Siyaset’i değil, seviyesini ve durumunu konuşalım

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

‘Ne olacak bu memleketin hali?’ diye başlayan konuşmalar eskiden beri toplumumuzda hep en beğenilen konu olmuştur. Bu da çok normal öyle değil mi? Ne de olsa kaç tane devlet kurmuşuz ve yıkmışız…

Kötü bir durum olduğu için demiyorum yanlış anlaşılmasın. Bilakis çok güzel ve önemli bir konu: ‘Memleketin halini dertlenmek ve bunların üzerine konuşmak’…

Kötü olan tarafı ise herşeyin açık ve net olduğu durumlarda bunları konuşmak ve sonu gelmez tartışmalara girmek.

Sağ-Sol vardı. Taraflar belliydi, herşey açık ve net.

Bir ara partiler çoğaldı, koalisyonlar dönemi oldu, hadi o zaman zevk veriyordu. Ama bugün gene ikili ekole geri dönüldü. Ve gene herşey açık ve net.

…..

Bu yazıyı yazarının sesinden sesli olarak da dinleyebilirsiniz:

…..

Bir taraf Ak Parti ve dostları, diğer taraf muhalefet edenler. Ne konuşulursa konuşulsun sözün sonu aynı yere varıyor. Biri diyor yandaş ve akpci, diğeri de vatan haini ve şer ittifakçı.

Bu denklemde neyi konuşsak boş. Al birini vur ötekine kabilinden bir durum.

İl ya da ilçe yönetimini görevden alanlar, belediye başkanlarını istifa ettirenler, birinden diğerine geçen belediye başkanları vs. vs.

Siyasetin seviyesi ve durumu bu.

Yönetimden memnun olanlar da karşıdakine saldırıyor, memnun olmayanlar da saldırıyor. Halinden memnun olanlar işlerine güçlerine baksalar onu da anlayacağım, ama onlar da bir şeyleri ısrarla kabul ettirme derdindeler.

Siyaset’in kelime manası seyislik, at bakıcılığı. Diğer manası da devlet yönetme. Binlerce yıldır kamuyu ilgilendiren çok önemli bir erdem hareketi de denebilir. Eski Yunan’dan ve Mısırlılar Dönemi’nden beri gelişe gelişe bugüne gelmesi gereken bir alan bana göre. Ama nedense pek de öyle olmamış.

İnsanları birlikte yaşamaya sevketme ve aynı zamanda devleti hakkıyla yönetebilme kabiliyeti ve erdemini barındıran insanların olması gereken bir alan siyaset.

Peki öyle mi ya?

Bence değil.

Ayak oyunlarının, göz boyamaların, güce ulaşana kadar düşmanı olup güce ulaştıktan sonra başkalaşanların cirit attığı bir alan olmuş.

Kitabi dinler bile hizaya sokamamış desem abartmış olmam sanırım. Tabii gönderilen peygamber dönemleri haricinde.

Müslüman toplumlar için vahim olan durum da, İslam’ın da siyaset yapanlar tarafından kullanılmış olması. En bariz ve tepe örneği de Muaviye. Din gibi bir kurum siyasete alet edilmesin diye de farklı arayışlar içine girmiş insanoğlu.

Bugün geldiğimiz noktada bakıyorum da, bize lazım olan erdemli insanların siyaset yapmaları. Ama güncel şartlar o insanları da çarklarına alıp eziyor, başkalaştırıyor.

Hangi partiden olursa olsun, iş seçim kazanma olunca kişiler bunun için herşeyi yapabiliyorlar. Birini beğenmeyen öbürüne gitse sanki o farklı. Diğeri de öbüründen az kötü değil.

Bu seviyesizlik ve ilkesizlik belki de bizim çözümler bulmamız için gerekli diye düşünmeye başladım.

Avrupa’daki devlet -birey ilişkilerinden, hukuk düzeninden imrenerek bahsediyoruz da, onlar da az şeyler mi yaşadılar.

Yüzyıl Savaşları, Otuz Yıl Savaşları, Yedi Yıl Savaşları, Fransız Devrimi Dönemi ve huzursuzluklar, Mezhep Savaşları, 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı…

Avrupa bu duruma gelinceye kadar çok bedeller ödedi.

İngiltere’deki hayattan ve demokrasi anlayışından bahsediyoruz da, onların ‘Güller Savaşı’ var ki, akıllara zarar. Tam otuz yıl süren bir iç savaş. Bu ismin verilmesinin sebebi de York ve Lancaster hanedanlarının armalarındaki beyaz ve kırmızı güller.

Ne bedeller ödenmiş birlikte yaşamayı öğreninceye kadar. Bizim de ‘bedel ödememiz mi gerekiyor’ demeden edemiyor insan.

Siyasetin seviyesi yerlerde, kaliteyi ara ki bulasın. ‘Yeni bir anlayışla kurulacak parti gerekli’ diye düşünüyoruz öyle değil mi? Öyle bir parti olsa da, siyasetin seviyesi halkın kendisiyle çok alakalı.

Halkımızdır siyasetin seviyesini yükseltecek olan güç.

Hadi eskiden kitaplara ulaşmak zordu, bilgiyi bulup okumak zordu. Bugün ise akıllı telefona uzanma mesafesinde…

Tekrar etmiş olacağım ama belki de bunların yaşanması gerekiyor. Bu dönemler yaşanacak ki, yeni gelen nesiller bunlardan ders çıkararak yeni düşünce ve yaklaşımlarla hem kendi seviyelerini ve hem de siyasetin seviyesini yükseltecekler.

Tarihte de hep böyle olmamış mı zaten.

Yusuf Has Hacip,  Kutadgu Bilig adlı eserinde o zamanki durumu kelimelere şöyle dökmüş:

‘Hayat zorlaştı, endişe çoğaldı, hırs ve tamah gittikçe arttı, huzur azaldı. Fakir, dul ve yetimlere şefkat gösteren yok. Dünyayı başka bir kalıba koydular da hayrete düşen yok….Dünyanın sonu geldi; nizam bozuldu; iyiler kötülere bakarak değiştiler. Akıllı olanlar, bilgili bilir; yıl, ay, gün geçtikçe dünya günden güne bozuldu….Nizam ve kanunların hepsi değişti, ak ve kara birbirinden farksız oldu…’

O zaman da sanki bugünden farksızmış.

Devlet Olma Bilgisi isimli eserinde Yusuf Has Hacip bunları dile getirmişse demek ki devlet olabilmek o kadar da kolay değil.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

 

(Not:

Kutadgu Bilig: Mutluluk Veren Bilgi ya da Devlet Olma Bilgisi

Türk Tarih Kurumu Basımevi,  Ankara, 1994, s. 464- 465)

CEVAP VER