Diyanet Başkanına Öneriler – Sigara İçen Öldü de, İçmeyen Ölmedi mi ?

4

Ali Erbaş’ın İslam’ı adeta yeniden keşfetmiş gibi sigaraya haramlık rütbesi veren fetvası bende ciddi bir iç sıkıntısı uyandırdı.

Bir din adamı için yaşamın kutsallığına ve yaşama hakkının korunmasına ilişkin duyarlı bir tutum gösteriyor olmanın nesi kötü diyebilirsiniz. Ama Amerika’nın keşfinden beri içilen tütünün İslam’ın haramlar listesine dahil edilmesi açıkçası Diyanet Başkanı’na Amerikayı keşfeden Amerigo Vespucci imajı verdi.

Gerçekten de tütünün tarihi yaklaşık 500 yıl. İslam’ın 1500 yıllık tarihine nazaran neredeyse arada 1000 sene var.

Ne diyor Erbaş?
Şunu: “Dünyada ve ülkemizde yıllarca ‘haram’ denilmediği için dikkate alınmayan sigara bağımlılığından insanlığı kurtarmamız lazım. Sigara haramdır ve her birimiz sigaranın haram olduğunu milletimize anlatmalıyız. Çünkü sadece bizim ülkemizde bir yılda 115 bin kişi hayatını kaybediyor. Bu ne büyük bir faciadır”

Anladığım kadarıyla Erbaş; “ölüme yol açan şey haramdır” gibi bir sonuca varmış. Aristo mantığının bir türü de olsa açıkçası varoluşçu düşünür Sartre’dan yola çıkıp “yaşamak öldürür”, “yaşarsan ölürsün” deyip hayatı da harama mı katsak acaba ?

Sn. Erbaş gibi ülkenin bütçesindeki kocaman pay ile yetinmeyip daha da bütçe isteyen üst seviye bir makam sahibi yanılıyor olamaz. Ölüme sebebiyet veren her şey haram olmalı.

Memlekette bolca trafik kazası oluyor. O zaman arabalar da haram ilan edilmeli. Mesela bu konuda Sn.Erbaş öncülük etse ve tartışmaya sebebiyet veren aracını hibe edip haram helal konusunda iyi bir örnek oluştursa.

İkinci olarak ülkede geometrik olarak artan kanser vakalarına bakıldığında kansere yol açan etmenlerin de haram sıfatını kazanması gerekmez mi? Gerçi ülkemizde tersine bir gidiş olabiliyor. Buna ilişkin Erbaş ön alabilir ve kansere sebebiyet veren tüm alanları haram ilan edebilir. Hatta bu vesile ile Bülent Şık’a reva görülen muameleyi de kınayıp onunla dayanışma yapabilir.

Gelelim bir diğer önemli ölüm sebebi olan silahlara. Zaten İslam adı itibariyle barış dini iken başkanından da başka bir tavır bekleyemeyiz. Sn. Erbaş en kısa sürede bu konuda da tavrını ortaya koymalı, her tür silahı silahlanmayı haram ilan etmeli. Mesela geçenlerde silahlanma tavsiye eden Sedat Peker’i kınayarak işe başlayabilir.

Sn. Erbaş’ın sigaraya dair girişiminin ülkemizdeki belli başlı ölüm nedenleri ile beraber ele alındığında bana çağrıştırdığı alternatif başlıkları yukarıda zikrettim.
Bununla beraber pek de ümidim yok. Ağzıma bir kez bile sigara koymadım. Sigaradan nefret ederim ama sigaraya haram diyebilecek bir selahiyeti kendinde gören Diyanet Başkanı’nı başka alanlarda da aktiviteli görmek isterim.

Sigara sağlığa zararlıdır ama Ergene Nehrine, Dilovası’na zehir saçanlar da, Pompalı Pompasız tüfekler de, yaya geçidinde insanları ezen arabalar da aynı ölçüde sağlığa zararlıdır.

Üstelik öldürmeyen ama süründüren günahlar da vardır. Bir eylemcinin canını emanet ettiği polisin tacizine maruz kalmasının vukuunu bırakın şüyuu dahi günah değil midir?
Karabük gibi bir kente ithal hayat işçisi kadınların üşüşmesi, buna yol açan tuhaf düzen günah değil midir? https://www.haberler.com/karabuk-te-fuhus-operasyonu-11752192-haberi/ Memleketi dolandırırken duasını eksik etmeyen sahtekarların etrafında bu duaya amin diyenlerin günaha katkısı olmadı mı?

Diyanet Başkanı’ndan beklediğimiz günahlar arasında seçim yapması değil, her günahı her fırsatta ifşa etmektir. Günahlardan günah seçmek din adamının işi olamaz. Din adamına iş öğretemem ama gözümün gördüğünü görmedim de demem.

