PKK bitmiş…

0
Ocak Medya’mızda haberini gördüğümde bir kez daha şok oldum.
“PKK bitmiş…”
Bunu diyen TC İçişleri Bakanı Süleyman Soylu… Mutlaka bu konuda bir bilgi geçilmiştir kendisine ki, söylüyordur. Yoksa “siyasete meze” yapılacak bir konu değildir bu. Nitekim bu ülkede bir çok ailenin canı – evladı – kanı oralarda kalmıştır… Bunu yapacak kadar “siyaset meraklısı” olunamaz sanırım… Sadece Sayın Soylu değil hiç kimse “evlat acısı” çeken anaların – babaların – erkek ve kız kardeşlerin, eşlerin – çocukların ve sevgililerin üzerinde siyaset yapmamalı… Onların acı içindeki yüreklerini avuçlarına almamalı…
Ve “PKK bitmiş…” Peki… Bunu dile getirdiyse Sayın Soylu, bu öyle sıradan “Kastamonulular Buluşuyor” gecesinde olmamalıydı. Bu bir şenlik – bayram – kutlama havasında olmalıydı. Şehit aile ve yakınları evlerine bir kez daha ve son bir kez daha bayrak asmalılardı. Sokaklarda insanlar marşlar söyleyerek, bayraklar sallayarak kutlamalıydı. (Bknz. Birleşik Krallığın IRA ile kavgayı bitirmesi sonrası Belfast – Dublin ve Londra sokaklarına….) Çünkü yıllardır çok acılar çekildi. Çok kanlar aktı. Ve “Kastamonulular Buluşuyor”da söylenecek kadar basit bir şey olmamalıydı. Eğer orada bu dile getiriliyorsa bunda bir sorun vardır. Ya çok ciddiye alınacak (akan o kadar kana rağmen, evet buna rağmen) bir olay değildir, ya da böyle bir şey henüz gerçekleşmemiştir. Bu ülkenin PKK terör örgütüyle verdiği mücadeleye sadece Kastamonulular katılmadı çünkü… Tüm kanallarda bağıra bağıra ilan edilmeliydi bu… Ama ben Sayın Soylu dışında ciddiye alınacak başka yerde ne duydum, ne okudum, ne de işittim.
İçişleri bakanı o bölgeye gidip arazi etüdü yapmış mıdır bilinmez, ama “bitti” diyorsa bitmiştir. Orada nöbet tutan askerin ayağındaki mantardan haberi var mıdır yok mudur bilmem, ama mutlaka birileri söylemiştir. Tutukluk yapan silahlar, patlamayan el bombaları, yanlışlıkla patlayan el bombaları, eğitimde yaşanılan ciddi sakatlıklar, gıda zehirlenmeleri, Sıhhıye sorunları, ikmal kanallarındaki tıkanıklık, levazım servislerinin yetersizliği gibi sorunlara mutlaka hakimdir. Ve tüm bu sorunları çözdükten sonra PKK’yı bitirmiş olduklarını iddia ediyorsa, öyledir.
Yazdığım sorunlar “en temel ihtiyaç” parametresinde olup, bölgede yaşanan “küçük” ve hiç bir komutanın, hiç bir askerin “dile getirmediği” sorunlardır. Ama bunlar birer sorundur. Ve bunlar çözülmediği için yıllardır cebelleşip durduk o bölgede…
Şimdi ise; bunları çözmüş olmalılar ki, asker işini yapmış… Ve “PKK bitmiş…” Sayın Soylu habere göre şöyle demiş “Kastamonulular Buluşuyor”da: “Eski Türkiye’de değiliz. Ne oldu? ‘Afrin’e girme’ dedi Amerika. Biz girdik. PKK’yı oradan kazıyıp söküp attık.” Evet. Bu konuda Sayın Soylu’ya katılıyorum. PKK o bölgede çok ciddi zararlara uğratıldı. Ama bu uğratılan zararlar PKK terör örgütünü bitirir mi? Hayır, bitirmez.
Çünkü Afrin’in kuzeyinde, yani ülkemiz toprakları içinde de bir çok PKK’lı terörist hatta sempatizan barınmaktadır. Hem de TC nüfus cüzdanı taşıyarak. Sizin Afrin’de, hatta biraz daha ileriye götüreyim Kandil’de, kazanacağınız %100 zafer, size kesinlikle “Tamamlanmış bir Zafer” olarak gelmemelidir.
Bunu yaparsanız bu çok ciddi bir hata olur. Bu ülkede binlerce PKK sempatizanı hala vardır. Kendilerince politikaları, izledikleri siyaset, hatta ideolojileri vardır. Bunu sadece Kürt kökenli vatandaşlarımıza endekslemek büyük bir hata olur. Nitekim 2000’li yılların başlarında operasyonlarda canlı ele geçirilmiş bazı teröristlerin Batı illerine kayıtlı hatta oralarda doğup büyüdüklerine kendim şahit oldum. “Kürt ayrılıkçısı bir örgütle ne işi” olup olmadığını sorduğumda “Marksist ve Leninist bir ideoloji için buradayım” demişti.
Yani sistem kendi içinde, kendi çıkar amaçlarını koruyacak birimleri kendi kendine oluşturmuş. Siz bunu bitirebilirseniz, o zaman PKK biter… PKK yapılanmasında bu %15 ila %17’lik bir dilim. Geriye kalan %85 ve %83’lük dilim ise; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki vatandaşlarımızın “çaresizliği”eden kaynaklanan yapılanmalardan oluşmaktadır..
“Çaresizlik”? Nedir bu çaresizlik? “Amca senin kaç çocuğun var?” , “6” , “Kaç tanesi kız?” , “6 erkek, 5 kız…” , “Nerede ne yapıyor bu 6 erkek?” , “Valla 3’ünü örgüt almıştır. 3’ü daha ufaktır.” , “Onlar da büyüyünce örgüte mi gidecek?” , “İnşallah…”
İşte “bilinçsiz çaresizlik” budur. Şimdi siz o amcaya, üniversitesini bırakıp gelen Batı kökenli bir TC vatandaşının savaşma sebebi olan “Marksizim – Leninizm”den bahsederseniz ve “Bak amca, PKK’nın kurmak istediği sistem böyle bir şey” derseniz size ne diyecektir? Adam Smith’den örnekler mi verecektir karşı teori olarak? Hayır… “Evlat, iş veriyorlar, aş veriyorlar” diyecektir. Bilinçsiz çaresizlik…
Bilinç yok ve ne yazık ki çare de yok… Peki bunlar kimin suçu? PKK’nın nemalandığı bu ayraçlar kesinlikle ama kesinlikle bizim suçumuz! Selçuklulardan beri ihmal ettiğimiz o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın bunda hiç bir suçu yoktur! Okul açmışız, içine öğretmen göndermemişiz. Sağlık Ocağı kurmuşuz, hemşiresiz – doktorsuz… Okula gönderdiğimiz öğretmenler, Sağlık Ocağına gönderdiğimiz sağlık personeli o kadar az ki, olanlarıyla da ilgili bir sürü filmler çekmişiz, senaryolar yazmışız.
Yine 2000’li yılların başında o bölgeye yeni atandığımda Öğretmen Evindeki öğretmen arkadaşlarla konuşurken tayini çıkmaya yakın olan TSK personeli ile bayan öğretmen arasında “usulen” bir nikah kıyıldığını öğrendim. Bu teklif bana da geldi ama ciddiye almadım. Amaç, evlilik değil… Amaç, batıya tayini çıkmış kamu memuru ile yapılan evlilik sonrası “eş tayini” kuralı ile öğretmenin de o bölgeden Batı illerindeki başka bir bölgeye tayininin çıkması. Tayinden sonra boşanma vs… Hatta bu yüzden paralar, arabalar vs verenler vardı.
Sizin oraya “gençleri bilinçlendirsin” diye gönderdiğiniz öğretmen bir an evvel oradan kaçmaya bakarsa, sizin oraya atadığınız hemşire – doktor kısa yoldan batıya dönmeye kalkarsa, o halka orada kim sahip çıkacak? PKK olmaz da bu BKK olur, BKN olur, PMN olur bunun bir önemi yoktur.
Sizin orada vermeniz gereken mücadele, elinde silahla gezen teröriste olduğu kadar oranın halkını “bilinçlendirmeye – eğitmeye ve kültürel devrimini” gerçekleştirmeye yönelik de olmalıdır. Yoksa ne o amcanın büyümekte olan 3 erkek çocuğu biter, ne sizin şarjörünüzde merminiz, nede o teröristin eylem kapasitesi… Bu böyle sürer gider. Kırılma noktası tektir; “Eğitim!”

CEVAP VER