıztıraptı.

Abbas b. Abdulmuttalib, yani Peygamber’in amcası, aynı zamanda Hz. Ali’nin de amcası idi. Yani bir bakıma Emeviler’e karşı olan bu ayaklanma ve sonrasında iktidarı ele geçirme, Hz. Ali’ye yapılan haksızlıkların bir intikamı gibiydi.

Abbasiler’in kurulma dönemi de sancılı ve kanlı olmuştur. İlk halife olan Abdullah Seffah’a seffah denmesinin sebebi de, kan dökücü manasında olduğu içindir.  Bu dönemde öne çıkan bir isim vardır ve önemlidir.

Ebu Muslim Horasani. Ebu Muslim, Emeviler’e karşı yapılan ayaklanmanın komutanıdır. Emevi hükümdarlarının Ehl-i Beyt’e ağıza alınmayacak sözler söylemeleri ve insanlara da söylemeleri için baskı uygulamaları ve halkın Emevi yönetiminden bıkmış olmaları ve genişleyen İslam Devleti topraklarındaki diğer etnik grupların da etkisi, Emeviler’e karşı başlatılan isyanın genişlemesine sebep olmuştu. İşte Ebu Muslim de bütün bunları organize eden kişidir.

Bu isyanlar ve ayaklanmalar, müslümanların birbirlerinin kanını akıtmada sınır tanımadıklarını göstermiştir.

Evet, müslümanların toprak bakımından ilerlemesi olmuştur, ama müslümanların birbirlerini suçlamaları, karşılıklı düşmanlıkların olması ve halkın da tabi olacak birilerini arıyor olması, bütün bu olayların yaşanmasına sebep olmuştur.

Konumuz aslında Endülüs, Endülüs’teki müslümanlar. Endülüs’ün oluşması da, işte Abbasiler’in kurulduğu dönemdeki kanlı olaylarla ilişkilidir.

Abbasiler, yönetimi ele geçirince, Emevi ailesinden bütün aile bireylerinin yok edilmeleri gerektiğini düşündüler. Nasıl bir düşüncedir, bakış açısıdır ve kindir, düşünebiliyor musunuz.

Emeviler, nasıl akılalmaz olaylara imza atmışlarsa, Hz. Hasan ve Hüseyin’in öldürülmesi ve İslam’a uymayan diğer bütün icraatler gibi; Abbasiler de aynı şekilde, akılalmaz olaylara imza atmışlardır.

Emevi Ailesi’nden olanlar yemeğe çağırılarak hepsi öldürülmüştür.

O zamanlar 16 yaşında olan Mervan’ın kuzeni I. Abdurrahman kaçmayı başarmıştır.

İspanya’da Endülüs Emevi Devleti’ni, 756 yılında kuran kişi de işte bu I. Abdurrahman’dır.

Yani Endülüs Emevi Devleti kurulduğunda, Abbasiler altı yıldır Abbasi Devleti’ni kurmuş ve yönetmekteydiler.

Bilgi olması açısından söyleyelim:

Emeviler 661’den 750’ye kadar devlet olarak yönetimde kalmışlardır; ama buna karşılık Abbasiler 750’den 1260 yılına kadar yani beş asırdan daha fazla yönetimde kalma başarısını göstermişlerdir.

Evet, Endülüs’ün kurulması aslında bir kaçış hikayesinin sonucudur.

Peki neden kaçış?

Müslümanların bağnazlıklarından, hunharca kan dökmelerinden, iktidar ve hırs kavgalarından ve İslam’ın yönetimde olmamasından bir kaçış.

Peki I. Abdurrahman neden İspanya’ya kaçtı ve orada Endülüs Emevi Devleti’ni kurdu?

Çünkü daha önce müslümanlar İspanya’ya gitmişlerdi ve orada varlık göstermişlerdi.

Emeviler Dönemi’nde Tarık b. Ziyad İspanya’ya ulaşmış ve orada fetihlerde bulunmuştu. Bugün dahi kullandığımız ‘gemileri yakmak’ tabiri de zaten oradan gelmektedir.

Cebelitarık boğazını geçtikten sonra askerleri geri dönmeyi düşünmesinler diye gemileri yaktırmıştır.

Bu yüzden de boğazın adı Gibraltar olarak anılmaktadır.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER