Edibali’nin Osman Gazi’ye nasihati ve …

1
Süleyman Karagülle
Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nde tamamladı.

“Ey Oğul! Beysin!”

“Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Gücenme bize; gönül alma sana… Suçlama bize; katlanma sana… Beceriksizlik bize, yanılma bize; hoş görme sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…”

“Ey Oğul! Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…”

“Ey Oğul! Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı… Allah Teâlâ yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.”

“Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaad edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.”

“Oğul! Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın… Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgârlarında savrulur gidersin! Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkâr ve iradene sahip olasın!..”

“Sabır çok önemlidir. Bir bey, sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir.”

“Milletin, kendi irfanı içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.”

Edibali’nin bu cümleleri bizi düşündürmelidir. 700 sene önce söylenmiş bu sözler onun torunlarını 600 sene hükümdar kılmış, Cumhuriyetimiz de onun devamı olarak kurulmuştur. Yalnız bizim imparatorluğumuzu değil; İngiltere ve Rusya da onu (Osmanlıyı) örnek almış ve onlar da imparatorluklarını kurmuşlardır. Bugünkü ABD de onun (Osmanlının) yönetimini örnek almaktadır.

Beni üzerinde düşünmeye götüren Edibali’nin son cümlesidir.

Toplulukların irfanları, kültürleri ve kuralları vardır; onlara uyarak yaşarlar. Bu kuralların genel olarak manası yoktur, ilk bakışta bir işe yaramazlar ama o topluluk ona uyar ve yaşar. Cenazeye katılma bir irfandır. Hastayı ziyaret etme bir irfandır. Köylerde her şey kurallara bağlanmıştır, herkes o kurallara uymak zorundadır, uymayan o köyde yaşayamaz.

Bu sayede toplulukta her şey belli olur. Herkes nasıl davranırsa ne ile karşılaşacağını bilir. Bu da onun yaşamasını kolaylaştırır. Bu kurallar o kadar sıkıdır ki, bu kurallara uymayanlar birçok hallerde ölümle karşılaşırlar. Bizim gibi okumuşlar gurbete düşenler bunlara uymazlar ve onun için sevilmezler.

Kentleşme başlayınca büyük şehirlerde değişik irfan sahibi olan insanlar bir araya geldi. Şimdi ortak irfanları olmayan insanlar yaşıyor buralarda. Eski irfanlarını kaybettiler. Yeni irfanlarını elde edemediler. Bunun sonucunda kuralsız başıboş olarak yaşamaya başladılar. Bu da her türlü fenalığı getirdi.

Bu irfansızlık yalnız kentlere mahsus olarak kalmadı. Kenttekilerle çok yakın ilişkiler sebebiyle köylerde de irfan kalmadı. Oluşan sorunlar çözülemez oldu. Şimdi herkes kendi çıkarına yaşamaktadır. İnsanlar birbirlerinden kaçmaktadır. Beraber olan gelin kaynana birbirini hasım hale gelmiştir. Eskiden çocuklar büyüyünceye kadar aileler beraber otururlardı. Büyükanne ve büyükbabalar küçük çocuklarının yanında kalırlardı. Şimdi ise aynı evde oturma bir yana, komşu bile olmak istemezler!

Bunun çözümü nedir?

Bize göre bunun çözümü; çalışmada ve yaşamada anlaşabilen kimselerin bir araya gelmesi ve bunların kendi aralarında irfanlarını oluşturmalarıdır. Her yüz lojmanlı (yani yaşama yeri) işyeri (çalışma yeri) apartmanının kendi irfanı oluşacaktır. Kurallar önce yazılmaz. Önce kurallar oluşur. Semt sakinleri o kuralları yaşamaya başlarlar. Sonra yaşanan bu kurallar öğretmek amacıyla yazılır.

Yararlanma mülkiyeti ile işletme mülkiyetini birbirinden ayırıp herkes kirada oturmalıdır. Kiralar ortak işyerinden ödenir. Yer değiştirme kolay olur. Oluşmaya başlayan semt irfanına uyamayanlar yani uyum sağlayamayanlar semtlerini kolaylıkla değiştirebilirler.

Edibali ne diyor; toplumu yöneten de diri tutan da irfandır.

Biz de diyoruz ki; çalışmada ve yaşamada birbirleriyle anlaşmış kimseler bir araya gelmelidir.

10.000 ortaklı Ar-Ge çalışması bu irfanın oluşmasının Ar-Ge’si olacaktır.

1 YORUM

CEVAP VER