Beka Sorunu, Gönül Oyunu…

1

Oy vermeyene kızarım,  oy vereni kucaklarım

AKP seçim sloganını “Gönül Belediyeciliği” olarak belirledi. Saadet’in İstanbul adayı Necdet Gökçınar gökten iner gibi gönüllü belediyecilik yapacağını ilan eden Akpartiyi “bu zamana kadar gönülsüz/kalpsiz miydiniz?” diye sorguya tabi tutmamı fazlasıyla benimsemiş ve telif hakkını benden talep etmişti. Latife de olsa tüm haklarını bilabedel devretmiştim Sn. Gökçınar’a bu sözün. Bu konuda henüz bir açıklama duymadık ama gönül belediyeciliği söyleminin devasa billboardları şehri istila etmiş durumda. Biri bizi gözetliyor tadındaki afiş, billboard ve bayraktan hepimize ikrah geldi aslında. Gönüllere girmek için kendisini bu kadar gözümüze sokmak zorunda kalması AKP için de ağır bir tezat oldu.

Sözlüğe göre gönül kişinin iç dünyası demek. Birinin gönlü dediğinizde aslında sizin dışınızdaki bir duygu durumundan söz ediyorsunuz demektir.
Gönül için Türkçede yazılmış en güzel dizeleri Yunus Emre’ye borçluyuz. Ne diyor Yunus gönül bahsinde :

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yunus’un dizelerini AKP seçim söylemleri ile alt alta koyduğunuzda elde edeceğiniz netice aslında şiirde ifade edilen ne ise bunun tam da tersinin hayata geçtiğidir. AKP seçim süresince insanların iç dünyasını taciz etmekten kaçınmayan, “bizden olmayan bizim gibi düşünmeyen düşmandır/rakiptir, varlığımıza -yani bekamıza- tehdit oluşturur” diyen bir propaganda içinde.

MHP ile birlikte oluşturdukları blok karşı tarafın gönlünden geçeni okuyan ve okuduğunun son derece şer içerdiğini ifade eden iddiaları sürekli tekrarlamakta. Beka siyaseti ile korkuya yatırım yapan propaganda makinesi gönül gibi manevi bir değeri istismar ederek seçimi kazanma telaşında.

Gönül için AKP’nin asıl projesinin Mansur Yavaş için başlatıldığı anlaşılalı ise çok olmadı. AKP’nin gönül diyerek hedeflediğinin gönlünden geçeni yapmak olduğu belli oldu. 1994ten beri yönettiği şehri kaybetme riski belirince güçlü adayı yıpratmak için ortaya konulan senaryoyu başka şekilde tarif olası değil. Ahmet Hakan Takvim gazetesi yazarını Tarafsız Bölge isimli programa davet edecek kadar geniş gönüllü olmasını da kuşkusuz AKP ile duyduğu empatiye bağlıyor olmalı.

AKP’nin gönül metaforu bir adım daha ileri gidiyor, ‘aşk hikayesi ve sevdam İstanbul’ sözleri ile derinleşiyor. Aşk iki taraflı bir duygu olsa da AKP cenahında bu tek yönlü bir umutsuz aşka karşılık geliyor. Zaten bu aşkın ihanet de içerdiğine dair itirafı da duymuştuk. AKP ihanet için af dilemiş ve bugüne kadar yaptığı hataları yapmayacağına söz vermiş olarak seçime giriyor.

Binali Yıldırım bütün vaatlerinde İstanbul’a bugüne değin yapılan haksızlık ve ihaneti bertaraf etme sözü ile başlıyor. Belli ki, istanbul’u daha önceleri üzen hayırsız aşığın yaralarını saracak bir beyaz atlı prens olarak görüyor kendisini.

İzmir’de de AKP adayı ilk günden itibaren mahallenin en güzel kızı diyerek şehre olan ilgisini ifade etmişti. Anadolu’nun bağrından kopup geldiği anlaşılan bıçkın delikanlı tadındaki bu yaklaşım da gönül belediyeciliğinin dolaysız bir versiyonu olarak kayda geçti. İzmir’in pek ilgisini çekmese de literatüre girecek bu ilan-ı aşk siyaseti AKP’nin gönül işlerinde iddiasının bir başka tezahürü oldu.

AKP’nin iyi ve kötü polisi MHP’nin ise sadece kötü polisi oynadığı 31 Mart seçim tiyatrosunda rakip partilere layık görülen ise figuran rolü. Bizden beklenen, ihanet de etse 25 yıllık sevgilinin sadakatini beklemek. Diğer tarafta bu aldatan aşığın arkadaşı da mutlu mesut başka bir birlikteliği bitirmek için enva-yı çeşit hediye sunuyor. İstanbul’a, Ankara’ya milyarlık yatırım, İzmir’e ise 30 bin TL düşüyor.

AKP gönül işlerinden biraz anlasa bu ülkede en sevilen filmin neden “Selvi Boylum Al Yazmalım” olduğuna kafa yorardı.

İzmir’i kandırmaya çalışan akıl İstanbul’a yaptıklarını sorgulamaktan uzak belli ki. Sevginin emek olduğunu sadakat olduğunu en azından filmden öğrenebilirdi.

AKP’nin 2015’te kaybettiği seçimi MHP ile kazanca çevirdiğini biliyoruz. Bu defa MHP ile beraber dahi seçimi kazanamama endişesi ile halkı beka ile ürkütüp gönül ile ikna edecek belli ki.

Tüm iyilikleri AKP’nin, kötülükleri ise dış güçlerin yaptığı gönül/beka söylemi arabesk şarkı ile mehter marşı arasında gidip geliyor.
Mehter marşının ileri geri ritmini sevenlere cazip gelse de ekonominin başına gelenler hiç de eğlenceli değil.
İktidarla arası son derece iyi olan Orhan Gencebay’ın gönül için söyledikleri ise Yunus’un dizelerinden çok daha fazla yaşananlara uyuyor :

Dünya sana kalır sanma
Geleceği dünden sorma
Her gün gördüğün rüyayı
Aldanıp da hayra yorma, gönül

1 YORUM

  1. Ne kadar sig bir anlayisin var sayin yazar! Tabii bunu ancak Saadet partisi bilmem nere baskani onemsiz sahisin benimsemesini de normal karsilamak laizm. Gonul belediyeciligi deyince sana tarih veriyor mu? Eskiden beri gonul belediyeciligi olarak anliyor normal bir akil. Ama sizinki gibi kin dolu, tarafsizliktan dem vurup tarf olan insanlar iste boyle kendilerince birseyler uydurup durur. Neymis bugune kadar gonul belediyeciligi degildi de simdi mi olmus, bugune kadar olmadigini nereden cikariyorsunuz? Halk kagit parcalarinda yazanlara degil icraata bakinca tabii nereye oy verecegini cok iyi biliyor.

Musab için bir cevap yazın İptal