Sütçü İmam şimdi öldü

7

“İstemem, dursun o payansız mefahir bir yana… 
Gösterin ecdada az çok benzeyen kan bana! 
İsterim sizlerde görmek, ırkınızdan yadigâr, 
Çok değil, ancak necip evlada layık tek şiar. 
Varsa şayet, söyleyin, bir parçacık insafınız: 
Böyle kansız mıydı -haşa- kahraman ecdadınız? 
… 
Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan… 
Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan!”

Son mel’un olaydan haberiniz var mı? Bacınızın iffetine el uzattılar. Ama o kahraman ecdada benzeyen kanınız yoksa, bu olayı duymuş olsanız bile görmezlikten gelebilirsiniz. Hatta babası da falancalardanmış diye sevinebilirsiniz. Elbette bu, soyaçekimle ilgili bir durumdur. Kimin ruh ikizi ve ruh torunu olduğunuzun da ispatıdır. Vicdanınız, kim olduğunuza karar verecektir. O da ölmemişse elbet.

Neredesin Sütçü İmam?

İki bacının yaşmağına dokundular diye, Maraş’ı namussuzlar için cehenneme çeviren Sütçü İmam neredesin?

Neredesin, milletin iffetinin ve namusunun bekçisi!

Rica ederim, artık, kimse Sütçü İmam’dan bahsetmesin!

Korkarım ki, ebedi bir ölümle ölmüş olsun. Ölmeseydi kabrinden kalkar ve o mahluka dünyayı dar ederdi. Ya da onun kanına çeken biri yaşıyor olsaydı, onun ruhu bu meş’um durum karşısında zincirlerini kırar ve gerekeni yapardı.

Anladım artık, Sütçü İmam ölmüş, onunla beraber ruhu da ölmüş…

Kim bunlar Sütçü İmam? Senin torunların mı bunlar, yoksa işgalcilerin mi?

Fransız’ın, Yunan’ın, İngiliz’in senin bacılarına yapmadığını, senin torunlarına yapanlar kim? Torununun yaşmağına değil ırzına dokunuyorlar. Dokundukları bir milletin ırzıdır.

Geçtikleri de…

Ne olmuş senin nesline Sütçü İmam? Yeryüzünde dolaşan ruhsuz, cansız ve hissiz bir güruha dönüşmüşler. Herkesin gözü önünde ırzına ağır bir saldırı oluyor da kimsenin kılı kıpırdamıyor. Korku adeta şah damarlarını koparmış. Bir poşet için, bir kilo hıyar için tehalük gösteren bir kavim, namusu için kaşını bile çatamıyor.

Tarih daha büyük bir felaket kaydetmedi.

Bir de 28 Şubat mağduriyetinden şöhret, makam ve mansıp devşiren ve hala o eski mağduriyetlerin meyvelerini zevkle tüketen bir güruh var. O dönemin mazlumları şimdi zulmün destekçileri oldular. Üstelik milyonların huzurunda zulümleri, cinayetleri, işkenceleri, tacizleri ve tecavüzleri savunmak durumunda kalıyorlar. Tıpkı Hazreti Musa’nın kavmi gibi. Allah’ı bulmaya giderken, birden kendilerini Samiri’nin yaptığı buzağıya tapar bulan o kavim gibi. Dünyaya hak, hukuk ve adalet dağıtacağız diye yola çıktılar fakat kendilerini zulüm çağlayanları saldılar. Ne hapislerdeki hamile ve lahosa kadınları ile melekler kadar masum bebekleri gördüler ne yerlerde süründürülen yaşlıları ve ne de ırzına saldırılan bayanları ve çocukları. Yediler, içtiler,hayattan kam aldılar. Tarihe kara bir leke olarak geçtiler.

Ne söylesem boş. Sağır duvarlarda sözler yankılanmıyor bile. Birer karadelik gibi sesi de sözü de yutuyor ve yok ediyor.

7 YORUMLAR

  1. Ümitsizlik yok dostum.Şerefsizlerin taciz ve tecavüzleri ile bacılarımız kirlenmez.Kirlenen sanırım,zülme kör sağır ve dilsiz olanların yürekleri oda varsa eğer.Zalimin zulmü varsa mazlumunda RABBİ var.

  2. Kalemine saglik Ali bey evet sutcu imam kalksada birsey yapamaz bu millet artik iflak olmaz olamaz hak hukuk yerlerde surunuyor allah sonumuzu hayretsin diyorum amma allah fasikbir toplumua rahmet etmez yazilarinizi sik yazmanizi rica ediyorum

  3. Ali bey!” Ne söylesem boş.” bu yaziniz o ahlaksizliği yapanları, desrekliyenleri ve bunları koruyup kolliyanların korkulu ruyalari olacağindan emin ola bilirsiniz.
    Onlar o kadar korkaklarkı! Korkularindan ruzgardan nem kapiyorlar.
    Elinize sağlik.

Nurdan için bir cevap yazın İptal