Erbaş’ın sigara hakkındaki fetvası beni ister istemez 4. Murat dönemine götürdü. Malum şu anda padişahlık yok ama tütün ve alkolü yasaklayan padişahın Bekri Mustafa ile olan hikayeleri unutulmaz. Bu hikayelerden birini tiyatro sahnesine taşıyan Münir Özkul ile Ferhan Şensoy’un biraz bulanık da olsa videosunu internette paylaşanlardan Allah razı olsun.

Bu tatsız ve gayet rahatsız edici konuyu yine Bekri Mustafa’dan bir hikayeyle kapatayım :

“Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede bir caminin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur. Cemaatin beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu sırtında cübbesiyle oradan geçen Bekri Mustafa’yı hoca zannederek namazı kıldırmasını söylerler. ‘Yok ben hoca değilim’ dese de dinlemezler ve zorla öne geçirirler. Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar. Cemaat ölüye ne söylediğini merak eder. Bekri Mustafa gülerek cevaplar: “Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa imam oldu dersin. Onlar durumu anlar…”

4 YORUMLAR

  1. Bir de “Taktir-i Hudâ’ya bak,Şeyhu’l-İslâm olmuş lem yebak” deseydiniz daha da iyi olurdu.Hikayesi uzun sonra anlatırım.Ali Erbaş’ın Dinler Tarihçisi olduğu söylenir.Bu da,Fetöcü’ye akademik ünvan verilmesine imza atmasına benzer.Ama asıl felaket, Hırıstiyanlar’da,her yüzyılda günah vasıflarının değiştirilmesine özenilmiş olmasıdır.Bir “moda” hitapla söyleyeyimmi azizim “Ey Ali Erbaş,bir şeye günah vasfı vermek,senin ne hakkındır,ne de haddindir!”
    Muhtevası ciltler dolduracak bir yazı.Tebrikler ve Selamlar.

  2. Dünyevi iktidar için şirk kokan ifadeler kullananlara gıkı çıkmayan diyanet müçtehitlik yaparak sigarayı haram ilan ediyor.
    Çağdaş bekri mustafalar bakalım daha neler yumurtlayacaklar.
    Ondan sonra niye gençler deist ateist oluyor diye kendimize soruyoruz.
    Yarın huzuru mahşerde bu ülkeden kimlerin dillerinin ense kökünden çıkacağını göreceğiz.

  3. İçki de haram zaten,sigarada haram olunca hani bir araya gelip sigara ve içkiyi 2 aylığına bıraksak, akıl almaz bir vergi toplanıyor bunlardan, devlet maaşları verecek parada zorlanmaz mı,başka bir yaklaşımla sigara haramsa ülkemizde kaç milyon kişi harama el uzatmış oluyor (mideye giden az) buradan toplanan vergilerle maaş alıyoruz dolaylı bir biçimde içmiyorum diyen sen ve senin gibiler de harama ortak oluyor musunuz acaba 😊

  4. Veysi Bey siz bu sitede yazılarını ilgi ve beğeniyle takip ettiğim yazarlardansınız. Diyanet İşleri Başkanı ve temsil ettiği kurum adına pek çok eleştiri getirilebilir ama kanaat-i acizanem en olmayacak noktaya takıldığınız düşüncesidir. Sigara alkolün haramlığı katiyetinde bir haramdır , geçmişinin 500 yıl olması bu noktada değer ifade etmez. Kur’an veya sünnette nokta atış sigara üzerine veya zararlı gıdalar üzerine ayet hadis beklemek abestir. Hükümler bazen özeldir , bazen genel çerçeveyi çizerler. Yiyeceklerin helal ve temiz olanlarından yiyiniz emri çok nettir. Geçmiş zaman uleması bugün ki tıp ile ulaşılan , sigaranın zararı üzerine detay bilgiye sahip değillerdi. Fetva olarak da tahrimen mekruh diyorlardı. Kaldı ki eski zamanlarda tütün olarak içilen şey ile bugün ki sigara arasında 100 misli zararlı katkı maddesi farkı mevcuttu.Bugün her şey çok net. Bu meret tedrici intihardır. Birşeyin haramlığı direkt onunla ilgili hükme vabeste değildir. İsrafın her türlüsü haramdır. Sigara sağlığından israftır , çoluk çocuğun rızkından israftır. Ayrıca tüm dünyaya ait atmosferi kirlettiği için dünyadaki tüm varlıklara karşı bir kul hakkıdır. Sana emaneten verilmiş vücudu keyfince kullanma hakkına sahip değilsin. Emanete ihanettir. Hülasa alkolün haramlığı kadar haramdır sigara üstad 🙂 Saygılarımla.

CEVAP VER