Harun Taha yazdı: Söz bitmesin

0

Türkiye’nin gündemi 31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne kitlenmiş durumda. İktidar partisi ve ortağı bu seçimlere de çok büyük manalar yüklemekteler. AK parti ve MHP bu seçimi de bir var oluş meselesi olarak görüyorlar. Özellikle, her iki partinin genel başkanlarının ön alması ile seçim bir ‘beka’ meselesi haline büründü.

Yerel yönetim seçimlerini genel seçim havasına sokmaya muktedir olanlar da yine onlar oldu. Bu sebeple de yerel yönetim seçimine gittiğimiz şu günlerde gündemde olanlar veya kamuoyunun takip ettiği isimler yerel yönetimlere talip başkan adaylarından ziyade, parti genel başkanları veya onlar adına açıklama yapan parti sözcüleri.

Yapılan açıklamalar da, yerel yönetim konularından ziyade Türkiye’nin iç dinamiklerini de ilgilendiren bölgedeki dış politikası ve ülke ekonomisi ile ilgili. Hatta en yetkili ağızlardan yapılan son açıklamalardan benim anladığım, ekonomi de öncelikli gündem değil, tamamen Türkiye’nin iç dinamiklerini de ilgilendiren bölgedeki dış politikasına, yani ‘beka’ sorununa yoğunlaşılmış durumda.

Bu vaziyet biz vatandaşlar için iyi bir durum mu?

Bu soruyu sormak dahi abesle iştigal ama öyle zamanlarda yaşıyoruz ki, yazılmadı, söylenmedi denmemesi için soruyor ve cevaplıyorum: Bu vaziyet biz vatandaşlar için, hele ki önümüzdeki seçimlerde yöneticilerini seçeceğimiz şehirlerimiz için, kesinlikle iyi bir durum değil.

Neden mi?

Bu kadar ağır meselenin boca edildiği gündemde şehirlerimizin ve kasabalarımızın sorunları yer bulamıyor. Oysaki bugünler, yaşadığımız beldenin sorunlarına çözümler üretebilen başkan adaylarını ve projelerini dinlediğimiz, değerlendirdiğimiz günler olmalıydı. Atalarımız ‘terazi tartıyla, her şey vaktiyle’ demişler, ben de yaşadığımız belde için o vakit bu vakit değilse ne zaman diye soruyorum.

Farklı bir durum daha var…

Devletin en tepe noktası, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, AK parti genel başkanı da  olduğu için meydanlarda. Bu ilk bakışta vatandaş için iyi gözükebilir. Devletin en tepe noktası vatandaşın ayağına, oy istemek için, genel seçimler dışında da bir vesileyle geliyor diyenler çıkabilir. Ama kazın ayağının öyle olmadığı bizzat Sayın Cumhurbaşkanın ifadesiyle de ortaya çıktı: Vatandaş Cumhurbaşkanını karşısında bulmasına ve Cumhurbaşkanın o yönde cesaretlendirmesene rağmen bir talep veya şikayette bulunmuyor!

Bu içtimai durumun sebebi ne olabilir? Vatandaş neden şikayet etmiyor veya talepte bulunmuyor?

Bu garabet durumun birden fazla sebebi olabilir. ‘Vatandaş korkuyor! Eleştirmekten veya talepte bulunmaktan çekiniyor’ diyenler çıkabilir ama ben vatandaşın korktuğunu düşünmüyorum. Ben daha ziyade iktidar partisi ve ortağı MHP’nin yürüttüğü seçim kampanyasının vatandaşın suskunluğuna sebep olduğunu düşünüyorum.

Açayım…

Kim ‘beka’ sözcüğünün kullanıldığı, ‘beka’ derdinin olduğu bir ortamda talepte veya şikayette bulunan olmak ister? Vatandaş böyle bir vaziyette yapılacak taleplerin cevabını peşinen almış durumda zaten… İktidar partisi yetkilileri sayısız defa, belki de farkında olmadan, ‘Biz nelerle uğraşıyoruz, siz nelerden şikayet ediyor ve talepte bulunuyorsunuz’ tepkisini verdi, veriyor… Daha dün Sayın Cumhurbaşkanın Sivas’taki şu sözleri medyada geniş yer buldu:

“İki ay Afrin’de biz leblebi çekirdek mi kullandık? Mermi kullandık, bombaları kullandık. Silahlı silahsız bütün insansız hava araçlarıyla teröristleri yok ettik. Bu ne domatese benzer ne patlıcana ne sivri bibere. Benim ecdadım Çanakkale’yi fethederken ne yedi ne içti bunu biliyorlar mı? Hedef saptırıyorlar. Üç kuruş beş kuruş yeri geldiğinde fazla veririz ama biz merte namerte bu toprakları yedirtmeyiz.”

Eskiden aynı vaziyet, özellikle AK parti seçmeni için, ‘dava’ sözcüğüyle yaşatılıyordu. Bugün daha da ileri gidilerek tüm Türkiye ‘beka’ meselesi ile tanıştırıldı. Yukarıda da ifade etmeye çalıştım, böyle zamanlarda konuşulması ve yapılması gerekenler ağır meselelerin ve ithamların altında kalır. Kimse domatesten, patatesten, biberden; daha doğrusu parktan, bahçeden, kaçak yapılaşma ile mücadeleden, yada daha yaşanabilir şehirlerden bahsetmez, edemez!

Peki bahsetmeyince ne olur?

Binalarımız çöker, onlarca canımız, canımızın canı, vaktiyle bir şeyleri doğru yapmadığımız için yüreklerimizde acı olur. Yutkunamayız!

Artık söz biter!

CEVAP VER