Allah’ın Seçtiği Elçiler: Peygamberler

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Resulüne salat, selam olsun. 

Allah’ın Seçtiği Elçiler: Peygamberler

A-Tanımlar

Peygamber; Farsça bir kelime olup “haber taşıyan ve elçi” anlamlarına gelir.

Dinî terim olarak, “Allah’ın kulları arasından seçtiği ve vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçi”ye Peygamber denir.

Resul ve Mürsel ;  Arapça’da, Peygamber kelimesinin karşılığı olarak, “gönderilmiş ve elçi” demek olan resul ve mürsel kelimesi kullanılır. Bu kelimelerin mastarı (kökeni) Risâlet’tir.

Terim olarak resul ve mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen Peygambere denilir. Çoğulları “rüsul” ve “mürselûn”dür.

Nebî; lügatte; haberci, ulak manasına gelir.

Terim olarak, Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, fakat yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilmeyip önceki bir Peygamberin kitap ve şeriatını ümmetine bildirmeye görevli olan Peygamberdir.  Çoğulu “enbiyâ”dır. Kelimenin mastarı (kökeni) Nübüvvet’tir.

Vahiy; sözlükte “gizli konuşma, gönderme, emir, işaret” gibi anlamlara gelir.

Terim olarak vahiy, Allah Teâlâ’nın dilediği şeyleri peygamberlerine, mahiyeti bizce tam bilinemeyen bir yolla bildirmesidir. Vahiy; bilinçli ve ilahi koruma altına alınmış bilgidir.

İlham; kalpte doğan, bilinç dışı, korunaksız bilgidir.

B-Peygamberlere iman

Peygamberlere iman, imanın altı esasından biridir. Peygamberlere iman demek; insanlara doğru yolu göstermek için Allah tarafından seçkin kimselerin gönderildiğine, bu kimselerin Allah’tan getirdiği bütün bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmak demektir.

Yüce Allah her müslümana, aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanmayı farz kılmıştır.

Her gece yatsı namazından sora okunan ve halkımız arasında “âmenerrasûlü” diye bilinen, Bakara sûresinin son ayetlerinde;

“Peygamber de kendisine Rabbi tarafından indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız…” (el-Bakara 2/285).

Bu sebeple peygamberlerin bir kısmına inanıp, diğerlerini tasdik etmemek küfür sayılmıştır.

 “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip bir kısmına iman ederiz, ama bir kısmına inanmayız diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu? İşte gerçekten kâfirler bunlardır…” (en-Nisâ 4/150-151).

C-Peygamberleri Allah seçer

Peygamberlik, çalışma, ibadet ve taatla elde edilemez. Allah, peygamberlik yükünü taşıyabilecekleri ve lâyık olanları bilir ve dilediğini peygamber olarak seçer:

“Bu, (peygamberlik) Allah’ın bir  lutfudur. Onu dilediğine verir…” (el-Cum‘a 62/4).

Bu seçimde mal, mülk, şan, şöhret ve makam etkili değildir.

D-Peygamberlik ve vahiy

Peygamberlik ve vahiy birbirinden ayrılmayan iki kavramdır. Allah’tan vahiy almayan peygamber düşünülemez. Yüce Allah, emir, yasak, hüküm ve haberlerini peygamberine vahyetmek suretiyle yarattığı insanlara dilediğini bildirir.

Vahiy, Allah’la elçisi arasında bir çeşit gizli ve süratli haberleşme, Allah’ın elçisinin kalbine indirdiği şey demektir.

Vahiy bir haldir, bir yaşayıştır. Nasıllığını ve niteliğini ancak onu yaşayan peygamber bilir. O, Allah’la peygamberi arasında bir sırdır.

Vahiy ile kalpte beliren bilgi demek olan ilham arasında fark vardır. Vahiy peygambere gelir, Allah tarafından korunur ve gözetim altında peygambere ulaşır.

Peygamber vahyi alırken bilinci yerindedir.

İlham ise korunmuş değildir, yanılma payı vardır ve bilinç dışı olarak Allah’ın sevgili kullarının kalbinde beliriverir.

E-Peygamberlerin görevleri

Kuran’a göre, Peygamberlerin iki asli görevleri vardır. Şöyle ki kendilerine vahy edilenleri;

1-Tebliğ/Bildirmek, Ulaştırmak

Dedi ki (ya Nuh): “İlim ancak Allah Katındadır. Ben size gönderildiğim şeyi tebliğ ediyorum; ancak sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.” (Araf, 7/62).

Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan  koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez. (Maide, 4/67)

2-Tebyin/Açıklamak, örnek olmak

“Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım adamları peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. (O peygamberler gibi) insanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve insanların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’ân’ı indirdik.” (Nahl 16/43-44).

Peygamberler,  kendilerine vahy edileni sadece tebliğle yetinmemişler, vahiy ve dinî esasları açıklamışlar, sonra ümmetlerine öğretmişler, onları eğitip kötülüklerden arındırmışlardır. Bu işleri yaparken davalarından tâviz vermemişler, bu uğurda pek çok eza ve sıkıntıya göğüs germişlerdir.

F-Peygamberler ilah değildir

Her konuda olduğu gibi peygamberlik konusunda da orta yolu gözeten İslâm, onları ilâh mertebesine çıkartmamış, Allah’ın elçisi ve kulu saymıştır.

Biz peygamberlerin vahiyle şereflendirilmiş ve diğer insanlarda bulunmayan niteliklere sahip, seçkin kişiler olduklarını kabul ederiz.

Fakat onların hiçbirisinde Tanrılık/İlahlık özelliği olmadığına, Allah’ın müsaadesi dışında fayda sağlama ve zararı giderme güçlerinin bulunmadığına, Allah’ın bildirdikleri dışında gaybı bilmediklerine inanırız (bk. el-Mâide 5/72-73, 75; el-A‘râf 7/188; et- Tevbe 9/30).

G-Kur’an’da adı geçen peygamberler 

İlk peygamber Hz. Âdem’den, son peygamber Hz. Muhammed’e kadar pek çok peygamber gelip geçmiştir. Bunlardan bir kısmının adı Kur’anda zikredilmiştir.

Kur’an’da adı geçen peygamberler şunlardır: Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâ- lih, Lût, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya‘kub, Yûsuf, Şuayb, Hârûn, Mûsâ, Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesa‘, Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ, Muhammed (salavâtullahi aleyhim ecmaın).

Bunlardan başka Kur’an’da üç isim daha zikredilmiştir. Fakat onların peygamber mi, velî mi oldukları konusunda fikir ayrılığı vardır. Bunlar, Üzeyir, Lokmân ve Zülkarneyn’dir.

Kur’an’da da belirtildiği gibi yüce Allah, asırlar boyunca peygamberler göndermiş, insanları onlar aracılığıyla gerçeği benimseyip yaşamaya çağırmıştır. Kendilerine peygamber gelmemiş hiçbir topluluk ve ümmet bulunmadığı Kur’an’da şöyle dile getirilmektedir;

“(Geçmiş) her ümmet içinde mutlaka bir uyarıcı peygamber bulunagelmiştir” (el-Fâtır 35/24). 

“Allah’a andolsun ki, biz senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermişizdir…” (en- Nahl 16/63; ayrıca bk. Yûnus 10/47).

H-Peygamberlerin özellikleri

Her peygamberde insan olmanın  ötesinde birtakım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur. Bunlara vâcip sıfatlar denir. Bu sıfatlar şunlardır:

1-Sıdk. “Doğru olmak” demektir.

Her peygamber doğru sözlü ve dürüst bir insandır. Onlar asla yalan söylemezler. Bütün peygamberler, peygamberlikten önce de sonra da yalan söylememişlerdir.

2-Emanet. “Güvenilir olmak” demektir.

Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir kişilerdir. Emanete asla hainlik etmezler.

3-İsmet. ”Günah işlememek, günahtan korunmuş olmak” demektir.

Peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günahı işlemedikleri gibi özellikle peygamberlikten sonra kasten günah işlememişlerdir.

4-Fetânet. “Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmaları” demektir.

Bunun zıddı olan ahmaklık peygamberlikle bağdaşmaz. Peygamberler zeki ve akıllı olmasalardı hitap ettikleri kişileri ikna edemezler, toplumsal dönüşümü sağlayamazlardı.

5-Tebliğ. “Peygamberlerin Allah’tan aldıkları buyrukları ümmetlerine eksiksiz iletmeleri” demektir.

Tebliğin karşıtı olan gizlemek (kitmân) peygamberler hakkında düşünülemez.

Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allah’ın elçiliğini tebliğ etmemiş olursun” (el-Mâide 5/67) meâlindeki âyet, bu sıfattan söz etmektedir.

I-Peygamberlerin sonuncusu Hz Muhammed’dir (s.a.v)

Kur’ân-ı Kerîm’de de bildirildiği gibi, peygamberlik Hz. Muhammed ile son bulmuştur.

Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur…” (el-Ahzâb 33/40).

Artık ondan sonra peygamber gelmeyecektir. Onun getirdiği mesaj (Kur’an) da kıyamete kadar sürecektir.

Hz. Muhammed’den sonra yeni bir peygamber geleceği, onun da yeni bir kitap getireceği konusunda ortaya atılan iddialar, Kur’an’ın bu apaçık hükmünü, Hz. Muhammed’in “hâtemü’n- nebiyyîn” (peygamberlerin sonuncusu) olduğu inancını inkârdan başka bir şey değildir.

İ-Peygamberlerin dereceleri

İslâm inancına göre bütün peygamberler, peygamber olmak açısından eşittirler. Allah, her müslümana aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanmayı farz kılmıştır.

Hal böyle olmakla birlikte, onların peygamberliklerini tasdik ettikten sonra aralarında derece farklılığının bulunabileceği de kabul edilir. Bu konuda Kur’an’da şöyle buyrulur:

İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derecelerle yükseltmiştir…” (el-Bakara 2/253).

J-Velînin peygamberden üstün olduğu iddası batıl bir inançtır.

Bazı sözde mutasavvıflar Kehf sûresinde (9-22) anlatılan Hz Mûsâ-Hızır (a.s.) kıssasını ileri sürerek velînin nebîden üstün olduğunu iddia etmişlerdir.

Onlara göre velîler doğrudan, nebîler Cebrail vasıtayla Allah’tan bilgi alır demişlerdir.

Bu bâtıl bir inançtır. Zira velîlik peygamberlik meşalesinden sadece bir pırıltıdır. Hiçbir zaman bir velî bir nebî derecesinde olamaz.

Veli’ye gelen sadece (kalpte doğan, bilinç dışı, korunaksız bilgi) ilhamdır.

Nebiye gelen ilhamdan başka, bir de vahiy (Bilinçli ve ilahi koruma altına alınmış bilgi) vardır.

Her nebî aynı zamanda velîdir. Onda hem velîlik, hem peygamberlik birleştiğinden velîlerden üstündür.

Vesselam.

Kaynak:

D.İ.B, Hadislerle İslam I, Peygamberlere İman  / Allah’ın Elçilerini tasdik, s, 563.

T.D.V, İslam Ansiklopedisi, PEYGAMBER mad.

D.İ.B, İslam İlmihali 1, s, 106-117.

CEVAP VER