Mümin’in Feraseti

1
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Feraset, bir şey hakkında derinlemesine, ayrıntılarıyla, incelikli bir şekilde düşünmektir. (İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, XXXVIII, 3379).

Terim manası ise feraset; Allah’ın sevdiği ve değer verdiği kullarının kalplerine yerleştirdiği, doğru yolu gösteren, doğru tahminler yapmasını sağlayan sezgi ve ilhamlar anlamına  gelmektedir.

A-“Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar.” (Hadis)

İnanmış insanın, olası her türlü tehlike ve tehdit karşısında uyanık olması, davranışlarında tedbirli olması ve kendi hatalarını faydalı tecrübelere dönüştürmesi, hiç şüphesiz feraset ve basireti elden bırakmamasına bağlıdır.

Bu bakımdan, “Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 15) diyen Allah Resûlü (sav), ferasetli olmayı mümin şahsiyetin temel bir zihinsel karakteri olarak ifade etmiş ve ferasetle “Allah’ın nuru” arasında bir ilgi kurmuştur.

Bir seyis nasıl ki atının hareketlerine dair birtakım sezgilere sahip olur ve yolunu ona göre belirlerse, feraset sahibi mümin de hayata dair güçlü öngörülere sahiptir ve istikametini bu öngörüleri muvacehesinde belirler.

Bu hadiste imanî ve ilâhî yönü (vehbî) ortaya koyulan feraset, Allah’ın sevdiği ve değer verdiği kullarının kalplerine yerleştirdiği, doğru yolu gösteren, doğru tahminler yapmasını sağlayan sezgi ve ilhamlar anlamına da gelmektedir.

Feraset, müminin aklı ve düşünce kabiliyetinin yanı sıra Rabbinin ona imanı karşılığında verdiği bir lütuf olarak da anlaşılabilir.

Buradan hareketle; Hz. Peygamber dolaylı bir şekilde, müminin anlayışlı, uyanık ve ferasetli olmasını istemiştir.

B-“Mümin bir delikten iki kere sokulmaz.” (Hadis)

Mekke’de şiirleriyle Hz. Peygamber’i hicveden ve müşrikleri Müslümanların aleyhine kışkırtan Ebû Azze Abdullah b. Amr b. Umeyr adında bir şair vardı. Bu şair, Bedir Savaşı’nda esir alınmıştı. (İbn Sa’d, Tabakât, II, 43).

O gün Hz. Peygamber’in huzuruna getirilmiş ve fakir olduğunu, fidye verecek malı mülkü bulunmadığını ve ailesinin kalabalık olduğunu söyleyerek bağışlanma talebinde bulunmuştu.

Ayrıca Resûlullah’a, bir daha kendisiyle savaşmayacağına dair söz vermişti.

Allah Resûlü de onu serbest bırakmıştı.

Ne var ki, Ebû Azze Mekke’ye gittikten sonra, şiirleriyle müşrikleri Hz. Peygamber aleyhine kışkırtmaya devam etti.( Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, VI, 523.)

İşbu Ebû Azze, aradan bir yıl geçtikten sonra, bu kez Uhud Savaşı’nda Müslümanların karşısına çıktı.

O, daha önce Resûlullah’a verdiği sözü hatırlatsa da, Mekkeli müşriklerden Safvân b. Ümeyye, malı ve ailesi konusunda kendisine teminat vererek onu bu savaşa katılmaya ikna etmişti.

Ebû Azze, Uhud’da da esir düştü. Kureyşli tek esir olarak Hz. Peygamber’in huzuruna getirildiğinde, zorla getirildiğini ve Mekke’de bakıma muhtaç kızları olduğunu söyleyerek yine bağışlanma talebinde bulundu.

Bunun üzerine Allah Resûlü, “Bana verdiğin söz nerde kaldı! Hayır, vallahi Mekke’de, ‘Muhammed’i iki kez aldattım’ diyerek sakalını ovuşturamayacaksın.” dedi ve ekledi: “Mümin bir delikten iki kere sokulmaz.” (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, IX, 112.) Sonra da Âsım b. Sâbit’e, (savaş suçundan dolayı) onu cezalandırması talimatını verdi.

Hz. Peygamber’in kendine has üslûbuyla ifade ettiği, “Mümin bir delikten iki kere sokulmaz” şeklindeki veciz beyanı bütün hadis kaynaklarında yer bulmuş, Buhârî ve Müslim’in Sahîhleri gibi önemli eserlerde bâb/konu başlığı olarak kaydedilmiştir. (Buhârî, Edeb, 83).

Bu, söz konusu hadisin erken dönemlerden itibaren Müslüman zihninde ve vicdanında önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir.

Bu hadise göre Müslüman aynı sebepten dolayı iki kez üst üste aldanmaz, aldatılamaz. Bir kez hata yapar, ancak ondan ders alır, sonrası için tedbirli davranır.

Bir yılan tarafından aynı delikten iki kez ısırılmak nasıl ki bir gaflet ise, bir hatayı iki kez üst üste işlemek de o derece gaflettir.

O hâlde mümin, hatalarına kendisine tecrübe kazandıran birer fırsat olarak bakmalıdır.

Mümin, günahından tevbe eder gibi hatalarını fark edip onları bir daha işlememeye azmetmelidir.

Mümini gaflete düşmemesi konusunda uyaran ve zekâsını kullanmaya teşvik eden bu hadis; hayatta sebep sonuç ilişkilerini ve tecrübeyi dikkate alan bir müminin ahlâkını karakterize etmektedir.

Vesselam.

Geniş bilgi için:

D.İ.B, Hadislerle İslam, Feraset/Allah’ın nuru ile bakmak, cilt 1, sh 453.

1 YORUM

  1. mümin bir delikten iki kere sokulmaz evet doğru.ama sokulmaktan delik deşik olup da hala sokulmak isteyenler de mümin sıfatını taşır mı.

CEVAP VER