Tevbe, İnâbe, Evbe

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Rasulüne salat, selam olsun. 

Tevbe, İnâbe, Evbe

A-Tanım

Tevbe kelimesinin sözlük anlamı, “dönmek” demektir.

Terim anlamı ise, dine göre, çirkin görülen kötü söz ve davranışlardan vazgeçip, dinin övdüğü bir duruma dönmektir. Allah’a yönelmektir.

İnabe kelimesinin sözlük anlamı; tekrar, tekrar -defalarca- dönmek, bir şeye dönüş yapmaktır.

Terim olarak anlamı, samimi bir şekilde Allah’a teslim olmak, ona yönelmek ve tövbe etmektir.

Evbe kelimesinin sözlük anlamı, iradeye bağlı olarak bir yerden bir yere dönmektir.

Terim olarak evbe de tevbe gibi, günahlarından vazgeçip, Allah’a itaat etme yoluna girmektir.

B-Tevbe  

Kulun bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu hata, isyan nisyan ve günahlardan pişman olarak Allah’a dönüşüdür. Tevbenin özünde pişmanlık vardır.

Bu dönüş iki merhalede gerçekleşmektedir.

İlki, “istiğfar” yani Allah’tan bağışlanma dilemek.

Daha sonra pişmanlığının bir ifadesi olarak Allah’tan özür dileme mesabesinde, “tevbe”dir.

“Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesiz o tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr, 110/3). Onun için önce istiğfar daha sonra tevbe zikredilmiştir.

Naslarda tevbenin ve anlam yakınlığı içinde bulunduğu “rücû, inâbe, evbe, gufrân, istiğfar  ve af” kavramlarının kullanılışı göz önünde bulundurulduğunda tevbenin bezm-i elestte (Allah ile kul arasında sözleşme) yapılan ahdin tazelenmesini veya her insanın normal fıtrat cizgisine dönmesini ve onu korumasını ifade ettiği anlaşılır.

Çünkü kul, selim fıtratında mevcut ahid şuurundan zaman zaman uzaklaşmakta veya bunu tamamen unutmaktadır.

Kişinin işlediği kötülükler Allah Teâlâ ile arasındaki ahid bağını zedelemekte, her zaman vaadini ve ahdini yerine getiren yüce yaratıcıdan onu uzaklaştırmaktadır.

Tevbe de bu uzaklaşmaya son verme çabasıdır. Dolayısıyla tevbe ruhun Allah’a açılışını ve yücelişini hedefleyen yöneliş ve dönüştür.

Tabiri caiz ise, Tevbe; Allahım senden özür dilerim bir daha asla yanlış yapmayacağım ve günah işlemeyeceğim, diyerek, normal fıtratına geri  dönmektir.

1-Kur’an’da Tevbe

“Ey îmân edenler! Samîmî (nasuh) bir tevbe ile Allâh’a dönün! (Ancak böyle yaptığınız takdirde) umulur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi affeder!..” (et-Tahrîm, 8).

“Ey Müminler! Hepiniz topyekun Allah’a tevbe edin.” (Nur, 24/31).

“Allâh, sizin tevbenizi kabûl etmek ister; nefsânî arzularına uyanlar ise, büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.” (en-Nisâ, 27).

“Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”.(Furkan, 25/70).

“Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner”. (Furkan, 25/71).

Onlar bilmezler mi ki Allâh kullarının tevbesini kabûl eder ve sadakaları (bizzat) alır. Çünkü Allâh tevbeleri çok çok kabûl buyuran ve Rahîm olandır.” (et-Tevbe, 104).

“Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.” (Bakara, 2/222)

De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Zümer, 39/53).

2-Hadislerde Tevbe

Abdullah b. Ma’kil anlatıyor: Babam, Abdullah b. Mes’ûd’un yanındayken onun şöyle dediğini duymuş:

Resûlullah’ı (sav), ‘(Günahtan) pişmanlık duymak, tevbedir.’ buyururken işittim.” (İbn Hanbel, I, 423).

Her insan birçok hatâ yapabilir. Fakat hatâ yapanların en hayırlısı çokça tevbe edenlerdir.” (İbn-i Mâce, Zühd, 30/4251).

Esmâ b. Hakem el-Fezârî anlatıyor: Ali’yi (ra) şunları söylerken işittim: Ebû Bekir’in bana haber verdiğine göre —ki Ebû Bekir (ra) doğruyu söyler— o, Allah Resûlü’nü (sav) şöyle derken işitmiş: “Bir kimse bir günah işler de ardından güzelce abdest alır, sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah onu mutlaka bağışlar.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 26)

Ebû Ubeyde b. Abdullah’ın, babasından (Abdullah b. Mes’ûd’dan) naklettiğine göre, Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur: “Günahından tevbe eden kimse, günahsız kimse gibidir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)

Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur:

“Biriniz kaybettiği hayvanını bulduğu zaman ne kadar seviniyorsa, muhakkak Allah da sizden birinin tevbesine bundan daha çok sevinir.” (Müslim, Tevbe, 2)

3-Peygamberimiz’in (sav) tevbe  duaları

İbn-i Ömer -rahmetullahi aleyh- şöyle der:

“Biz, Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bazı zamanlarda yüz defa:

رَبِّ اغْفِرْ لِى وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

«Allâh’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabûl buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin» dediğini sayardık.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434).

