Çipras Beyoğlu’nda Gezerken Aklıma Gelenler

2

Aleksis Çipras’a hakkımı helal ediyorum. Caddemin (Cadde-i Kebir olur kendisi) olur olmaz güvenlik saikiyle koca tomalara ev sahipliği yaptığını bildiğimden Çipras için de biraz daralmasına itirazım olmaz. Yunan Kültür Merkezi yada bilinen adıyla Şişmanoglou Megaro ve konsolosluğa bir kez ziyaret yapan Yunan Başbakanı için kapris yapacak değilim.

Dün akşam saatlerinde Çipras’ın ziyareti vesilesiyle İstiklal Caddesi’nde artırılan güvenlik önlemlerinin arasından eve varıp makalemi yazmak için oturduğumda 45 yaşındaki bu adama koskoca bir ülkenin uzun süredir emanet olduğunu düşündüm.

1974 doğumlu Aleksis’in ninesi Babaeski’den Yunanistan’a doğru yola çıkalı 100 yıl olmasına sadece 4 sene kaldı. 2023 kimileri için seçim yatırımı olsa da bir çok insan için de yerinden yurdundan olmanın asır yıldönümü olacak.

Gözleri buğulanmadan yüreği sızlamadan içi burkulmadan bu hicreti anımsamak mümkün olur mu acaba?
Batı Trakya’nın bir çok şehrindeki Türk nüfusuna karşın ülkemiz topraklarında Yunan kökenlilerin sayısı neredeyse sağdan say 500 soldan say 300 kadar.

Tek parti dönemini, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını mağduriyetin 100 tonuna tahvil eden Türk-İslamcı sağcılığının manası olmayan bu mağduriyet söylemine karşı Cumhuriyet’ten envai çeşit tedbirlerle kopan Rum/Yunan kökenli tebanın yaşadıklarını anlatmak çok da mübah değildir.

Oysa 1890 tarihli bir sayımda Osmanlı Tebasının neredeyse %30’unun İsevi dinlerin Rum-Ermeni kökenine ait olduğu tarihsel bir gerçektir.

Osmanlı’yı dönüştüren Cumhuriyet’e eleştiri getiren trolünden entelektüeline sağcı kadroda bu gerçeğe atıf ya bulamazsınız yada bulana kadar milyon tane ehl-i dine eziyet menkıbesi dinlersiniz.

Neticede Anadolu toprağı %99,99 Müslümanlıkla Cumhuriyet döneminde tanışmıştır. Bunu da cümle trol/entelektüel İslamcıya bu vesile ile hatırlatmış olalım.

Karaman’dan Samsun’a Nevşehir’den Trabzon’a Rumların ülkeyi ağır aksak terk etmeleri ve kendi yeni Kapadokya, yeni Erdek, yeni Sivaslarını kurmaları artık tarihte canı isteyenin hatırladığı bir nüans. Bir de İstiklal Caddesi’nin kentsel dönüşümle yenilenmeyecek kadar değerli eski binalarına bakanların…

Aleksis Çipras’ın büyüknenesi Babaeski’den Yunanistan’a doğru yol almasa ve Aleksis bir şekilde Babaeskili bir Alaattin olarak doğmuş olsa idi, sizce 2019’da Türkiye Başbakanı olur muydu?

Hele ki bir komünist-aktivist olarak, bırakın 30’lu yaşlarının sonunda ülkenin en tepesini görmeyi, sağ salim o yaşlara ulaşır mıydı?

1 Mayıs’ın bile kutlanmasının yasak olduğu, her 1 Mayıs kutlamasının genç insanların ölüm yıldönümüne dönüşmesi 90’ların bir vaka-yı adiyesi idi.

Bugünlerde de ne 1 Mayıs ne de komünistler herhangi bir kabule tabi değil ülkede.
Üniversitede okumalarının engellenmesinden söz edilmesinin üzerinden çok zaman geçmedi. Sadece 10 bin Km uzaktan sevilen bir aşka dönüştü.
Venezuela komünizmi bu aralar geçer akçe. Ama orası da dünyanın bir ucu.

Aleksis Çipras’ı gencecik yaşında ülkenin idaresine layık gören Yunan halkı belli ki “bütün ümidim gençlerdedir” diyen Mustafa Kemal’in sözüyle uyumlu bir karar vermiş.

Ortalama yaşı 69 olan bir ittifakın seçimi kazanmak için her yolu mümkün görmesi belki de iktidar etmek için kalan sürenin azlığından.
Ama neredeyse Çipras’ın yaşı kadar siyasette yer alan bu kadronun hırs ve dirayetine de şapka çıkarmak lazım.

Ülkemizin Çipras’a akran siyasetçisi tam iki yıldır hapiste. Belli ki gençlere siyaset serbest, ama kumda oynamaları kaydıyla.
HDP’yi 20 vekilden 80 vekile çıkaran Demirtaş bu kabahatın cezasını ödemeye devam edecek gibi.

Aleksis Çipras’ın 2 günlük ziyaretinin köklere yolculuk ve bu ülkede esamisi kalmamış bir varlığın bölük pörçük hatıralarına saygı duruşu olduğu belli.

Bu ülkenin ağzında kırık bir diş gibi boşluğu hissedilen İstanbul Rumları, Karamanlı Rumlar, Ermeniler, Edirne Musevileri gittiler ve o boşluk kapkara varlığını sürdürmekte.

Bu boşluğu doldurmak ancak zaman makinesinin icadı ve geçmiş acıların ve hataların muhasebesi ile mümkün.

Sahte bir mağduriyetle kendine tarih yazan anlayışın İmar Barışı ile onayladığı kaçak binaların çöküşü gibi, çöken ekonomi politiğinin toz ve dumanı kalkınca belki bir ortak akıl bize bu muhasebeyi yapmak için fırsat verir.
O zamana kadar. Signomi (*) Aleksis.

(*) Özür dileriz.

2 YORUMLAR

  1. Çok romantik bir bakış açısı..çünkü tarihi geçmişe dayanmayan tespitler var..ulusculukla başlayan sürecte Balkanlarda milliyetcilik zamanla Osmanlı ya da geldi..hele devlet zayiflayinca bu normal bir olgu ve catismanin kacinilmasi kacinilmazdi..irkcilik surgunu degil yani..ayrica yunanistan tarihine bakarsaniz koministler cok aci cekmistir..iki ulkedeki toplumsal sosyo psikolojik tarihi ayni degil..sonicta anolojileriniz tutarsiz..duygu uzerine yazilmis bir makale

  2. Yazının teması Anadoluda kaybolan İsevi halklar. Yorumcu yazıyı okumuyor kendi yazısını yazıyor. Sorulara cevap vermiyor cevaplara soru üretiyor.

CEVAP VER