Rakip Takımların Kabahati

0

Çook uzun yıllar önce, futbol sektöründeki adaletsiz yönetimleri, oyunları ve şikeleri gördüğümde bırakmıştım futbol takibini.

Adeta azılı bir taraftardım desem yalan değil.

Fanatik bir Kocaelisporluyumdur.

Şimdi Fenerbahçenin ya da Galatasaray ve Beşiktaşın puan durumlarına ve lider durumdaki takıma bakınca, nedense bugünkü siyaset meydanındaki söylemler aklıma geldi.

Dış güçler, emparyalistler, lobiler gibi gibi

Ülkemizin ekonomik göstergeleri ortadayken, halkın yaşamına olan etkisi her ne kadar medyada pek de fazla gerçekleriyle yer almıyorken,

Pazardan soğan, biber, domates alan, marketten makarna, pirinç, bulgur, peynir alıp da kasada ödeme zamanı geldiğinde, naylon poşetler içindeki ürünleri eve götüreceğimiz poşetlere para ödemek zorunda bırakılıyorken,

Aslında halk, her şeyin farkında

Ne kadar yönetimsizliği, beceri noksanlığını gizleseler de, dış güçlerin ekonomik oyunları olarak gösterseler de, sonuçta bu oyunları okumak, oyuna oyun kurmak, önlem almak, halkı müdafaa etmek, seçip bizi yönetsin diye görev verdiklerimizindir

Tıpkı futbolda antrenörlerin, teknik direktörlerin olduğu gibi.!

Nasıl ki bir futbol takımının mağlubiyetinde hep dış etkenler aranıyorsa, topluma aynı alışkanlıklarıyla dış etken dayatması yapılması ne kadar ilginç!

Tabii bu dayatmanın farkında olmak da ayrı bir şey, farkına bile varmadan he valla doğru demek de ayrı bir şey

Nasıl ki filelerini havalandırarak kendisine gol atan rakip futbolcu düşman değil de sadece rakip ise..

Rakip takımın da galip gelmek gibi hedeflerinin olması sektörün doğasında var ise..

Rakip golcü futbolcunun da gol atmak gibi bir hakkı elbet vardır.

Rakip takımın teknik direktörünün, nasıl ki sizin takımınızın saha içindeki eksikliğinizi, yanlış taktiklerinizi ve hatta yanlış oyuncu seçimlerinden kaynaklanan zayıflıklarını değerlendirmek gibi görev ve sorumluluğu varsa taraftarlarına, yönetimine, şehir veya ülke halkına..

Toplumları yönetenlerin de veya dış rakiplerinin teknik ve taktik kapasitelerini zamanında okuyup, değerlendirip, önlemler alabilmek kabiliyetinde olması gerekmez mi?

Her başarısızlık sonrasında taraftarın yeterince bağırmadığı gibi suçlamalarda bulunan futbol takımı olur mu?

Gol yiyen kaleciyi uyarmadınız diye maçı tribünlerde izleyen sporseverler mi suçlanıyor?

Tribünlerde simit ayran satan satıcıyı, senin yüzünden desteğimiz eksiliyor diye suçluyor muyuz?

Maç esnasında çekirdek çıtlatıp da tezahürat etmemeyi tercih eden taraftarı, rakip takıma destek verdin diye suçluyor muyuz?

Ya da kendi futbolcunun beceriksizliğini görmezden gelip, ulan bir gol atamıyor sizin ürünleriniz diyerek, kramponunu imal eden fabrikayı suçluyor muyuz?

Ya da bir sinema filmimizdeki gibi; seni üreten fabrikanın.., o fabrikanın işçisinin.. o işçinin anasının.., o ürünü size kadar getiren firmanın.., aracını kullanan şoförün.., kramponun bağcığını üreten firmanın diye sıralayarak küfürler yağdırmak aklımıza geliyor mu?

Elbette gelmiyor! Gelenler de yok değildir belki..!

O halde sorun ne?

Sorun; sorunları yaratanların, sorunun farkına bile varmaması

Vardıysa da halkın farkında olmamasını sağlamak istemesi

Her başarısızlığı, rakip takımları düşman belleyerek sorumluluktan sıyrılmak istemesi

Kendi teknik direktörü, antrenörü, masörü, futbolcusu yerine, rakip takımınkileri düşmanlaştırması

Sonuç; başarı bizim, başarısızlık dış güçlerin..

Hep şu rakip takımların kabahati, hep

CEVAP VER