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- da şöyle der:

“Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den daha çok,  أَسْتَغْفِرُ الله العظيم  وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Okunuşu; (Estağfirullah, el-Azîm ve etûbü ileyhi).

Azim olan Allâh’a istiğfâr eder ve O’na tevbe ederim!» diyen başka birini görmedim.” (Nesâî, Kübrâ, IX, 171; İbn-i Hibbân, Sahîh, III, 207/928)

Ümmü Seleme’nin naklettiği bir hadiste, Rasulullah (s.a.v), vefat etmeden bir müddet  önce (son aylarında);

سُبْحَانَكَ  اللَّهُمَّ  وَ بِحَمْدِكَ إِنّي أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْكَ

Okunuşu; (Subhânekellahümme ve bi hamdik innî estağfiruke ve etûbü ileyke)

Allahım seni hamd ile tesbih eder, sana istiğfar ve tevbe ederim” cümlelerini çokça tekrar etmeye başlamış.

Ümmü Seleme; Rasulullah’a  sormuş;

َسُبْحَانَكَ  اللَّهُمَّ  وَ بِحَمْدِكَ إِنّي  أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْك

Cümlelerini çokça tekrar etmeye başladın Ya Rasulullah demiş.

Peygamberimiz (as),   فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إنَّهُ كٰانَ تَوَّا باً  “Rabbini hamd ile tesbih et ve istiğfar et.” (Nasr,110/3).  Kur’anın en son inen suresi olan, Nasr suresinin üçüncü ayetini okuyarak; “Rabbim bana böyle emretti” buyurmuştur. (Mecmeu’z-Zevaid, 9/26).

C-İnâbe 

İnabe, tevbenin bir ileri derecesidir.

Tövbe insanın görünür günahlarından kaçması, İnabe ise içindeki kusurlarından kaçıp  Teâlâ’ya dönmesidir.

İnabe, Allah’a yakın olanların, evliyanın vasfıdır. Şu ayette bunu görmekteyiz:

“Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır. O, zaten uzak değildir. (Onlara denir ki:) “İşte size vaad edilen cennet budur. Allah’a yönelen ve Onun emirlerini koruyan herkes için… Görmediği halde, Rahmândan korkan ve inabe etmiş/Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.” (Kaf, 50/31-33).

“Allah, kendisine inabe eden/samimi olarak kendisine yönelen kimseleri doğru yola iletir.” (Rad, 13/27) mealindeki ayetten de bu kelimenin, samimi olarak Allah’a yönelmek, ona dönmek manasında olduğunu anlamak mümkündür.

Tasavvufta İnabe: Bir mürşid-i kâmilden el alma ve bir mürşid-i kâmile bağlanma anlamında kullanılır. Mürşid-i kâmilden el alma işleminde önce tövbe yapıldığından mürşid-i kâmile intisab için inabe kavramı da kullanılır olmuştur.

Tasavvuftaki inâbeye “biat” da denir ki, tasavvufta mürid adayının mürşid-i kâmile ve onun vereceği emirlere tam anlamıyla bağlı kalacağına dair verdiği söz manasında kullanılır. İntisap etmek de aynı anlama gelir.

D-Evbe

Evbe; Enbiya ve Rasullerin hususiyetleridir.

Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah evbe’ye (tövbeye) yönelenleri çok bağışlayandır.(İsra,17/25)

Nitekim Kur’an’da bu vasıf, Hz.Davud (as), Hz Süleyman (as) ve Hz. Eyyub (as) için kullanılmıştır:

“Hz. Eyyub (as) için; O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman “evbe eden” / Allah’a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi.” (Sad, 38/44). 

Sunuç olarak;

Tevbe, görünür günahlardan ve her şeyden yüz çevirip Hakk’a dönme;

İnâbe, iç alemde görünmeyen günahlardan, her türlü maddî ve mânevî engellerden yüz çevirip Allah’a yönelmektir.

Evbe, Allah’a samimi olarak yalvarıp yakararak ona yönelmektir. Evbe bir iç sızısıdır.

Bazı âlimlere göre; tövbe üç kısımdır: Başlangıcı tövbe, ortası inabe, sonu ise evbedir.” (bk. Kuşeyrî, s.94).

Tasavvuf açısından; ukûbet endişesiyle Hakk’a sığınma bir tevbe; makam ve derecâtı muhafaza arzusuyla O’nda fâni olma bir inâbe; O’ndan başka her şeye kapanma da bir evbedir.

İçinde bulunduğumuz şu üç ayların arefesinde;

İstiğfar, tevbe, inâbe ve evbe ile bu mübarek ve kutsal ikilime başlayalım inşallah.

Kaynak:

T.D.V, İslam Ansiklopedisi, “Tövbe”mad.

D.İ.B, Hadislerle İslam, cild,2,s,97.

CEVAP VER