İsrâ ve Miraç Mucizesi

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Rasulüne salat, selam olsun.

İsrâ ve Miraç Mucizesi

[02 Nisan 2019 Salı’yı, Çarşamba’ya bağlayan gece Miraç Kandili olması vesilesiyle]

İsra ve Miraç mucizesi hakkında doğru-yanlış veya ihtilaflı bir çok rivayetler mevcuttur. Bu konuda yazılmış bir çok müstakil eserler vardır.

Biz Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerini ve sahih hadis kaynaklarını, özellikle Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarını esas alarak konuyu arzediyoruz.

Zayıf rivayetlere yer verilmemiştir. Resulullah’ın Allah’ı rü’yeti (Allah’ı görmesi) konusu hariç ihtilaflı konulara girilmemiştir.

A-Tanımlar

İsra/Esra, lügatte, gece yürüyüşü demektir. Geçişli fiil olduğu için ”geceleyin yürüttü” manasına gelir.

İslâm ıstılahında ise, Peygamber’in (s.a.v) Mekke’de Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa’ya geceleyin Burak adlı bir binit ile gidişidir.

Miraç ise lügatte, yükseğe çıkmak ve merdiven, asansör manalarına gelir.

İslâm ıstılahında ise, Peygamber’in (s.a.v) Mescid-i Aksa’dan yüce makamlara çıkartılması mucizesidir.

Mescid-i Haram: Kâbeyi çevreleyen ve Harem-i şerif denen mesciddir. Yeryüzünde ilk defa inşa edilen mabet budur.

Mescid-i Aksa: Kudüs’teki Beyt-ül Makdis’tir. Kâbeden sonra yeryüzünde yapılan ikinci mabeddir. Aksa denilmesi Kâbe’ye bir aylık mesafede bulunmasındandır.

Burak: Peygamberimizi, Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya götüren binek.

Beytü’l Mamur: Yedinci kat gökteki melekler tarafından tavaf edilen, meleklerin mabedidir.

Sidretü’l Münteha: Arşın sağında bir ağaçtır ki, ne melek, ne başka bir şey ondan ötesine asla geçemezler.

Refref: Mahiyetini aklımızın kavrayamayacağı bir ulaşım vasıtasıdır.

Kaab-ı kavseyn: Bir yayın iki ucu miktarı kadar bir mesafedir.

B-Tarihçe

Her peygamberin ayrı ayrı derecelerde, farklı farklı mekanlarda miraçları vardır.

İşte onlardan bazıları;

Hz Adem’in miracı; Arafat’ta,

Hz Nuh’un miracı; gemide;

Hz İbrahim’in miracı; ateşin ortasında,

Hz İsmail’in miracı; Mina’da kurban edilirken,

Hz Yunus’un miracı; balığın karnında,

Hz Yusuf’un miracı; kuyuda,

Hz Eyyub’un miracı; Hhasta yatağında,

Hz Musa’nın miracı; Tûr-u Sina’da,

Hz İdris ile Hz İsa, Alem’i Meleküt’te  gerçekleşmiştir.

Hiç kuşkusuz miraç mucizesinin en yüce mertebesi Sevgili Peygamberimiz’e (sav) nasip olmuştur.

Peygamber efendimizin miracının ne zaman vuku bulduğu hakkında, bazı tarihler verilmekle beraber, en sahih kabul edilen rivayet, müslümanların birinci ve ikinci Habeşistan hicretlerinden sonra, Hz. Hatice ve Ebû Tâlib’in vefatlarını takip eden dönemde, hicretten bir buçuk yıl önce meydana geldiği şeklindeki nakildir (İbn Kesîr, es-Sîre, II, 93, 107).

Rebîülevvel veya ramazan ayından bahseden rivayetler varsa da, müslümanların çoğunluğu mi‘racı Receb ayının 27. gecesinde kutlamaktadır.

C-Miraç Mucizesi 

Miraç mucizesi iki etapta gerçekleşmiştir.

