İstiğfar: Allah’tan bağışlanma dilemek

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

İstiğfar/ Allah’tan bağışlanma dilemek

A-Tanım

İstiğfar kelimesinin sözlük anlamı: bağışlanmayı dilemektir.

Terim anlamı ise: insanın yaptığı kötülüklerden pişman olup, Allah’tan bağışlamasını dilemektir.

Kulun Allah’tan özür dilemesi ve özrün kabulünü taleb etmesidir.

Dolayısı ile istiğfar, geçmişe yönelik; tevbe ise geleceğe yöneliktir.

B-Tarihçe

İlk istiğfar eden Hz Adem ile Havva’dır. Onlar cennetten çıkarıldılar ve yeryüzüne indirildiler de;

رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

“…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımaz­san, mutlakâ ziyân edenlerden oluruz” (el-A’râf, 23) dediler.

Bu duâ, kendilerinden sonra kıyâmete kadar gelecek Adem’in çocuklarına ve Havva’nın kızlarına en güzel bir istiğfâr nümûnesidir.

Musa (a.s) da, birine bir tokat attı ve adam öldü. İşte bunun üzerine;

Musa: ‘Rabbim! Doğrusu kendime yazık ettim, beni bağışla’ dedi. Allah da onu bağışladı. O, şüphesiz bağışlayandır, merhamet edendir” (Kasas, 28/16).

Hud (a.s) kavmine şu telkinatta bulundu; “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tevbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin” (Hud,11/52) diyordu.

Salih (a.s) da Semûd kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise ondan bağışlanma dileyin; sonra da ona tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.” (Hud, 11/62)

Nuh (a.s) da kavmime; “Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır. (Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin” ( Nuh,71/10-11-12)

Cİstiğfarın mahiyeti ve hükmü

İnsanın eli yüzü, vücudu, giyisileri yaşadığı mekanın temizliğe ihtiyacı olduğu gibi,

Maneviyatının, ruhunun,  kalbinin, vicdanının, gönlünün de temizliğe ihtiyacı vardır.

İnsanların bilerek veya bilmeyerek yaptıkları günahlar, ruhunda, kalbinde, vicdanında  büyük kirlilikler, kesif kara lekeler oluşturduğu gibi, elemlere kederlere de sebebiyet verir.

Rasulullah aleyhissalatu vesselam şöyle buyuruyorlar:

“Bir kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Eğer o kul günahı terkedip istiğfar eder, bağışlanmayı dilerse, bu leke kaybolur.

Şayet tevbe etmez ve günah işlemeye devam ederse, o zaman bu siyah nokta büyüyerek onun bütün kalbini kaplar.

İşte Allah Taâlâ’nınDoğrusu şudur ki, yapıp ettikleri kalplerini kaplayıp karartmıştır” (mutaffin 7/17) meâlindeki âyetinde ifade ettiği kararma ve pas tutma budur. (Müslim, “İmân”, 231; Tirmizî, “Tefsîr”, 75).

Bundan dolayı herkesin sık sık delete (sil) tuşuna basma mesabesinde, istiğfar etmeye yani manevi temizliğe ihtiyacı vardır.

Ancak günahlara sadece istiğfar etmek yeterli değildir.

Şöyle ki, kişinin kendisi ile alakalı yapmış olduğu agünahlara İstiğfarla birlikte tevbe de (bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a söz vermek) gereklidir.

Nitekim, “Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur” (Nisa,4/110).

“Hâlâ mı Allah’a tevbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Maide,5/74).

Allah’a karşı yapılan günahlara, istiğfarla birlikte kaza veya keffaretler gerektiği gibi;

Kullara karşı işlenen günahlara, istiğfarla birlikte hak sahibine hakkını ödemek gerekir.

D-Kur’an’da İstiğfar

1-İstiğfar Allah’ın emridir.

Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”.(Nisa, 4/106)

De ki: “Rabbim! Beni Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!”(Müminûn, 23/118)

Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O’ndan bağışlama dile. Çünkü O tevbeleri çok kabul edendir” (Nasr, 110/3).

2-İstiğfar farkındalıktır.

“Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

(Allah’a karşı gelmekten sakınanlar) Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri (muhsinleri) sever.

O (Allah’a karşı gelmekten sakınanlar veya muhsinler ki) bir günah işledikleri yahut nefslerine zulmettikleri zaman Allâh’ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allâh’tan başka günahları kim affedebilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler. İşte onların mükâfâtı Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Amel-i sâlih işleyenlerin mükâfâtı ne güzeldir!” (Âl-i İmran, 133,134,135-136).

3-İstiğfar, bereketli nimetler ve sağlıklı bir hayata vesiledir.

Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tevbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın (bereketli nimetler ve sağlıklı güzel bir yaşam) ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.” (Hud,11/3)

4-İstiğfar, bela, musibetlere, azaba paratönerdir.

Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi (ve onlar) Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. (Enfal,8/33)

5-İstiğfarın vakti?

Her zaman her yerde istiğfar edilebilir.

Ancak Kur’an da özellikle Seher vakti istiğfar etmeyi öne çıkarılmıştır.

(Müttakiler) Seherlerde bağışlama dilerlerdi (Zayiat,71/18).

(Müminler), ‘Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru’ diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir (Ali İmran, 3/18).

E-Hadislerde İstiğfar

Rasûlullahsallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Ey insanlar! Allâh’a tevbe edin ve O’na istiğfâr edin! Muhakkak ki ben her gün yüz defa, hattâ yüzden daha fazla, Allâh’a tevbe ediyor ve O’na istiğfâr ediyorum.” (Ahmed, IV, 261; Nesâî, Kübrâ, IX, 168; Krş. Müslim, Zikir, 42).

Yine Allah Rasûlüsallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de şöyle buyurmuşlardır:

Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu lûtfeder ve ona ummadığı yerden rızık lûtfeder.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57; Ahmed, I, 248; Hâkim, IV, 291/7677).

“Her sabaha çıktığımda mutlakâ Allah Teâlâ’ya yüz defa istiğfâr ederim.” (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VI, 57/29445; Nesâî, Kübrâ, IX, 167).

Bu sebeple seher ve fecir vakti, selef-i sâlihîn arasında, “İstiğfar ve duâ vakti” olarak bilinir ve ona göre îtinâ gösterilir. Heysemî, VII, 47; Mübârekfûrî, Tuhfetü’l-Ahvezî, II, 473-474; İbn-i Hacer, Telhîsu’l-Habîr, IV,

1. Peygamberimizin istiğfar duaları

İbn-i Ömer –rahmetullahi aleyh- şöyle der:

“Biz, Rasûlullahsallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bazı zamanlarda yüz defa:

رَبِّ اغْفِرْ لِى وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

«Allâh’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabûl buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin» dediğini sayardık.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434).

Ebû Hüreyre –radıyallahu anh- da şöyle der:

Rasûlullahsallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den daha çok, أَسْتَغْفِرُ الله العظيم وَأَتُوبُ إِلَيْهِ  ‘Azim olan Allâh’a istiğfâr eder ve O’na tevbe ederim!’ diyen başka birini görmedim.” (Nesâî, Kübrâ, IX, 171; İbn-i Hibbân, Sahîh, III, 207/928).

Ümmü Seleme’nin naklettiği bir hadiste, Rasulullah (s.a.v), vefat etmeden bir müddet  önce (son aylarında);                                                                                                                                                    

سُبْحَانَكَ  اللَّهُمَّ  وَ بِحَمْدِكَ إِنّي أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْكَ    

Allahım seni hamd ile tesbih eder, sana istiğfar ve tevbe ederim” cümlelerini çokça tekrar etmeye başlamış.

Ümmü Seleme; Rasulullah’a;

  َسُبْحَانَكَ  اللَّهُمَّ  وَ بِحَمْدِكَ إِنّي أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْك  

Cümlelerini çokça tekrar etmeye başladın Ya Rasulullah” demiş.

Peygamberimiz (as), فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إنَّهُ كٰانَ تَوَّا باً  “Rabbini hamd ile tesbih et ve istiğfar et.” (Nasr,110/3). Kur’anın en son inen suresi olan, Nasr suresinin üçüncü ayetini okuyarak;

“Rabbim bana  böyle emretti” buyurmuştur. (Mecmeu’z-Zevaid, 9/26).

2-İstiğfarın en değerlisi (seyyidül İstiğfar)

Yine Nebiyy-i Ekrem –sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, istiğfârın en güzel şeklini beyan sadedinde buyurmuşlardır ki:

İstiğfârın efendisi ve en üstünü şöyle demendir:

الَلّٰهُمَّ أنْت رَب۪ىّ لَ إِلٰهَ إِلَّأ أنتَ خَلَقْتَن۪ى وَأنَاَ عَبْدُكَ وَأنَاَ عَلٰى عَهْدِكَ

وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ

بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأبَوُءُ بِذَنْب۪ى فَاغْفِرْ ل۪ى فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلَّأ أنتَ

«Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lûtfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günahımı îtirâf ederim. Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek kimse yoktur.»”

Efendimiz –sallâllahu aleyhi ve sellem- sözlerine şöyle devam etmişlerdir:

Her kim, bu Seyyidü’l-istiğfâr’ı sevâbına ve fazîletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse, o Cennet ehlindendir. Yine her kim, sevâbına ve fazîletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse, o kişi de Cennet ehlindendir.” (Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101; Nesâî, İstiâze, 57/5519; Tirmizî, Deavât, 15/3393).

Vesselam.

CEVAP VER