Emrullah Bayrak yazdı: YSK Türkiye’yi ipten alabilir!..

1

Tarihler 14 Mart 2008’i gösteriyordu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, “Laikliğe aykırı fiillerin odağı” haline geldiği iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Türkiye, yeni bir dehlizin içine yuvarlanmıştı. Dünyanın gözü Türkiye’nin üzerindeydi. Acaba Anayasa Mahkemesi iktidardaki AK Parti’nin kapatılmasına karar verecek miydi?

Kapatma kararı çıkarsa Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda nasıl gelişmeler olacaktı?

Akıllarda cevabı bulunamayan binlerce soru..

Tüm gözler Anayasa Mahkemesi’ndeydi. Günlerce konuşuldu, tartışıldı ancak bir yol bulunamadı. Sonunda Yüksek Mahkeme kararını açıkladı. Belki de çoğunluğun “kesin kapatılacak” dendiği bir davada, Anayasa Mahkemesi 1 oy farkla Türkiye’yi adeta ipten almıştı.

AK Parti kapatma davasında, 6’ya karşı 5 oyla kapatma istemi reddedildi. AK Parti, Hazine yardımlarının yarısından mahrum bırakıldı. O 1 oy ise Anayasa Mahkemesi’nin eski Başkanı Haşim Kılıç’a aitti. Bu karar ile Türkiye, demokrasi adına derin bir nefes almıştı.

Bu olay üzerinden tam 11 yıl geçti ve Türkiye yeni bir demokrasi kriziyle karşı karşıya…

31 Mart’ta yapılan yerel seçimler sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını çok az bir farkla CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu kazandı.

İşte ne olduysa şiddetli fırtına bundan sonra esmeye başladı.

AK Parti Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) itiraz hakkını kullandı.

Bu elbette en doğal Anayasal haklarıydı.

Fakat bu itiraz, itirazlıktan çıkıp başka bir boyuta büründü.

Darbe mi dersiniz, organize suç mu dersiniz; akla, hayale gelmedik komplo teorileri üretilmeye başlandı.

Demokrasinin vazgeçilmesi sandık dışında her şey konuşuluyor. Dünyanın gözü, kulağı bir kez daha Türkiye’de.

AK Parti, YSK’dan, İstanbul seçimlerinin iptal edilip tekrar yapılmasını talep etti.

Şimdi tüm gözler YSK’da..

11 yıl önce AK Parti’nin kapatılma davasında yaşanan krizin bir başka versiyonu şimdi yaşanıyor. O vakitler, herkesin gözü, kulağı Anayasa Mahkemesi’nden gelecek haberdeydi.

Şimdi YSK’da.

11 yıl önce Anayasa Mahkemesi, demokrasiden yana tavır koyarak iktidar partisinin kapatılmasını önledi. Bugün bu büyük görev YSK’da.

Sandığa olan güvenin yok olmaması, demokrasinin vazgeçilmesi seçimlerin kaybolmaması için YSK’nın da İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasına müsaade etmemesi gerekiyor.

Aksi bir durumun hem ülke demokrasisine hem de ekonomiye vereceği zararı inanın kimse tahmin bile edemez.

Nasıl 11 yıl önce ülkenin kaderi Anayasa Mahkemesi’nde değiştiyse, bugün de bu kader YSK’nın ellerindedir.

Gelin demokrasiden, hukuktan, adaletten, haktan yana bir tavır koyalım ve ülkeyi daha fazla yormayalım.

Şimdi can çekişen demokrasimize 1 iyilik zamanı.

1 YORUM

  1. “Sandığa olan güvenin yok olmaması, demokrasinin vazgeçilmesi seçimlerin kaybolmaması için YSK’nın da İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasına müsaade etmemesi gerekiyor.”
    Evet, hile de yapmış olsa, şike de olsa, sisteme girerken rakamları alt üst te etmiş olsa, organize bir usulsüzlük de yapmış olsa demokratik seçimlerimiz için, sandığa olan güvenimiz için CHP:))

CEVAP VER