Popülizm ve Popülist Seçkinler Sınıfı – Avrasya Ekonomi Zirvesi ve Abdullah Gül

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Almanya’da ırkçı saldırılar artıyor…

Başörtülü kadınlara yapılan ırkçı eylemler..

Irkçılık tehlikeli boyutlarda…

Alman ordusunda aşırı sağcılık yükselişte…

Bu ve benzeri başlıklı bir yazı kaleme alsam, Almanya’daki ırkçılığın ve aşırı sağ eğilimin ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını örneklerle ve aynı zamanda mağduriyetle birlikte ‘korku’yu kaşıyarak ele alsam, eminim çok okuyan ve paylaşan olur.
Nedir bu? İşte bu Popülizm’dir.

İnsanların isteklerine ve beklentilerine yönelik yazılar kaleme alarak, onların isteklerini en üst seviyede önemsiyormuş gibi yaparak, gündemi yönlendirmek ve bu arada da toplumu yönetmek.

Popülizm artık her alanda tek gerçeklik. Sadece TV dünyasında değil, artık ülkelerin yönetimlerinde bile popülizm hakim.

Sağcısı da, solcusu da, dini alandakiler de, kısacası herkes popülist davranışlar içinde.

Popülizm’in bu kadar artmasında acaba sosyal medyanın etkisi var mı? Bence var. Çünkü artık birçok ürün, takipçi sayısı çok olan fenomenler tarafından tanıtılmakta.

Fikirlerin, ürünlerin kalitesinden ziyade prim yapıp yapmamasına bakılmakta.

En absürd, en aptalca, en sığ paylaşımlar çok tıklanınca, insanlar da tıklanma için en aptalca paylaşımları yapma yarışında.

…..

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

…..

Popülizm, 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ele alındı. Birçok ülkenin görevi bırakmış liderleri de katıldı. Makedonya, Arnavutluk, Slovenya, Romanya, Hırvatistan, Letonya ve Türkiye.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ‘Bilge Adamlar’oturumunda görüşlerini aktardı. Peki nelere değindi?

‘Popülizm, en çok demokrasinin temel niteliklerini hedef alıyor, onu çürütüyor. Adaletin, tarafsız ve bağımsız bir şekilde dağıtılmasını, kamudaki şeffaflığı, hesap verebilirliği, hür basını; bütün bunları hedef alıyorlar. Bütün bunlar, popülizmin ilerlediği ülkelerde geriliyor. Bunları her kıtada görebiliyoruz’.

‘Bugün gördüğümüz popülizm, otoriter yönetim şeklinde ortaya çıkıyor. Hepsinin ortak özelliği büyük hayal kırıklığı çeken toplumları ve halkları, öfkelerini, onların hissiyatlarını bilinçli bir şekilde hedef alarak, onların zafiyetlerini istismar etmeye başladı. Popülist tarzlar, muhalefetteyken söylem seviyesinde kalır. Tabii çok yıkıcı olur. Bir taraftan kitlelerin hissiyatını ateşlediği için bir şekilde eğitmiş oluyor. Ama iktidardakiler popülizm yaparsa çok daha tehlikeli olur. Çünkü söylemle uygulama birleştiği anda bunun neticeleri gerçekten büyük sıkıntılar getirir ve toplumlara çok büyük zararlar verir. Kısa vadede popülizm netice getirebiliyor. Popülist liderler, popülizmi kendisine yöntem kılan siyasi akımlar; uzun vadede herkesle birlikte kaybediyorlar. Popülizmin sürdürülebilirliği söz konusu değil. Popülist olanlar, halka sadece balık verirler ancak ‘balık nasıl tutulur’ öğretmezler. Bir gün balık bittiğinde de o zaman felaketler ortaya çıkar’.

Üzerine düşünülmesi gereken çok önemli bir noktayı ele almış sayın Abdullah Gül.

Felaketlerin ortaya çıkmaması için önlem almak gerekiyor. Aslında derdimiz de bu.

Popülizm’in karşıtı ‘Seçkincilik’.

Popülizm birçok şeye zarar veriyor ama en önemlisi de demokrasinin temel niteliklerine.

Neden önemli?

Çünkü demokrasi olmasa, halkın isteği, dileği ön plana çıkmaz. Çünkü seçkinler, totaliter rejimler, soğuk savaş dönemindeki baskıcı yönetimler ve benzerleri söz sahibidirler.

Halkın, sokaktaki insanın dileği ön plana çıkıyor, o kadar ön plana çıkıyor ki, popülizm olarak her alana yayılıyor ve aynı sokaktaki insana zarar veriyor.

Çünkü o sokaktaki insan kandırılıyor.
Nasıl mı?

Kendinde olmayan güç onda varmış gibi yapılarak, sokaktaki insan ilahlaştırılıyor. Kutsandığını sanan insanlar da, onu kutsayan liderlerleri kutsuyorlar ve o liderler de ‘kafasına eseni yapar’ hale geliyorlar.

Önümüzdeki en güzel örnek, Trump.

Kafasına eseni yapıyor ve yetmiyor en sığ şekilde fikirlerini Twitter’den yayınlamak gibi basitliği de elden bırakmıyor.

Popülizm, Seçkincilik’in karşıtı olsa da aslında başka bir seçkin sınıf oluşturuyor. Buna da ‘Popülist Seçkinler Sınıfı’ diyebiliriz.

Kimler vardır bu sınıfta?

Popülist liderler, politikacılar, fenomenler, din ticareti yapanlar, şeyhler, efendiler….

Popülizmin en büyük zararı da, insanların gözüne perde indirmesi ve insanların hayatı başka pencereden görmeleri ve ona inanmalarıdır.

Göze inen bu perde sebebiyle insanlar olmayanı görmekte, olanı görememektedir.

Bunu engellemek için çare de, hayata farklı pencerelerden bakmaya çalışmak, bakabilmek ve daha da ileri derecesi ‘empati’ yapabilmektir.

Sağcı popülizm, insanların gözüne sağcı perdeyi indirerek solcu zihniyete düşman yapar. Ama aynı zamanda da solcu popülizm, aynı perdeyle insanların sağcı zihniyete düşman olmalarını sağlar.

Dinci popülizm, insanların gözüne dinci perdeyi indirir ve gariban insanlar cennet-cehennem ve korku sarmalıyla herşeye inanırlar ve din dışı gördüklerine düşman olurlar ve onları katletme yarışına girerler.

Bence popülizme en güzel örnek ‘kral çıplak’ hikayesidir.

Bu yüzden de ilk yazımda ‘Müslümanlar, kral çıplak’ demiştim…

Tamam, seçkincilik olmasın.

Tamam, halkın iradesi olsun.

Ama biraz kalite, seviye, usul-erkan ve işleyen mantıklı bir sistemi olsun…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Popülizme brokırasiyi de ekledıkmi, o zaman rahatlikla, Popülizm+ Brukırası = Turkiye di-ye biliriz.

    Yalniz Trump’in Popülizmi, Belki üçüncü dünya ülkelerinde geçerli ola biliyor hatta oluyor, fakat ABD de Tam tersi oliyor.
    Tabii bu ABD Medyasi sayesinde engelleniyor, vatandaşlar sayesinde değıl.

CEVAP VER