1-İsra/Esra 

Peygamber’in (s.a.v) Mekke’de Mescid-i Haramdan, Mescid-i Aksa’ya geceleyin Burak adlı bir binit ile gidişidir. Bu bölüm Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”.

Hadis kaynakları ile siyer kitaplarında isrâ ve miraç’la ilgili birçok rivayet mevcuttur.

Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre, ilk bölümü isra/esra şu şekilde cereyan etmiştir:

Bir gece Resûlullah, Kâbe’de Hicr veya Hatîm denilen yerde iken, bazı rivayetlerde uykuda bulunduğu sırada veya uyku ile uyanıklık arası bir halde, Cebrâil geldi, göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurup kapattı.

Burak adlı bineğe bindirip Beyt-ül Makdis’e götürdü. Resûl-i Ekrem Mescid-i Aksâ’da iki rek‘at namaz kıldı veya diğer peygamberlere imam olup kıldırdı. Dışarı çıktığında Cebrâil biri süt, diğeri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah süt dolu kabı seçince Cebrâil kendisine “fıtratı seçtin” dedi.

2-Miraç

İkinci bölüm Miraç’tır. Peygamber’in (sav) Mescid-i Aksa’dan yüce makamlara yükseltilmesi mucizesidir.

Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre, ikinci bölümü, Miraç,  şu şekilde cereyan etmiştir:

Cebrail Peygamberimizi Mescid-i Aksa’dan miraç (denilen bir asansör) ile dünya semasına yükseltti.

Semaların her birinde sırasıyla Âdem, Îsâ, Yûsuf, İdrîs, Hârûn ve Mûsâ  peygamberlerle görüştü; nihayet Beyt-ül Ma‘mûr’un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrâhim’le buluştu.

Sidretü’l Müntehâ denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu. Burası varlıklar aleminin yükselebileceği son makamdı.

Daha sonra Peygamber Efendimiz bu manevi yükselişe Refref denilen bir binit ile yalnız devam etti. Bu yolculuğun  sonunda Resulullah, “Allah’ın huzuruna yükseldi/çıktı”.

(Buhârî, “Ṣalât”, 1, “Tevḥîd”, 37, “Enbiyâʾ”, 5, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 7, “Menâḳıb”, 24, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 42; Müslim, “Îmân”, 259, 262-263, “Feżâʾil”, 164; değerlendirme için bk).

Necm suresinin ilk 18 ayetinde miraç’tan şöyle bahsedilir:

“1, 2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  1. O, nefis arzusu ile konuşmaz.
  2. (Size okuduğu) Kur´an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti.

O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

  1. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
  2. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
  3. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
  4. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
  5. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
  6. Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.
  7. Sidret-ül Müntehâ’nın yanında.
  8. Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
  9. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.
  10. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.(1)
  11. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.”

D-Resulullah (sav) Allah’ı gördü mü?

Hz. Peygamber’in mi‘racda Allah’ı görüp görmediği meselesi, onun sidretü’l-müntehâda “iki yay ucu aralığı kadar” (kābe kavseyn) Allah’a yaklaştığını ve O’nu gördüğünü bildiren âyetlere dayanır (en-Necm 53/7-14).

Bu âyetlerde söz konusu edilen yaklaşmanın kimlerin arasında meydana geldiği ve Resûl-i Ekrem’in kimi gördüğü hususu iki şekilde anlaşılmaktadır.

1-Sahâbeden Hz. Âişe, Abdullah b. Mes‘ûd, Ebû Zer el-Gıfârî, Ebû Hüreyre; tâbiînden Mücâhid b. Cebr, Hasan-ı Basrî, Katâde b. Diâme, Rebî‘ b. Enes ve müfessirlerin çoğu yaklaşma hadisesinin Hz. Peygamber ile Cebrâil arasında gerçekleştiğini kabul eder (Taberî, XXVII, 44-45; İbnü’l-Cevzî, VIII, 66).

2-Diğer görüş ise yaklaşmanın doğrudan Allah’la Resûl-i Ekrem arasında meydana geldiği şeklindedir. Enes b. Mâlik’ten Şerîk b. Abdullah yoluyla gelen mi‘raç rivayeti buna delil teşkil etmektedir (Buhârî, “Tevḥîd”, 37).

Rivayetlerde Sidret-ül Müntehâ’ya sadece peygamber ve meleklerin ulaşabildiği ve orayı geçmenin yalnız Resûlullah’a mahsus olduğu kaydedilir (Süyûtî, s. 76).

Ancak İslâm âlimleri, Allah ile Resulü arasında böyle bir yakınlaşmanın açıkça tecessüme (cisimleştirme) delâlet ettiğini ve ilgili metinlerin zaptı doğru olsa bile zâhirî mânalarıyla kabul edilemeyeceğini belirtmişlerdir.

Allah’ın Peygamber’e veya Peygamber’in Allah’a yaklaşması mekân ve mesafe kavramlarıyla değil Resûl-i Ekrem’in derece ve makamının yükselmesi, duasının kabulü ve çeşitli nimetlere mazhar kılınmasıyla açıklanmalıdır (Kādî İyâz, I, 205).

Bu yaklaşmanın mi‘rac gecesinde gerçekleşmesi ihtimaline bağlı olarak o gece Hz. Peygamber’in Allah’ı görüp görmediği konusunda da görüş ayrılığı meydana gelmiştir.

Rü’yeti kabul etmeyenlerin başında Hz. Âişe ve Abdullah b. Mes‘ûd gelmektedir.

Rivayete göre, Ebû Zer el-Gıfârî Resûlullah’a, “Rabbini gördün mü?” diye sormuş, Resûlullah da, “O bir nurdur, nasıl görebilirim?” demiştir (Müslim, “Îmân”, 291-292).

Hz. Âişe; Muhammed’in rabbini gördüğünü ileri süren kimsenin Allah’a iftira etmiş olacağını söylemiş, görmeyle ilgili âyetleri de (en-Necm 53/13-14; et-Tekvîr 81/23) Resûlullah’ın, “O görülen sadece Cibrîl idi” hadisiyle açıklamıştır (Buhârî, “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 7; Müslim, “Îmân”, 283, 287). Hz. Âişe, Allah’ın -bu âlemde- görülemeyeceğine delâlet eden iki âyeti de (el-En‘âm 6/103; eş-Şûrâ 42/51) delil olarak zikretmiştir.

Rü’yeti savunanlar görmenin şekli hususunda farklı yorumlar yapmışlardır. Bir kısmı Hz. Peygamber’in rabbini kalp gözüyle, bir kısmı da beden gözüyle gördüğünü ileri sürmüştür (Müslim, “Îmân”, 284, 285).

Bu konudaki ilâhî beyanların bağlamı ve onların ilk nâzil olan âyetler arasında bulunduğu hesaba katıldığında yaklaşma ve görmenin Cebrâil’in kendisi ve onun vahiy getirmesiyle ilgili olduğu anlaşılır.

Necm sûresi İsrâ sûresinden önce nâzil olduğuna, isrâ ve mi‘rac da aynı gecede meydana geldiğine göre yaklaşma ve görmeyi ilgilendiren âyetle mi‘rac olayı doğrudan bağlantılı değildir (Elmalılı, V, 3152).

Miraç’ın zirvesini, Resulullahın Allah’a yaklaşması veya görmesi  (rü’yet) şeklinde ifade etmek mümkün olmadığı görülmektedir.

Biz zaman ve mekandan münezzeh olarak “Allah’ın huzuruna yükseldi/çıktı” deyimini kullanmayı tercih ettik.

E-Miraçta Resulullah ile Allah (cc) konuşmaları

Peygamber Efendimiz miraçta Allah’ın huzuruna varınca dilinden şu kelimeler döküldü:

Ettehiyyâtü lillâhi vesselavâtü vettayyibât” (Bu bölüm Allahı selamlamadır).

Selam sana, dilimle, bedenimle, malımla yaptığım ibadetler hepsi senin içindir (Allahım) dedi.

Yüce Allah;

“Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühü” (Bu bölüm Peygamberimizi selamlamadır). 

(Dilinle yaptığın ibadetler karşılığında), Selam;

(Bedeninle yaptığın ibadetler karşılığında), Allah’ın rahmeti;

(Malınla yaptığın ibadetler karşılığında), Allah’ın bereketi; senin üzerine olsun ey Nebi, buyurdu.

Peygamber Efendimiz de;

“Esselâmü aleynâ ve alâ ıbâdillahis sâlihîn” (Bu bölüm kendimizi ve Allah’ın salih kullarını selamlamadır).

“Selam, bizim ve bütün Salih kullarının üzerine olsun” dedi.

Kürre-i arzdaki bütün melâike hep bir ağızdan;

“Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammed’en abdühü ve rasûlüh” dediler. (Bu bölüm İman tazelemedir.)

(Ebu Dâvûd, “Salât”, 182. I, 59, Buhârî, “Eân”, 148, 150; Müslim, “alât”, 55) 

F-Miraç mucizesinin  mesajları

1-Miraç mucizesi, Rasulullah’ın en üst mertebede, Allah ile iletişimi, bağlantısı veya Allah’ın huzuruna yükselişi/çıkışı olarak tecellisi, müminler içinde namaz İbadeti olarak değerlendirilmektedir.

Zira namaz miraç’ta farz kılınmıştır. Ayrıca Peygamber Efendimiz de “Namaz müminin miracıdır” buyurarak bunu ifade etmiştir.

Nitekim namazların ilk ve son oturuşlarında, (miraçta Resulullah ile Allah’ın karşılıklı konuşmaları olan) et-Tahiyyâtü okunmaktadır.

Esasen miraç’ın sırrı bu et-Tahiyyâtü ve bu gecede farz kılınan namaz ibadetinde gizlidir.

Peygamber Efendimiz, yeni müslüman olanlara, namazda okumak üzere, önce Fatiha’yı ve ikinci olarak da er-Tahiyyâtü’ yü öğretiyordu.

2-Hz Musa’nın miracında, Tûr-u Sinada  sosyal hayata yönelik on önemli mesaj (Emir) verilmişti.

Resûli Ekrem’e miracında sosyal hayata yönelik on iki mesaj (Emir) verilmiştir.

Bu mesajlar, İsra suresinin 23. ile 38. ayetleri arasında ifade edilmiştir:

1.Allah’tan başkasına kulluk etmeyin,

  1. Ana babaya iyi davranın,
  2. Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını verin,
  3. Cimri ve israfçı olmayın,
  4. Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin,
  5. Fuhuş ve zinaya yaklaşmayın,
  6. Cana kıymayın,
  7. Yetimin malına doğru olmayan bir surette yaklaşmayın,
  8. Ahdi yerine getirin (sözünüzde durun),
  9. Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin,
  10. Hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyin ardına düşmeyin,
  11. Yeryüzünde gurur ve kibirle yürümeyin. Büyüklük taslamayın. (İsrâ, 17/23-38)

G-Miraç Gecesini nasıl değerlendirelim

Miraç gecesini ihya etmek için bu  geceye mahsus bir ibadet yoktur.

Ancak şunu belirtebiliriz:

Bu gece miraç mucizesi gerçekleştiğinden, miracın anlamını, hakikatını ve mahiyetini anlamaya çalışmalıyız.

Namaz bu gecede farz kılındığı için, miracın mana derinliği içinde, kaza veya nafile namaz kılabiliriz.

Ayrıca miraçta Resulullah’a verilen sosyal hayata yönelik mesajlarını (oniki emir) gözden geçirerek, hayatımızın olmazsa olmazları yapabiliriz.

Miraç gecesinin, hakkımızda, devletimiz, milletimiz hakkında ve alem-i İslam hakkında hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederiz.

Kaynak:

T.D.V, İslam Ansiklopedisi, Miraç mad.

CEVAP VER