Regaip, 8 Mart ve İbn Rüşd

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Hepsi bir araya gelince, karar vermek gerekiyordu benim için. Her Cuma aktarmaya çalıştığım İbn Rüşd’ün hayatı ve ilmi kişiliği mi, Üç Aylar’ın başlangıcı ve Regaip mi, yoksa 8 Mart Kadınlar Günü mü?

Ne yapsam ne yapsam derken, hepsinin orta noktası belirdi zihnimde.

Regaip’ten başlayalım.

Regaip kandili diye sayısız mesajlar doluyor telefonlarımıza. İyi dilekleri içeren bu mesajları yok saymak olmuyor, çünkü onları gönderenler insanlar ve insan da çok önemli bir varlık.

Şimdiye kadar da farketmişsinizdir. Benim derdim hep hayatın içinde olmak, fikri-ilmi kaynağının da bulunması ve hepsini seviyeli bir şekilde ele almak.

…..

Bu yazıyı yazarının sesinden dinleyebilirsiniz de:

…..

Regaip kelime manası ile başlayan vaazlar, yazılar, hutbeler hep bu günü insanlara anlatmak içindir. ‘Bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarfetmek’.

Hep anlatılır: Bu gecede dua etmek, af ve mağfirette bulunmak, yalvarmak, Yaratıcı’ya yakarmak çok önemlidir. Üç ayların başlangıcına da denk geldiği için önemi anlata anlata bitmez.

Regaip Kuran’da var mıdır? Hayır, yoktur.

Hadislerde geçen ibareleri de tam olarak sahihdir diye de söyleyemiyoruz. Kandiller de çok sonra üretilmiş ve kutlanmaya başlanmış özel günlerdir.

İslam’da her gün önemlidir ve kutsaldır.

Regaip kandilini kutlayan kutlar ve o manevi atmosferin tadına varır. Kutlamayanlara da neden kutlamıyorsun denemez. Kutlarken de sanki bütün günahlarının affolunacağını da sanmasınlar. Çünkü bu tutarsız bir istek ve beklentidir. Kader ve imtihan bağlamında bunun yanlışlığı açıktır.

Kutlamayanlar da neden kutlamadıklarını açıklarken ölçülü olmak zorundadırlar.

Bazı yazılarda gördüğümüz gibi, ‘Bunlar Yahudi oyunu-ürünü şeylerdir’ diyerek Yahudiler’i düşmanlaştırmak ve şeytanlaştırmak, İslam’ı halis şekilde yaşamak istediğini söyleyen kişiler için tutarsız bir davranıştır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü / 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Ama aynı zamanda şunu da ifade etmek isterim: Kadın hakları diye bir durum söz konusu değildir, bu haklar insan haklarıdır.

Kadınların haklarının sadece bir güne sıkıştırılarak etkinliklerle abartılı şekilde kutlanmasıyla iş bitmiş olmuyor. TV lerdeki dizilerde görülen abartılı Romantizm’i yaşamak isteyenlerin durumuna düşülüyor gibi geliyor bana. Hayat böyle abartılı değil. Kadınların hakları da bir güne sığacak kadar az değil.

Çarşamba günkü yazımda verdiğim sayılarda kadın cinayetlerinin ne kadar arttığını gördük. Bilmem tam olarak algılayabildik mi ama bu konu gerçekten üzerine durulması gereken bir yara.

Kadınların haklarının bu kadar alenen çiğnendiği, yok sayıldığı, diri diri olmasa da ruhsal-varlıksal-bireysel ve sosyal olarak canlı canlı toprağa gömülmeye çalışıldığı bir ortamda acaba hangi kadın haklarından bahsedebiliriz ki?

İşte bu da büyük bir tutarsızlık.

Regaip, 8 Mart ve sonra da İbn Rüşd.

İbn Rüşd, Aristo’nun şerhlerini yazan büyük bir bilim insanı.

Aristo’nun düşünce mekaniğini ve düşüncelerini özümsemiş ve onlara açıklamalar yazmıştır.

Düşüncenin gelişmesinde önemli bir konu da MANTIK’tır. Tutarlılık ve Mantık.

Aristo mantığı dile dayalı bir mantıktı. Önermeler ve çıkarımlarla şekillenen bir düşünme.

İbn Rüşd farklı bir tez ortaya atarak konuya farklı bir pencere açtı:

Önermelerin ve çıkarımların farklı dillerde farklı anlamlara gelebileceğini gördü ve gösterdi. İbn Rüşd dilin değil düşüncenin evrensel olduğu tezini ortaya attı. Bu yüzden de düşüncenin dil ile değil, değişmeyen semboller ile anlatılması gerektiğini söyledi.

Bunlar da Mantık’ta yer alan p ve q sembolleriydi.

Bu sembollerin olması gerektiği düşüncesi ilk defa İbn Rüşd tarafından ortaya atıldı.

Ondan 700 yıl sonra Leibniz bunları ifade etti, De Morgan tarafından matematiksel sembollere dönüştü, G.Frege tarafından sistemli hale getirilerek bilim dünyasına kazandırıldı.

İbn Rüşd’ün Aristo’yu şerh etmesi ve bunları yayınlaması sayesinde Avrupa’da bilimsel faaliyetler işte böyle büyük hız kazanmıştır.

Mantık dediğimiz zaman ‘tutarlı’ olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Regaip Kandili ve 8 Mart Kadınlar Günü konularında ifade etmeye çalıştığım tutarsızlıklar da, bu yüzden belirginleşiyor ve aslında ne kadar yanlış olduğunu anlıyoruz. Ama yanlışlığını ifade edebilmek de bir o kadar zor.

Çünkü birisine tutarlı gelen bir davranış bir başkasına tutarsız gelebiliyor.

Ama değişmez sabit nedir o zaman?

Değişmez sabit olması gerekmiyor mu? Tabii ki gerekiyor.

Değişmez sabit: Erdemli ve samimi olmak.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER