MCP de IGMG gibi olursa işimiz var demektir

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Almanya’da yabancı kökenlilere yöneltilen ‘nerelisin’ sorusu irdeleniyor.

‘Nerelisin’ sorusunun kaynağı ırkçılık mı, yoksa sadece merak mı?

Bu sorunun yöneltildiği insanlar kimi zaman bu sorunun altında ırkçılığın olduğunu düşünüyorlar, kimi zaman da sadece merak ettikleri için sorulduğuna inanmak istiyorlar.

Soruyu yönelten kişinin kullandığı kelime, tonlama ve bakışları bu sorunun altında neyin yattığını aslında bize söylemekte.

Bu sorunun altında ne olursa olsun bir gerçek var ki, bu soru koyu tenlilere yöneltiliyor. Sorunun yöneltildiği kişiler Almanlar gibi beyaz tenli olsalar bu sorularla karşılaşmıyorlar.

‘Nerelisin’ sorusunun sadece koyu tenlilere yöneltilmesi, evet garip bir durum. Ardında ırkçılığın olduğu düşünülüyor. Ama bu soruyu bizler de yöneltiyoruz. Ülkemizde yaşayan insanlara da aynı şekilde davranıyoruz. Daha esmer olduğunu sezdiğimiz kişiler için hemen ‘bu dogulu birisi’dir demiyor muyuz?

Peki bu ırkçılık değil midir?

Almanların yönelttiği soruları tetkik etmeye başlamadan önce iğneyi kendimize batırmamız gerekli.

…..

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

…..

Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve dinlere karşı düşmanlık artık had safhada. Yeni Zelanda’da yaşanan terör saldırısı bu düşmanlıkların acı sonucuydu.

Saldırıdan sonra Yeni Zelanda Başbakanı’nın örnek insani tavrı birçok kesime büyük mesajlar verdi. Bu saldırıdan sonra New York’ta yeni bir uygulama başladı.

MCP: Muslim Community Patrol- Müslüman Toplum Devriyesi.

New York’ta Müslümanlara ait okul ve camilerin önlerinde devriye gezen güvenlik birimi.

Kurucusu Sami Uddin Razi, şehrin her bölgesinden güvenlik noktasında talep aldıklarını söylemiş. Ayrıca MCP’nin bağışlarla kurulduğunu ve bu güvenlik hizmetinin tamamen gönüllülük üzerinden yürüdüğünü de ifade etmiş. Umarım güzel çalışmalara imza atarlar.

New York’ta faaliyete geçen bu güvenlik birimi bana başka bir konuyu hatırlattı.

Hangi konu mu?

Almanya’da faaliyette bulunan bir kuruluş ve onlar hakkında verilen karar.

Avrupa Milli Görüş olarak bilinen IGMG’nin dört eski yöneticisi ‘vergi kaçırmaktan’ suçlu bulunarak hapis cezasına çarptırıldı. 14 ile 24 aylar arasında değişen bu cezaların verilmesi karşısında sanıkların avukatları şu ifadeleri kullanmış: ‘Burada suç yok, ihmal var’.

Suç yok, ihmal var…

Bu ve benzeri kuruluşlar için ihmal demek görevin tam manasıyla yerine getirilmemesi demektir.

Camiler kurarak, devletin yapması gereken işleri yapmaya aday olmak demek kendini ortaya koymak demektir. Hal böyle olunca da, görevin ihmal edilmesi de bir suçtur.

Almanya devleti bir görevi ihmal ettiğinde bizler, sizler, onlar buna karşı çıkarak, bunun suç olduğunu ifade ediyor muyuz? Evet, ediyoruz.

Bu da aynı şekilde değerlendirilmesi gereken bir durum.

Devletin yapması gereken bütün işlemleri yapıyorsunuz: İbadethane kurmak, işletmek, zekat toplamak, kurban satışı yapmak, hac ve umre düzenlemek, helal et satışı, din eğitimi vb.

Bütün bu hayati öneme haiz işleri yapmak için özel eğitim gerekir aslında, hadi bunu geçelim.

Bu çalışmalar özenle ve hak-hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Eğer bunlar olmuyorsa, orada ihmal vardır, orada görevi kötüye kullanma vardır.

‘Vergi kaçakçılığı’ bu tür kurumlar için çok ama çok ağır bir suçlamadır. Hani İslam, hani İslami değerler?

Diğer suçlamalar da aynı şekilde direk parayla ilgili konular.

Ne kadar acı öyle değil mi?

Diğer suçlamalar:

‘Çalıştırılan din görevlilerinin sosyal sigorta primlerinin tam olarak ödenmemesi’.

Bir diğeri, ‘kurban için toplanan paraların bütünüyle kurban için kullanılmaması’ ve ‘toplanan kurban paralarının teşkilatın giderleri için harcanması’.

Ne kadar ilginç öyle değil mi?

Müslümanlardan kurban için para toplanıyor ve bu paraların hepsi kurban ibadeti için harcanmıyor ve başka işlere kanalize ediliyor.

Müslümanım diyen insanlar bunu yaparken ‘Allah korkusu’ nerede peki?

İşin en acı tarafı nedir biliyor musunuz?

Bu suçlar hadi işlenmedi diyelim. Hadi işlenmedi….

O da zaten şüpheli.

Bu suçlamaların yöneltildiği kurumun Müslümanlara ait olması ve bu kurumun ‘Kuran-Sünnet çizgisindeyiz’ söylemini dillerinden düşürmemeleri.

Hadi buyrun.

‘Allahım ne günlere kaldık’ diyorsunuz değil mi.

Aynen öyle.

Umarım New York’ta kurulan Müslüman Toplum Devriyesi böyle durumlara düşmez.

Neden mi böyle söylüyorum?

Çünkü bağışlarla kuruluyor ve gönüllülük esasına göre işliyor… Tıpkı cami teşkilatları gibi, ya da diğer bir deyişle ‘camicilik’ yapanlar gibi.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Odatv bile milli görüşün bu davadaki kurban ve personel sigorta primi konularında takipsizlik kararı aldığını yazdı. Siz hala sanki o maddelerden ceza almış gibi yazıyorsunuz. Almanyada islamiyet resmi din olmasi gerekirken, camiler hala dernek statüsünde faaliyet gösteriyor.
    Resmi din sayilirsa, maasinizdan yukluce bir miktar, cami vergisi olarak kesilecek. Bunu yapmak istemiyorsanız kendinizi dinsiz kayd ettirmek zorundasiniz. Bu durum olmadığı için, bir camide cuma teberrusu tepsisine attığınız 5 euro ile, o caminin tıkır tıkır işlemesi gerektiğini söylemeye kalkıyorsunuz. Üç kuruşunuzla, koskoca muessese işletmek için türlü fedakarlıklar içinde ömür harcayan gayretli muslumanlara burada ithamlarda bulunuyorsunuz.

CEVAP VER