Global Siyaseti Etkileyen Kişi Yabancımız Değil

0

Uzun yıllardır TV izlemedim. Fakat milli maçlar sebebiyle başına geçip açtığımda, gözüme takılan bir kaç detayı fark ettim. İktidar ya da muhalefet… hangi partiden olduğunun hiç bir önemi olmadan, seçimlerde yürüttükleri “kampanyalar” bana çok tanıdık geldi.

O ülke bu ülke de değil, pek çok ülkenin TV’lerinden evlere akan görüntü böyle.

Bir yabancı ülkenin başına büyük dertler açmış birinin propaganda tekniğiyle çok benzerlik taşıyor her TV’de karşıya çıkanlar…

Sonra düşündüm: Demokrat dediğimiz ülkelerde durum buysa…

Bazılarınız vereceğim ismi çok iyi biliyordur ama ben bilmeyenler için bir bilgilendirme notu geçeyim: 1933 ile 1945 yılları arasında, Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisinin (NAZİ)  Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı’nı yapmış, Adolf Hitler’in en yakın arkadaşı ve en sadık yoldaşlarından biridir Dr. Paul Joseph Goebbels. Hitler’in halkın önünde yapacağı her konuşma metnini kendisi hazırlayıp bizzat teslim edermiş. Ve Hitler’in iyi bir “hatip” olmasında onun çok fazla payı olduğu tarihçiler tarafından da belirtilmiştir.

Goebbels’in politika üzerine yayınlanmış bazı kitapları vardır. İnternet ortamında kolaylıkla bulup inceleyebilirsiniz. İncelediğinizde sizler de benim gibi düşüneceksiniz: “Global siyasete Goebbels’in görüşleri mi hakim?” ya da “İşittiğimiz söylemlerin Goebbels’in görüşleriyle ne kadar benzer yanları var…”

1939 yılında yazmaya başlayıp, 1941 yılında bitirdiği “Yalanlar” kitabında bakın ne diyor:

“Propaganda ortalama zekâlıların konusu değildir, daha çok uygulayıcılarının konusudur. Sevimli veya teorik olarak doğru olması beklenmez. Harika, estetik olarak şık ya da kadınları ağlatan konuşmalar yapmayı önemsemem. Politik konuşmanın amacı, insanları düşündüğümüzün doğru olduğuna ikna etmektir. Söyledikleriniz yalan olsa bile. Onu defalarca tekrarladığınızda, yalan artık yalan olmaktan çıkacaktır. Taşrada başka Berlin’de başka konuşurum ve Bayreuth’ta konuştuğumda Pharus Hall’da söylediğimden farklı şeyler söylerim. Bu pratik meselesidir, teori değil. Birkaç saman kafalının hareketi olmak istemeyiz, fakat daha çok geniş kitleleri fetheden bir hareket olmak isteriz. Propaganda popüler olmalıdır, entelektüel olarak hoşa giden değil. Entelektüel gerçeği ortaya çıkarmak propagandanın görevi değildir. Siz yalan söylemekten korkmayın, mutlaka birileri inanacaktır.”

Çok benzer geldi değil mi bugün pek çok ülkede siyasete hakim olan söylemlere… Bir parti çıkıyor, diğer partinin adayını yalanlıyor. Öbürü onu. Yalanlara ısrarla devam ediyorlar. Durmuyorlar. Zekâya hakaret derecesine ulaşsa bile iddiaları, hatta onlar da bunu bildikleri halde, geri adım atmıyorlar söylediklerinden.

Acaba Hitler, Heidelberg’de halka seslenirken; “Heidelberg Ruprecht Karls Üniversitesini biz kurduk” demiş midir, 1386 yılında kurulmuş ve dünyanın en seçkin üniversitelerinden biri olan eğitim kurumu için? Ve halk onu çıldırasıya alkışlamış mıdır? Yapmış olması muhtemel… Çünkü Goebbels öyle diyor…

Yalanda taviz yok! Israrla ve göz göre göre söylemeye devam.

Goebbels’den başka bir alıntı daha yapacağım: “Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.” Bugün pek çok ülkede, yargı, devlet politikasının, hükümetin hizmetkârı oldu çıktı.

Goebbels görüşleriyle yakın takipte.

II. Dünya Savaşının artık Almanya için tamamen bittiğinin anlaşılmasından sonra Hitler’in emriyle Goebbels Doğu Cephesi’ne gider ve Görlitz’de halka şu şekilde seslenir: “Führer, geçmiş krizlerin üstesinden nasıl geldiyse, bu krizin de üstesinden gelecektir. Geçen gün bana, ‘Bu krizi atlatacağımıza dair inancım tamdır. Düşmana çok büyük bir saldırı düzenleyeceğiz ve üzerlerine mermi yağdıracağız. Onları yeneceğiz ve yok edeceğiz. Ve bir gün mutlaka bayrağımız muzaffer olacak. İşte bu benim sarsılmaz inancımdır’ demişti.”

Dünyadaki gelişmelere bakıyorum, aynı söylemi pek çok yerde görüyorum. İnsanlar markette – pazarda alışveriş ederken artan hayat pahalılığı yüzünden yürekleri cız ediyor, ama ne zaman seçim olsa propagandalarda farklı şeyler söyleniyor. Gerçeklerle yalanlar yer değiştirmiş gibi…

Amerika’nın bir taraftan, Sovyetlerin diğer taraftan kıskaca aldığı, çanların kendileri için çaldığını duymak istemeyen ve sonunu görmeye yanaşmayan II. Dünya Savaşının Almanya’sından farksız bir durum pek çok yerde söz konusu…

Hitler’le aralarındaki diyalogları Goebbels’in günlüklerinden okuyabiliyoruz. Bir gün Hitler’e Olimpiyat oyunları öncesinde şöyle bir tavsiyede bulunduğunu öğreniyoruz: “…halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin…”

Günlüklerde Hitler’e verdiği tavsiyelerden birinin de “…hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin” olduğunu okuyoruz. Politikacılar dünyanın dört bir köşesinde büyük ihtimalle kimin görüşü olduğunu da bilmeden onun bu tavsiyesi istikametinde davranıyorlar.

Goebbels’in daha pek çok incisi var, ama artık onları da sizler okuyarak keşfedin.

CEVAP VER