Tansaş, Burhan Özfatura ve Kalkınma Belediyeciliği

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Tanzim satış tartışmasıdır aldı yürüdü. İnanır mısınız bize sorular yönelten Almanlara döndüm diyebilirim.

Neden mi?

Çünkü kime inanacağımızı şaşırdık.

Çevredekiler ve akrabalarım, ekonominin iyi olduğundan ve tanzim satış noktalarının ‘haksız kazanç’ elde elde edenlere karşı çok iyi çözüm olduğundan bahsediyorlar.

Haberlere ve çeşitli sokak reportajlarına bakıyorum, esnafın konuşmalarını dinliyorum, onlar çok farklı şeyler anlatıyorlar. Vergisini veren esnafın nasıl rahatsızlık içinde olduğunu görüyorum.

Nasreddin Hoca misali, bana da şunu demek kalıyor: ‘Sen de haklısın, sen de haklısın’.

…..

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

…..

Konu tanzim satış olunca ayrı bir ilgilendim. Çünkü çocukluğum, gençliğim Tansaş’a gidip-gelmeyle geçmişti. Az eskitmedim, o Basınsitesi Tansaş yolunu.  Küçük bir Tansaş’tı ama ne ararsan vardı. Burhan Özfatura zamanında Tansaş İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kurulmuştu. Daha öncesi de var tabii. Aslında 1973 yılında Tansa ismiyle kurulmuş. Kurulma sebebi de, gene bugünkü gibi ucuz ürünleri halka sunabilmek.

Burhan Özfatura İzmir B.B. Başkanı olduğunda Tansaş faaliyetleri hızlandı, şubeleri arttı. Hatta ben İmam-Hatip Lisesi’nde okurken, okulumuzun bahçesine bile büfe şeklinde şubesi açılmıştı. Fiyatları uygun tost, patates kızartması ve pilav satışı yapılırdı. Evimiz çok yakın olduğu için oradan hiç alamazdım ama o yiyeceklerin kokusunu hala hatırlarım.

İzmir’de Tansaş’ların çok yararı olmuştu. Gelir durumu çok iyi olmayan insanlar Tansaş’lardan uygun fiyatlarla alışverişlerini yaparlardı. Devlet memuru çocuğu olduğum için, çok iyi bilirim yani Tansaş mağazalarını….

O zamanlar Burhan Özfatura ve Tansaş konusu geçince de iki taraf arasında kalırdım. ANAP’ı destekleyen validem ile Milli Görüş ve Refah Partisi’ni destekleyen baba tarafım arasında. İlginçtir, o zamanlar Tansaş’lara ve Burhan Özfatura’ya karşı, o kadar cümleleri sarfeden milli görüşçüler ve  o çizgiden gelen bugünkü Ak Partililer, şimdilerde tanzim satış noktaları kurma aşkıyla yanıp tutuşuyorlar.

Daha önce de ifade etmiştim: ‘Madem aynı noktaya gelecektiniz, neden o zamanlar bu kadar kötülediniz?’

Ne alakası var demeyin.

Bugünkü kadrolar, o zamanlardan gelen kişilerden oluşuyor.

Tansaş İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulduktan çok değil, sekiz yıl sonra Tayyip Erdoğan İstanbul B.B. Başkanı olmuştu.

Tanzim satışların açılması gelir durumu iyi olmayan insanlarımız için bir imkan.

Ancak ya esnafın durumu?

Vergisini ödeyen, yıllarını o işe vermiş insanların durumu ne olacak?

O esnaf, ürünlerini aldığı fiyata satamayacağına göre, onlara çözüm olarak nasıl imkanlar sunulacak? Vergi muafiyeti, mazot ve gider indirimi gibi imkanlar sunulacak mı?

Bu ve benzeri soruların cevaplarının olması çok önemli.

Devletin ve belediyelerin imkanlarıyla tanzim satış noktalarının kurulması çok kolay işler, hele de tanzim satış noktaları çadırdan yapılıyorsa.

Ancak şehirler, belediyeler önemli, hele o şehirlerde yaşayan sosyal yapının huzur ve gönül rahatlığıyla yaşaması daha da önemli.

Belediyeler, hükümetler, devletler insanlara hizmet ettikleri sürece kutsaldırlar. Aslolan devlet ve hükümetler değil, insanların mutluluğudur.

Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili, güneş gibi bir nimete sahip, topraklarının bu denli verimli olduğu bir ülkede belediyeciliğin de çok farklı olması gerekir.

Rüzgar gülleri ve güneş enerjisi panelleriyle enerji üretilen, tarım ve hayvancılığın gençlere farklı konseptlerle sevdirildiği belediyecelik anlayışı olmalı diye düşünüyorum.

Modern şehirler diye betonlaşan bir kent modeli zihinlerde olmamalı. Kalkınma belediyeciliği, Avrupa’da özenle ve ısrarla yürütülmeye çalışılıyor.

Kooperatiflerle zenginleşen ekonomi (Tarım, hayvancılık, zanaat ve gençlere iş öğretme), doğal ve yerel ürünlerin tüketilmesi, belediyelerin kendi enerjilerini üretme gayretleri, ki Avrupa’da o kadar güneş de olmadığı halde.

Bütün bunlar hiç de olmayacak şeyler değiller. Hepsi mümkün. Bunun için vizyon gerekli. Türkiye bugün Avrupa’nın daha önce yaşadığı şeyleri yaşamakta, o yüzden de Avrupa’daki şehirleri gezmek ve belediyecilik anlayışlarını incelemek, ileriki zamanların belediyeciliği için çok güzel ışık tutacaktır.

‘İyi de, oradaki belediyeler bunları yapıyorlar, insanlar yani halk kurallara uyuyor. Aynı zihniyet ve bakış açısı ile hareket ediyorlar. Türkiye’de belediyeler bunları yapsa, halkımız uyum sağlamaz, zihniyetler ve bakış açıları farklı, insanlarımızın zihniyetlerinin değişmesi lazım’ diyenleri duyar gibiyim.

Zihniyet ve bakış açılarının değişimi için şimdiden başlayalım o halde. Gönül belediyeciliği yerine, zihin ve kalkınma belediyeciliği başlatalım ki, ileride çocuklarımız ve gençlerimiz çok daha güzel ve insani şehirlerde yaşasınlar…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER