Hepimiz Neden Hrant’tık, Şimdi Anladınız mı?

0

Hrant Dink’in Pangaltı’da delik ayakkabısı ile uzandığı günlerin hemen ertesinde başlamıştı bu slogan:
“Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz.”

Türkiye’nin Barolar başkanı dahil bu slogandan hazzetmeyenlerin tamamının yüzlerini kızartacak şeyler oldu dünyada.

Yeni Zelanda’nın kadın başbakanı, taziye evine başörtüsü ile gitti. Yeni Zelanda’lı Müslüman ve kadın polis şefi duasını okudu ve Müslümanlığından duyduğu gururu gözyaşları ile duyurdu.

Yeni Zelanda belli ki “hepimiz Müslümanız” sözünün etrafında birleşmiş durumda.

%98,8’i Müslüman olmayan Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik yapılan şiddetin karşısında ülkenin tüm bileşenlerinin yek vücut olduğunu görüyoruz.

Kafasına yumurta geçirilen Avustralyalı senatör hariç tabii ki. Ona göre öyle bir şey yok. Sorunun nedeni farklı, Müslümanlar hak etmedikleri bir konuma gelmiş ülkesinde.

Tarihin çöp kutusuna girecek olan senatörü değil ona yumurta ile mukabele eden ergen genci selamlıyor herkes.

Bu ülkede neredeyse adı bile kalmamış Ermenilere yönelik Hrant Dink’in şahsında layık görülen katliama yönelik tepkinin neden “Hepimiz Hrant’ız/Ermeniyiz”e dönüştüğünü anlamak için bundan daha iyi misal olabilir mi?

Neve Şalom’da 42 insanın ibadet yolunda katledildiği günlerde ne kadar Semitik ise bu ülke, şu anda da o kadar anti-Semitik.

Bırakın dili, dini siyasette dahi bir oy fazla almanın hesabı ile kendinden olmayana ağız açtırmamak üzerine kurulu bir seçim kampanyası yaşamadığımızı kim iddia edebilir?

Çözüm sürecinde yaptıklarını unutup, siyaset sahnesini dağıtan, ülkede tüm güvenlik aparatı elinde değilmiş gibi kendine seçilmişleri güvenlik rakibi gören anlayışın bulduğu kayyum çözümü de en az bu kadar rahatsız edici değil mi?

Ülkede kendilerinden olmayan birinin seçimi kazanmasını bekaya bağlayanlardan, kendilerinden olmayan insanların başına gelenlere üzülmelerini bekleyebilir miyiz?

Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, standardınız, size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmamaktan geçer.

Tamamı katliama kurban gitmiş, hapislere mahkum edilmiş, çile ile ömür tüketmiş insanları dahi kendi görüşünüzde değil diyerek, isimlerinin anılmasından mahrum etmeye niyetlenen bir adayı Bursa gibi Anadolu’da ilk başkentimize aday koyarak aslında hangi mesajı vermektesiniz ?

Artık sıradanlaşan bir yüzsüzlükle cennet anahtarı ile seçim kampanyası yürüten AKP’nin bu tavrının arka planında dinsel bir saflaşma olmadığını kim iddia edebilir?

AKP-MHP ortaklığı su içer gibi kendinden olmayanı dışlıyor.
Bunu ilk defa da yapmıyor.
Sadece onlar değil tabii ki.
Kendi korkuları ile yüzleşmekten çekinenler için delik bir ayakkabı ile boylu boyunca yatan Hrant Dink bile inandırıcı gelmiyor.

Ölmek kimilerine sanki mağduriyet için yeterli değil. Hrant için değil, Tahir Elçi için değil, Turan Dursun için değil. Onların ardından dökülen gözyaşlarının hep bir marjı var.

Adını anmaya değmeyen ama tecziye edilmediği için de haksızlığı tescil edilmemiş görülen bir sözde mizah dergisinin desteğini almak utanç vesilesi olmuyor siyasi iktidara. Bu dergi ki doğrudan simetrik bir duruşu benimsemekten imtina etmedi bu rezil hadise ile.

“Neden hepimiz Hrant’tık? Neden hepimiz Ermeni idik?” bugün daha iyi anladık. Bize medeniyet yolunda bizden yüzyıllar sonra dahil olmuş insanların ülkesinden gelen görüntüler bize bunu anlattı.

Düşmana, iblise, katile verilecek cevabın ilk satırının mağdurun elini tutmak, arkasında olmak, omzuna yaslanmak olduğunu bize gösterdi.

Kendini ülkedeki hukukçuların en tepesine konumlayan ama hukuk ruhuna vakıf olamamışların ferasetinin neye kifayet etmediği şimdi alenileşti.
Hepimiz Hrant’ız.
Hepimiz Ermeniyiz.
Hepimiz Museviyiz.
Hepimiz Müslümanız.
Çünkü Biz İnsanız.

CEVAP VER