Münih ne söylüyor: Dengeler, Silahlanma ve Risk

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

München (Münih), Bavyera eyaletinin başkenti. Kimisine göre en güvenli, kimisine göre en temiz, kimisine göre de en eğlenceli şehir. En eğlenceli olmasının sebebi de ‘Oktoberfest’ (Ekim Festivali). Gazetemizin okuyucu kitlesine belki çok hitap etmez, ama Münih’teki Oktoberfest dünyaca meşhurdur.

Ama bugünlerde Münih başka konuları seslendiriyor

55. Münih Güvenlik Zirvesi’nden bahsediyorum.

15-17 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen zirve sona erdi.

Katılımcılar ülkelerin devlet ve hükümet başkanları ve savunma bakanlarıydı. Türkiye’yi de Savunma Bakanı Hulusi Akar temsil etti ve ‘strateji mi trajedi mi’ isimli oturuma katıldı, fikirlerini sundu ve YPG-DEAŞ vurgusu yaptı.

……

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

……

Münih Güvenlik Zirvesi’nde öne çıkan farklılık dünyanın değişimi diyebiliriz. Bazı şeyler değişiyor ve bu değişimin vereceği zararlar minimuma indirilmeye çalışılıyor gibi.

Suriye merkezli Ortadoğu konusu değişen dengelerin merkezi durumunda. Rusya, İran ve Türkiye’nin alacağı tavır ve Suriye konusundaki gelişmeler ve bunları doğrudan etkileyen enerji konusu.

Rusya ile ilişkileri etkileyen en önemli konu doğal olarak ‘Kuzey Akım 2’. Enerjiye olan ihtiyaç ve bunun karşılanması sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın da sorunu. Rusya da bunun bilincinde olduğu için Suriye ve Ortadoğu konusunda avantajlı ve kartlarını da ona göre karıyor.

Ortadoğu’nun gittikçe ısınan bölge olması bütün ülkelerin üzerinde ittifak ettiği bir konu. Bazı ülkelerin silahlanma hızları özellikle ele alınan konular arasında. Dengeler değişiyor derken de aslında belirtilen konu da bu.

Her ülkenin kendine ait önem verdiği noktalar, ülkelerin etkileri ile bu noktalarda ısrarcı olmaları ve böylece oluşan yeni dengeler.

Bunlar yeni şeyler değil aslında.

Yeni olan konular gittikçe artan milliyetçilik ve bununla birlikte gelişen silahlanma. Bu gelişmelerin nelere gebe olabileceği….

Avrupa Ordusu konusu da gündemde. Almanya ve Fransa bu konuda bazı antlaşmaları da imzaladılar. Ama buna rağmen NATO’nun önemi de sürekli vurgulanıyor. Özellikle de Merkel Nato’ya başka pencerlerden bakarak önemini vurguladı. Nato’nun sadece askeri olarak düşünelemeyeceğini ifade ederek ‘değerler birliği’ni vurguladı. Nato’nun fırtınalı dönemlerde tutarlılık ve güvenlik çapası olmasından bahsetti.

Fırtınalı bir dönemden geçiyoruz, bu kesin. Böyle dönemlerde de bizi sabit tutacak güçlü değerlere ve kurumlara ihtiyaç var.

AB artan milliyetçilik akımı yüzünden kimi zaman çatlak seslere maruz kalıyor. Ordu kurma isteği birçok ülkeyi kendine düşman hale getirebilir.

Rusya gaz avantajını kullanarak hem Suriye’de hem Ortadoğu’da istediklerini elde etmeye çalışıyor. Türkiye ve İran ortak çıkarlar ve ihtiyaçlar için Rusya’nın bu isteklerine ses çıkarmıyor. ABD bölgeden çekilecek ve oluşan boşluk kime kalacak? Prens’in Suudi Arabistan’da gövde gösterileri bitmek bilmiyor.

Bu resimden ne çıkar?

Belki sıcak savaş, belki de sadece gövde gösterisi ve Poker oyununda olduğu gibi daha fazla kazanç elde etme restleşmesi.

Aslında bütün ülkeler aynı şeyi yapıyor bana göre. Dengeleri gözeterek, riske girmeden, şov yaparak en büyük kazancı elde etme.

Beni bunlardan daha çok ilgilendiren konu, bütün bu ülkelerde yaşayan insanların durumu, onların mutlu olup-olmadıkları. Özellikle de Ortadoğu’daki ülkelerde. Ülkeler bölgesel ve küresel güç olma için herşeyi yaparlar ama bireyler bunlara kapılıp mutluluklarını unutuyorlar mı acaba?

Haa unutmadan, ihtilalle yönetime gelmiş olan Mısır Devlet Başkanı Sisi’nin demeci sizlerin de dikkatini çekti mi?

‘İslami retorikte reform çağrısı’ yaptı Sisi. Dini retorikte reforma gidilmemesinin sıkıntılarına vurgu yaptı.

Bu iyi mi, kötü mü? Bilemiyoruz, zaman gösterecek.

‘Hedefinde Türkiye var’ yorumları yapıldı, acaba gerçekten öyle mi.
Bu durum bana bir hayli ilginç geldi. Bir tarafta Suudi Prens’in reform çalışmaları, diğer tarafta Sisi’nin söylemi. Dini retorikte olacak yenilikleri de birileri kontrol altına almaya çalışıyor gibi geldi bana…

Hayırlısı.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER