Ahmet Kaya dinlemiş İslami kesimdekiler bugün ne hissediyorlardır

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

İslami kesimdekiler Ahmet Kaya mı dinler demeyin, evet çok dinlediler. İslami kesimde olanlar mutlaka ilahi dinler diye bir kural yok, ya da bir zamanlar moda olan yeşil pop tarzı ezgiler. İlahiler ve yeşil pop ezgiler bir zamanların arabesk tarzı türleriydi. Genelin dinlediği, derdi ve idealleri olanların hiç dinlemedikleri sıradan ve sığ melodiler…

Bugünün siyasi tablosu, seçim maratonu, kimin kim olduğunun belli olmadığı resimle ilgili yazmak artık haddinden fazla sıkıcı. Millet alışverişte görsün kabilinden uğraşı gibi geliyor artık.

Okuyan zaten okumak istediğine bakarak hazzına varıyor, diğerleri de trollük yapmak için okuma derdinde. Sonrasında da boş teneke misali gürültü-patırtı.

İslami kesimden Ahmet Kaya dinleyen nesil bugün belli yerlerde. Belki resmi makamlarda, belki de siyasi partilerin içinde. O zamanki ideallerden, dertlerden eser kalmamıştır galiba. Hayatın rahatlığı, maddi güce ulaşma hırsı ve o simli rahat koltuklar…

Ahmet Kaya’nın bulmaya çalıştığı soru bugün gençleri artık ilgilendirmiyor: ‘Deniz Gezmiş neden asıldı?’

…..

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

……

Bir zamanlar ‘Arabesk Dönemi’ydi.

Ama aynı zamanda da Zülfü Livaneli’den duyulan ‘Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz’ türküsünün dinlendiği dönem.

Genelin dinlediği arabesk, devrimcilerin dinleyemediği özgün parçalar ve İslami kesimin sessizliği.

Sağ-sol birbirine girmişti. Solcuların önünü kesmek için ortaya çıkanlar…

1980 İhtilali ile duyulan ‘Serhat Türküleri’: ‘Yine de şahlanıyor aman….’

Ya da bir başka parça:

Kahraman ırkıma sızmış ihanet

Bütün yüreklerde acı ve nefret

Düşmanlarım mert değil hepsi de namert

Türk’e Türk’den başka yoktur dost nimet’

İnsanların sağ-sol diye ayrıştırıldığı, toplumun kamplaştırıldığı dönem ve ardından gelen 1980 İhtilali.

Bir anda kesilen kavgalar, sokak olayları ve terör…

1980 İhtilali bu kahramanlık türküleri ile seslendi millete. Türk milletinin içindeki kahramanlık duyguları küllenmişti sanki ve bu türküler küllere güçlü bir rüzgar gibi esti…

Sağcılar-solcular hapisleri doldurdu. İnsanlara korku salındı. 1960, 1971 ve 1980 derken, üç ihtilal yaşayan ülke insanları korkuyla yaşamaya alışmak zorundaydılar.

Ilımlı Amerikancı eğilimlere yönelmek onların suçu değildi, Korku İmparatorluğu’nun onlara dayattığı bir mecburiyetti.

‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ düsturunu savunan İslamcılarla, ‘Emeğe saygı’ diyen solcular artık sindirilmişlerdi.

Türkiye insanı akıllı olduğu için de orta yolu seçmişti. Askerin ihtilalle açtığı korku her yere sirayet etmiş ve İslamcı kesimdekilerin de okuduğu kitaplar ya kömürlüklere saklanmıştı ya da yakılmıştı.

Karl Marx, Engels ve daha niceleri.

O yıllarda bir anda gündeme gelecek biri vardı: Ahmet Kaya.

Cezaevine girmek için yaptığı albüm: ‘Acılara tutunmak’. Acılara tutunarak yaşamaya çalışan bir milletin tercümanı oldu.

Sonrasında ‘şafak türküsü’.

İslami kesimde bilmeyen var mıdır:

‘Beni burada arama

Arama anne

Kapıda adımı sorma

Saçlarına yıldız düşmüş

Koparma anne ağlama.

Saçlarına yıldız düşmüş

Koparma anne ağlama.

Saçlarına yıldız düşmüş

Koparma anne ağlama.

Saçlarına yıldız düşmüş

Koparma anne ağlama.’

Ya da ‘Yorgun Demokrat’ı bilmeyen var mıdır:

‘Karanlık yollardan geçtik

Zehir gibi sular içtik

Bir yanımızda ölüm

Bir yanımızda yar sevdik

Bir değil bin bir kere sırat köprüsünden geçtik

Cehennem denen illetin taa göğsünü deldik geçtik

Bu yolda dönenler oldu

Mum gibi sönenler oldu

Yar göğsüne baş koymadan

Vurulup düşenler oldu

Sonraki albümde de, İslami kesimdeki gençler Ahmet Kaya’da kendini bulmuşlardı. Başını kuma saklayanlardan onlar da tiksiniyorlardı çünkü.

Cevap veriyorum

Eli böğründe analardan

Mahpuslardan ve acılardan

Çokça bahsediyorum

Çünkü başını kuma

Saklayanlardan tiksindim

Başkaldırıyorum

İslami kesimdeki gençlerin başı belada değildi, çünkü onlar da korkuyorlardı ve susuyorlardı. Ama Ahmet Kaya ‘başım belada’ dedikçe, onlar da içlerindeki devrimciliği hissediyorlar ve mırıldanarak eşlik ediyorlardı.

Bugün düşünemeyeceğin kadar başım belada

Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada

İler tutar yanı yok, iler tutar yanı yok

Fişlenmişim, adım eşgalim bilinmekte

Üstelik göğsümde, yani tam şuramda

Kirli sakalıyla bir eşkıya gezinmekte

Başım belada

Adamın biri vurulmuş sokakta

Cebinde adresim bulunmuş

Başım belada

Tabancamı unutmuşum helada

Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan tutarsızlık

Nerden baksan ahmakça

Bu  parçaları dinlemiş olan o İslami kesimdeki insanlar acaba bugün neler hissediyorlar, neler düşünüyorlardır?

‘Seçim günü silahlarınızı hazır tutun’ söylemini duyan İslami kesimdeki insanlar nereye savrulduklarının bilincindeler mi acaba diye düşünüyorum.

Deniz Gezmiş’i, Metin Yüksel’i unuttu mu acaba bu ülkenin dürüst insanları?..

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Günaydın hocam! Bu güne gelinmesinde herkesin bir katkısı var. 2010 a kadar bir kenetlenme vardı, kapı kapı dolaşıp gerekirse mezarlardan çıkıp oy kullanın söylemi medeni bir anayasa ve Avrupa uyum yasalarının tamamlanması sözünün yerine getirilmesi içindi. Ama sandıktan çıkan yüksek oy oranı birilerini korkuttu. Ardından e biz size yeni bir anayasa ve Avrupa uyum yasalarını tamamlamaniz için oy verdik diye haklı olarak oylarınin peşine düşenler yanlış anlaşıldı. İktidarımızda gözleri var zannettikleri. Ve hemen çalışmalara başladılar. Bu gün ve bundan sonrada sonuçlarını hep beraber yaşayacağız.

  2. hiçbir amirimtarafında hainlikle suçlanmadığım haldegüya mütedeyyin bir yönetimin olduğu bu dönemde hainliğimizden geçilmiyor.O zamanlar sadece mürtecilikle suçlanıyorduk.

    Şu anda bir yandan yazınızı okuyor bir yandan da Edip Akbayram’ı dinliyorum ve seksen öncelerine yazınız eşliğinde bir gezinti yaparak.Evet tam anlattığınız gibi cereyan ediyor tarih.Ben ki kendini İslamcı olarak değil de milliyetçi muhafazakar biri olarak tarif edenlerdenim.Şu anki yaşananları çok güzel dile getirmişsiniz.İlk defa bu kadar siyasetten,hamasetten,milli veyerli sözcüklerinen haz etmez hale geldim.Karnabahar fiatının pahalılığından bahsetsen bile hemen ”HAİN”likle yaftalanıyorsun.Ne cenazede ne bir mevlütte ne bir bayam veya düğünde o eskilerin birlikteliği oluyor artık. 2.5 ay önce kızımın düğününü yapyık ama kazasız belasız atlatmak için akla karayı seçtik.Allah sonumuzu haayreyleye.Zaten maalesef camilerimiz bir partinin şubeleri durumunda.Vaazlar,hutbeler,dualar hep siyasi içerikli.Milli manevi değerlere sahip olmam ve elimden geldiğince yaşamıma geçirmem dolaysıyla 40 yaşımda çok sevdiğim mesleğimden ayrılmak zorunda kaldım.Ama o zamanlar (öZELLİKLE 94-98YILLARINDA)

CEVAP VER