Cumhur Zero Point, Millet Twelve Point: Yeni Türkiye’ye Eski Türkiye’den Eurovisionlu Dersler

1

Eski Türkiye’nin en sevdiği eğlence senenin bir gününü ayırdığı Eurovision Yarışması idi. Bütün Türkiye soluğunu tutar yarışmaya kilitlenirdi. İlk defa Semiha Yankı “Seninle Bir Dakika” isimli şarkı ile katılmıştı. Ben çok severim bu şarkıyı. Ama Avrupalı dinleyici sözlerini de anlamadığı bu “balada” sanırım Lüxemburg’dan gelen 1 puandan fazlasını alamamıştı şarkısı. Daha sonra bir çok defa 0 Puan ile dönülmüş, bu makus ortamda yarışmada dereceye girilmese de alınan puanlar sevinç kaynağı olmuştu.

Hemen her zaman Yunanistan Kıbrıs’a oy vermişti, Kıbrıs da Yunanistan’a. 1991’de Berlin duvarı yıkılıp komünizm çöktüğünde bizim de sevgili ülkelerimiz ortaya çıkmıştı. Yugoslavya’nın dağılması da benzer bir sonuç vermişti.

Dünya hızla değişmekteydi. Avrupa 1970’lerin ortasında tanıştığımız Avrupa olmaktan çıkıyordu. Bütün bu uzun yıllar boyunca aralıksız tüm Erurovision yarışmalarında aynı şikayette bulundu Türk halkı. Avrupa bizi istemiyordu. Bizi sevmiyordu. Bize oy vermiyordu. Onlar sadece birbirlerine oy verirdi. Biz Müslümandık ve bizi sevmedikleri için oy vermelerini de beklememeliydik.

Yıllar su gibi aktı 2003 yılına gelindiğinde yıllardır bizi sevmeyen Avrupa’nın hem de en ücra köşesinden Estonya’dan birincilik geldi. Türkiye Eurovision’da yıllar boyunca hissettiği dışlanma duygusunu aşarak zaferle döndü.

17 yıldır iktidarda olmasına ve Türkiye’yi Eurovision’a artık sokmamasına karşın Eurovision yarışmalarını en çok seyretmiş partinin AKP olduğunu MHP’nin de ondan aşağı kalmadığını düşünüyorum.

Türkiye’nin Eurovision’u 1 kez de olsun kazanması yıllar boyunca Avrupa bizi sevmiyor, bize oy vermiyor propagandasının alaşağı edilmesi idi.
AKP’nin 17 yıllık genel 25 yıllık yerel iktidarına baktığımızda 2019 seçimlerine gösterdiği reaksiyon Türkiye halkının 1970’lerdeki ruh halinden farksız.

Dış güçlere dair bitmez tükenmez bir söylem derinliği ile bizleri ülkeyi karıştıran yabancı ellerin varlığına ikna etmeye çalışan AKP, 2019 seçimlerini de bu defa iç güçlerin farklı kollarının elinde perişan olduk şeklinde servis ediyor.

AKP 17 yıl üst üste Eurovision kazandı. Bir defa geriye düştüğünde (ki bir hesaba göre de seçimi kazanmış yani seçmenden Türkiye’de en çok oy almış olduğu halde) benim hakkım yendi diye feveran ediyor, veryansını ateşliyor.

Yazık ki AKP eski Türkiye’nin başta TRT olmak üzere genel kabul görmüş bir kamu yayın kuruluşunu ve onunla beraber adını uzun yıllar boyunca toplumsal orta yola yazdırmış Milliyet, Hürriyet, Sabah, Habertürk hatta Akşam, Takvim, Güneş (bakmayın bunların şu anki haline, Çukurova grubunun dahi patronu Karamehmet her birini farklı beğenilere hitap eden kârlı birer marka haline sokmuştu zamanında) gibi medya markalarını posaları çıkıncaya kadar üzerine basarak bu hamlesine kurban etti.

Tabii ki onca basın yatırımı, kredilerle ele geçirilen markalar, böyle zamanlar içindi. AKP’nin kurmak istediği sınırsız iktidarın kuvvetler ayrılığını hiçe sayan yapısında 4. kuvvet olan basının da kuvvet birliğine dahli elzemdi.

Hukukun kaidelerini yok sayan AKP’nin uygulamalarını Eurovision’dan örneklersek rahmetli Çetin Alp’in belki de tüm zamanların en kötü şarkısı ile katılıp 0 puan aldığı 1983 yarışmasında kendinden başka katılan tüm yarışmacıların diskalifiye edilip şampiyon ilan edilmesini beklediğini söylemek lazım.

%70 ile seçimi kazanan adaya önce seçime iştirak için uygunluk verip, seçim bittikten sonra aynı YSK tarafından “pardon, sen bu seçimi kazandın ama seçilme hakkın yok” denmesinin muadili tam da bu olur.

Seçim gecesi İstanbul oylarını durdurmak Eurovision’da sonuç tablosunun yayınlandığı ışıklı ekranı karartmaktan farksızdı aslında.
Hele ki sayılmış ve sayıldığı tutanakla tescil edilmiş sandıkları tekrar tekrar saymaya yeltenmek de yine aynı tabloya yansıyan rakamları gizlemeye çalışmaktan başka bir anlam taşımıyor.

İnsan bu kafa ile Eurovision yarışması düzenlense, başkentlerden gelen neticeleri beğenmeyen AKP TRT’sinin “Sizin sonucu iyi duyamadık. Sonucu almaya bir elemanımızı Paris’e yollayacağız. O gelene kadar neticeyi açıklayamayız” diyeceğini düşünüyor.

AKP ülkenin tüm kurum ve kuruluşları üzerinde kurduğu baskı ile halk iradesinin tecellisine dair ciddi bir bariyer oluşturdu.
Bu bariyeri eşit ve adaletli hiçbir yarışmada kuralları oyun oynanırken değiştirmeye cüret ederek yapamazsınız.
En basit çocuk oyununun da, Eurovision’un da kuralları vardır.
Seçimlerin de vardır.

Yıllardır kazandığınız; daha 9 ay önce kazandığınız gerçeğine dahi saygısızlık anlamına gelen bu tavrın demokrasi ile değil, demokrasiye sırtınızı dönmekle alakalı olduğunu anlamak zorundasınız.

Bu ülke 2002’de Dünya Kupasını 3. bitirebilmiş, 2003’te Eurovision’u kazanmış ise 2019’a kadar siz bütün seçimleri kazandı iseniz 2019 seçimlerine de saygı göstermeye mecbursunuz.

Hatalarınızla yüzleşecek, gerekirse kanun dairesinde hesap da vereceksiniz.
Bundan fazlası tabii ki olmayacak.
Kimse bu ülkede demokrasiden başka bir çıkış kapısını çalmayacak, kimse demokrasiden başka bir yol haritası çizmeyecek.

AKP’nin bu ülkeye dinletmek istediği şarkıya insanlar puan vermiyorsa, sesini sonuna kadar da açsanız alacağınız puan Zero (0) olacaktır.
Twelve (12) puan alırken inandınız, 0’a da inanacaksınız.

Ne diyordu Sertab Erener 2003’te ülkemize zafer kazandırdığı şarkıda :
“Farklı bir hedefe ilerlediğini hissediyorum
Başka bir yöne doğru gidiyorsun”

AKP ağır bir şekilde bunu yapıyor ve çözüm yine Sertab’ın sözlerinde:
“Yapabileceğim her şekilde
Tekrar beni sevmeni sağlamaya çalışacağım”
AKP tekrar kazanmak istiyorsa bu şarkıyı bol bol dinlesin, Ve Eurovision’dan birazcık yarışma ruhu öğrensin.

1 YORUM

  1. Bütün farklı seslere ve renklere kulağını ve gözünü kapatmış sadece tek sese odaklanıp mahkum olmuş bir oluşum iflah etmez.
    Üstad necip fazılın değişiyle çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden.
    Yazık olan 25 yılda bambaşka ufuklara yelken açacak bir ülke iktidar hırsı enaniyet açgözlülük tamahkarlıkla derin bir krizin eşiğinde.
    En traji komik tarafıda sorumluların asla ve asla hatayı kendinde bulmamaları.
    Varsa yoksa dış güçler varsa yoksa iç güçler.
    Sanki tv deki işler gücler dizisini yeni versiyonu bütün ülke olarak izler gibiyiz.

CEVAP VER