Beyoğlu İçin Beka Sorunu Vardır… Biz Sana Mecburuz Alper Taş…

1

Şişeden bir cin çıksa seçimlerde “Ey Veysi Dündar ne istersin?” dese, “Beyoğlu’nda Alper Taş’ın kazanmasını isterim” derim.

Ahmet Misbah Demircan’ın babasının AKP’yi eleştirse de oyunu AKP’ye vereceğine rast gelmiştim geçenlerde. Misbah beyin Beyoğlu’na ettiklerini, onun döneminde bölgenin kaybettiği irtifanın fazlalığını birebir gözleyenlerdenim.

Lakin Haydar Ali Yıldız’ı aday gösteren AKP’nin Beyoğlu’na dair niyetini bu denli açık ettiğini görünce Misbah beye haksızlık ettiğimi anladım.

İstanbul’da Beyoğlu deyince akla Kasımpaşa, Okmeydanı gelmez ama buraları Beyoğlu’na alonjlayıp seçim kazanmak kolay oldu yıllardır.

Beyoğlu’nun aslı İstiklal Caddesidir, ama İstiklal Caddesinin iradesi Beyoğlu Belediyesine başkan seçmeye yetmiyor.

Beyoğlu AKP adayının Bilal Erdoğan ile kentsel dönüşüme dair yaptığı konuşma basına yansıdığında açık söylemek gerekirse kimse şaşırmadı.

Daha Tarlabaşı’nda 360 projesini bitiremeyen AK iktidarın kentsel dönüşümü başarabileceği tartışmaya açıkken, doğrudan dönüşümden “dilim kesmeye” niyetlendiğini anladığımız bu konuşmanın başında sonunda ne vardı, bilmiyoruz.

Bildiğimiz o ki, Alper Taş’ın Beyoğlu’nu kazanması bir lüks değil, bir zorunluluk haline gelmiş.

Betonarme bir meydandan müteşekkil Taksim tablosunu tamamlayan seyyar açık hava işporta pazarı ile, Beyoğlu’nun can damarına bugüne değin reva görülen muamelenin başlangıç olduğunu anlıyoruz.

AKP Beyoğlu’na uygun bulduğu adayının ağzından çıkan 10 lafın 9’unun kentsel dönüşüm olması ile Beyoğlu vizyonunu çizmiş durumda.

Beyoğlu’nun İstiklal’den Cihangir’e uzanan ve dünyanın bildiği bölgesinde para kazanan, kazanmakta olan insanı için Beyoğlu belediye başkanından duyulan yegan sözün kentsel dönüşüm olmasından daha tuhaf ne olabilir?

Taksim meydanına bir uçan dairenin inmesinden de tuhaf olan bu vizyon, eğlence, sanat, kültür ile var olmuş bir bölgenin yönetimine talip olan adayın ağzından kentsel dönüşümden gayrı proje duymuyoruz.

Misbah Demircan’ın naif de olsa kültüre dair ilgisini mumla aratan bu bakış açısı Beyoğlu’nun üzerine kapanacak kapağın lehimlerini eritmek üzere hazır durumda.

Alper Taş’ın Beyoğlu’na aday olması ilgi çekici idi, ama rakip olarak Ali Haydar Yıldız’ın varlığı bu durumu farklı bir kulvara taşıdı.

AKP’nin şehirle olan bağını kopardığı Beyoğlu için öngördüğünün adeta zamanında Arap yarımadasına yapıldığı üzere sunni bir harita tatbik etme olduğu alenileşti.

AKP Kağıthane’deki oy depolarının bir kısmı ile tarih boyunca Pera olmamış bölgelere bu payeyi vererek çizdiği sentetik sınırlarla, tıpkı zamanında müstemlekecilerin taktiğini uygulayarak, kendine etki alanı teşkil etti.

Sosyal yardımla bağlanan kitlelerin sakini olduğu bölgeleri kendine Beyoğlu’nu zapturapt için kullanışlı bir aparat olarak belirleyen AKP’nin oyununu bozmak için sosyalist bir başkandan iyisi olur mu?

Misbah başkanın günde 30 bin kişiye yemek vermekle öğünmesi boşuna değildir.

Beyoğlu’nda kendi yemeğini yapmaktan dahi aciz insanların olduğunu nasıl düşünebiliriz?

31 Mart seçimlerinin beka sorunu olduğuna dair iktidar söyleminin geçerliğini teyit edeceğimiz bölge tam da Beyoğlu’dur.

Beyoğlu varolma mücadelesinde olmak-olmamak mücadelesindedir.

Ataşehir’e Yakup, İmroz açıldığı günlerdeyiz.
Milyonlar yatırılan Narmanlı projesi de, Galataport da kendini Okmeydanındaki kentsel dönüşüme fokuslamış bir başkan ile tünelin ucundaki ışığın onları ezmek üzere olan tren olduğunu anlamış olmalı.

Misbah Demircan’ın çıraklık eseri Demirören, ustalık eseri Grand Pera’dan ibret alana Narmanlı Han için çok misaller vardır.

Beyoğlu’nun hiçbir zaman kentsel dönüşüme tabii olmayacak “Pera” olduğunu Alper Taş’tan daha iyi bilen yoktur.

Alper Taş 9 parmağı ile Pera’yı ıslah için çabalarken serçe parmağı ile o kentsel dönüşümü de tamam edecek-yetenektedir.

İstiklal’den ekmek yiyen esnafın altın yumurtlayan tavuğun yumurtadan zaten kesildiğini bilmeyip, bir de boğazlanmasına seyirci kalmama ödevi vardır.

Tavuğu tekrar her sabah bir koca altın yumurta hediye eder hale getirecek olan Alper Taş Beyoğlu için son trenin son vagonudur.

Sütlüce’nin Mardin sakinleri de, Tophane’nin Siirt sakinleri de, Kasımpaşa’nın Aksekili abileri de, Giresun Alucralıları da, Okmeydanının Sivaslı yiğitleri de, her taraftaki Kastamonulu yufkacılar da iyi bilmeliler ki tavuk bu defa bekanın eşiğindedir.

Ya Alper Taş tüyünü parlatıp folluğa koyacak, ya da kemiklerini çöplükte arayacaksınız.
Karar sizin, karar hepimizin.
Çile yetmedi mi, çare zamanı gelmedi mi?

Not: Bu yazıyı önceki gün tamamlamıştım. Dün sabah basın toplantısında “Tarihi Beyoğlunu yeniden canlandıracağız” diyen Alper Taş’ın ortaya koyduğu perspektifin 3 boyutunu zihnimde canlandırdım.
–       Tarihi Beyoğlu’nu korumak
–       Yoksulluğu aşmak
–       Kentsel dönüşümü planlamak
Tarihi Beyoğlu için eski kimliğin ve dokunun canlandırılması uzun vadede Kapitalizmi yenerek aşılabilecek yoksulluk mücadelesinde hedefin sosyal yardıma muhtaç olmayan bir halk yaratma olması ve son olarak AVM’siz bir kentsel dönüşüm.
Allah’tan daha ne isteyebilirsiniz?
Alper Taş ;
“Biz kazanırsak halkla yöneteceğiz”
“Yerelde demokrasi ve dayanışma ekonomisi kuracağız”
“Rantçı belediyeciliğe son verip, halkçı belediyeciliğe geçeceğiz” sloganlarıyla tamamladı sözünü.

Kentsel dönüşümden gözüne arsa kestiren Belediye Başkanı mı bugüne değin varlık biriktirmeye bakmamış Alper Taş mı ?
Göreceğiz bakalım vicdanlar nasıl karar verecek?

1 YORUM

  1. Haftada bir gün sağlık nedeni ile taksim meydanından geçiyorum ve oradaki tanzim satış çadırı vizyonu olmayan bir yönetim şeklinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak gözümüze batıyor.
    Dünya insanlarının ülkemize geldiklerinde muhakkak gezmek istedikleri taksim meydanında bir çadır.
    Louvre sarayının bahçesindeki camdan kuleyi heryıl binlerce turistin gezdiği eyfel kulesini bile estetik açıdan kötü bulan ve bu iki eseri parisin kalbine saplanmış bıçak.olarak düşünen binlerce fransız vatandaşı vardır.
    Ülkemize gelen böyle bir fransız vatandaşı çadır hakkında ne düşünür acaba.
    Aman sizde zaten bu çaďırlar yokluk çadırı değil üstüne bir kat daha çıkarsın bir de tabela koyarsın üstünede varlık çadırı dersin olur biter.
    Ne de olsa geçmişimizde çadır tiyatrosunda halkımizın güldüğü eğlendiği sıkintılari unuttuğu günlerimiz var.
    Bir kavuklu bir pişekar karagöz hacivat birde torbadan tavşan çıkaran sihirbaz istenecek ne kaldıki.

CEVAP VER