Reform paketi açıklandı, kime açıklandı orayı söylemediler?

5

Seçimden önce duyurulan “Ekonomik Reform Paketi” dün açıklandı. Herkes şapkadan tavşan çıkacağını sanıyordu. Öyle bir şey olmadı. Haziran seçimlerinden sonra söylenenlerle hemen hemen aynı şeyler söylendi. Aynı türkü farklı enstrümanlarla çalındı ve “Bakın yeni bir şey bu” denildi. Dinledik, güldük, eğlendik…

Neler vardı bu reform paketinde? Dedik, yeni bir şey yok ama eklenen ve üstün körü geçinilen bazı maddeler vardı ki bunlar çok ama çok acı sonuçlar doğurabilir.

Hazine ve Maliye Bakanı; “Vergiyi tabana yayacağız” derken neyi kastetmiş, ne demek istemiş olabilir? Dediği şey ile kastettiği şey kesinlikle aynı değildi. Bunu anlamak için “Ekonomi Uzmanı” olmanıza gerek yok. Ben “Vergiyi tabana yayacağız”dan şunu anladım: “Zenginlerden, emeği paraya dönüştürüp zenginliğini artıranlardan ve gelir düzeyi ülkenin çok çok üstünde olanlardan değil, topladığımız vergiyi -tabanda- bulunan sınıflara kadar daha detaylı ulaştırıp, daha da -yaygın- bir sistemle daha acımasız olacağız…”

Benim anladığıma itiraz edip, doğruyu açıklayabilen olursa inanın çok mutlu olurum.

“Yeniden yapılandırma ve fonlara devir”den bahsedildi. “Özel Tertip Devlet İçi Borçlanma Senetleri”nin bankalara verilmesinden çıkardığım sonuç da şudur: “Okullardan, hastanelerden, halkın ihtiyaç ve zaruri parametrelerinden kesilen paralar, özel sektörün, batmış, batakçı sermayelerini kurtarmak için atılmış bir adım…” Enerji ve İnşaat sektörünün bilançolarının temizlenmesi için “Enerji Girişim Sermaye Fonu ve Gayrimenkul Fonu” kurulmasının gündemde olmasının başka nasıl bir izahatı olabilir ki? Enerji Sektöründe “batmış” krediler; 6,4 Milyar TL… İnşaat sektöründeki “batmış” krediler ise; 19,2 TL… Nereden, nasıl ve en önemlisi neden bizim damlayan terlerimizle oluşan devlet ödüyor bu batık kredileri? O patronlar çektikleri ve batırdıkları kredileri senle, benle, ailemle, üst komşumla yemedi peki niye bizden koparılıyor? Kim nerede nasıl günaha girdiyse, tövbesini o düşünsün!

“Bireysel Emeklilik Sistemi”nin yeniden yapılandırılması söylendi. Şimdi, bu şuna benziyor. Bir cadde üzerine bir market açarsınız. Açtığınız market batar, iflas eder. Aradan belli bir süre sonra şöyle dersiniz: “Market işletme sisteminde yapılandırmalara gideceğiz.” Tekrar market açarsınız. Yahu, önceki batmış. Olmamış. Yürümemiş. Neyi zorluyorsun? Belli işte o cadde üzerinde onlarca market varken senin marketin iş yapmayacak! Bunu anlamak için ekonomi masterı yapmaya gerek yok ki. Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) daha önce kocaman başarısızlıklara imza atılmışken neyi anlamıyorsunuz da bu konuda “yapılandırmadan” bahsediyorsunuz? Ha eğer amaç; çalışanlar için ‘Sosyal Güvenliğin’ ortadan kalıdırılmasına bağlı olarak oluşturulmuş “İşsizlik Fonları”nın patronlara akıtılmasıysa bize bunu baştan söyleyin.

Sanırım dünkü “Müsamere”de en ciddi ve can alıcı yer; “Kıdem Tazminatları Hakkındaki Reform”du… Şöyle dedi Sayın Bakan: “Kıdem Tazminatı Reformunu da hayata geçireceğiz. Tüm paydaşlarımızın katılımı ile, tıpkı çalışanlardan olduğu gibi işverenden de yapılacak kesintiler BES ile entegre Kıdem Tazminatı Fonu’nda toplanacak.” Biraz karışık geldi değil mi? Dedik ya; “Müsamere” diye, o yüzden anlamadınız. Ben size şöyle izah edeyim: Patronlardan da kesilecek olan cüzi miktarlarla bir fon oluşturulacak. Ve çalışanın iş hakları tek taraflı fesh edildiğinde patronun ödemekle mükellef olduğu “Kıdem Tazminatı” bu fondan karşılanacak. Yani neymiş; patronun çalışanın iş haklarını tek taraflı fesh ederek, elinden almaktan çekindiği, önündeki tek engel olan “Kıdem Tazminatı” da ortadan kalkacak. Artık patronlar gözlerinin üstünde kaşları olduğunu görüp, tespit edip, beğenmedikleri işçi – emekçi ve çalışanlarını “kıdem tazminatı” ödemeksizin kovabilecek.

Reform Paketinde “yeni olan maddeler” ana hatlarıyla böyleydi. Diğer söylenenler, TV’lerde gördüklerimiz bir piyes lezzetine dönüşmüş şovdu. Yukarı da dediğim gibi, güldük, eğlendik.

Fakat ben bu maddelerin hiçbirinde “Ülke Ekonomik Kalkınma Reformu” içeren ya da sonuçlarının bizleri buna götüreceğini düşğndüren adımlar görmedim. Patronlara yapılmış bolca güzellik vardı burada. İşçi sınıfının, çalışanın, emekçinin, hatta yerel, orta sınıf burjuvanın bile işine yarayacak, kalkındıracak tek bir akla yatkın çözüm yok.

Bu pakete en çok sevinenin TÜSİAD olması da aslında bir nebze bunu göstermez mi bize? Alkışlarken kendilerinden geçiyorlardı dün. Bir an ayağa kalkıp tezahürat başlayacak diye beklemedim dersem yalan olur. Zonguldak’daki madenci, Karadeniz’deki fındık, Adana’daki pamuk işçisi, kamu memuru, özel sektör çalışanı hatta her türden işçi sınıfını ilgilendiren ya da onun kazanmasına, refahına doğru yol açan tek bir çözüm sunulmadı. Sunulan çözümler ise yukarıda… “Kıdem Tazminatı Reformu” , “BES sistemi” , “Batmış kredilerin ödenmesi” , “verginin tabana, daha da tabana, hatta toprak altındaki ölülere kadar yaygınlaştırılması”…

Hep diyorum; “İnsanoğluna yapılabilecek en büyük hakaret, onun zekâsına yapılandır” diye. Ama dün alkışlar atılırken TV’lerde, nedense bu söylediğimi kendim söylüyor, kendim dinliyor gibiydim… Ziyanı yok. Elbet bir gün birileri duyacak, dinleyecek ve hak verecektir.

5 YORUMLAR

  1. Benden yaşça küçük olduğunuz resminizden belli Serkan Yıldız.Daha öncede yazılarınızı bir çokkez gördüm,okudum.Bazılarını beğendim.Bazılarını beğenmedim.Yazılarınızın birinin altında sizin komünizim propagandası yaptığınıza yönelik ağır bir eleştiri vardı.Sizde görmüş ve gülmüş geçmişsinizdir.Bu yazınızdada aynı şeyler denilecektir.Ama siz aldırmayın.İşçiden,açlıktan,emekten bahsedince herkes herkese komünist der ama iş onları almaya gelince herkez birden dönüverir.birbiriyle dövüşür.emeğinze ve kaleminize sağlık.başarılarınızın devamını dilerim.E.RASİM YILDIRIM

  2. Berat Albayrak ekonomi ve maliyenin bakanı oldukça daima daha kötüye gideriz. Liyakatın ölçü kabul edildiği bir atama değildir kanaatimce.Burda Berat Albayrağı savunacak değilim ama gördüğüm o ki yazarımız bazı konuları dile getirirken çarpıtma gayreti içerisine girmiş; örneğin kıdem tazminatı fonu konusu. Hükümet tam ayrıntılarını paylaşmadı lakin anlaşılan o dur ki; işveren her işçi için her ay o fona belli bir miktar ödeyecek ve o fonda biriken meblağ bes ile entegre bir biçimde kullanılabilecek.. Yani yanlış yorumluyor da olabilirim ama anlaşılan bu; işveren kıdem tazminatını işten çıkarmadan ödemiş olacak.
    Batık kredileri bizim ödememiz konusuna gelince; sayın yazarın market örneğinde olduğu gibi; kredi alıp market açan, beklediği karı elde edemeyip almış olduğu krediyi de ödeyemeyen,sonra market işletim sisteminde reform yapıp kar edeceğini ileri sürerek tekrar kredi isteyenlere kredi verilmiycek, tersine zararın neresinden dönersek kar anlayışıyla o alacağını nakde çevirmenin yolları aranacak.
    Kamu bankalarına kaynak sağlanmaya çalışılacak ki hem girişimcilere kredi kullandırabilsin hem de güçlü bir görünümleri olsun zira bir ülkeye benim bildiğim asıl kriz bankaları çöktğünde gelir. Yani ekonomik kriz nedir paranın değer ve miktar olarak azalmasıdır. Paranın en çok olduğu kurum neresidir bankalar, bankalarda para azalmış ya da bankalar batmışsa o ülke bitmiş demektir, demekki ekonomik krizin derinleşmemesi için ilk yapılacak işlerden biri bankaları güçlendirmektir.
    Berat Albayrağın açıklamaları yanlış değil eksik ve alelacele yapılmış ya da kapasitesi bu kadardır bilemeyiz. Ama başarılı olabilirse memlekete katkı sağlayacak planlamalardır. Sorun söylediklerini yapabileceğine dair kamuoyunda ve ekonomi çevrelerinde oluşan güven zaafiyetidir.
    Siyasi düşüncemiz doğruları görmemize engel oluyorsa, o artık düşünce kalıbından çıkmış ihtiras haline gelmiştir. Dimağımızda gölgelik oluşturmaya başlamışsa algılarımızda da bozulma başlar.
    Yazarımıza aynen katılıyorum; “İnsanoğluna yapılabilecek en büyük hakaret, onun zekâsına yapılandır”.

  3. sevgili oğlum…Bir işcinin çocuğu ve benim oğlum olduğun için seninle gurur duyuyorum.Alın terine saygının ne demek olduğunu en iyi sen bilirsin..Vardiyalı işte çalışan ve mağdurları yaşayan bir işçi çocuğu olarak bunu en iyi sen ifade edebilirsin.Toplu sözleşme yapılacak babam ne kadar zam alacak beklentisine ancak sen ifade edebilirdin.İŞ yerinde grev ,Direniş yapılacağı zaman Akşam babam eve gelebilecek mi? kaygısını ancak sen ifade edebilirsin..Çevren yazar çizer tayfası ve entelektüeller ne derlerse desinler..Sen hayatın özüne ve yaşanmışlıklara dile getirmenden bir kez daha mutlu olduğumu bildirir gözlerinden öperim..Canım Oğlum

  4. Yazdıklarınızın beğenerek takip ediyoruz.Yurt dışı stratejik tespitleriniz ayrı ama ülke gündemiyle ilgili yazmış olduğunuz mizahi yazılarınızı daha beğenerek okuyoruz.

CEVAP VER