Fitne

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Endülüs ve İslam Felsefesi’ne bir ara daha verelim. ‘Hep felsefe, hep felsefe’ diyenler oluyor. ‘Dini konulardan da bahsetmek lazım’ diyenler oluyor. Sanki din-dünya ayrımı varmış gibi, sanki İslam-hayat ayrımı varmış gibi.

İşin aslına bakarsak İslam-hayat ayrımı yok. Aslında işiN aslına, orijinaline bakacak olursak birçok şey yok da, hadi neyse.

Dinden bahsedelim derken fitne de nereden çıktı, öyle değil mi? Doğru, haklısınız. O kadar anlatılacak konu varken, neden fitne?

Fitneyi bilmezsek, fitne diye diye ortalığı karıştıranları da bilemeyiz. Fitne, kocaman bir gayya kuyusu. İçine ne atsanız alıyor ve hiç dolmuyor.

…….

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

…….

Fitne kelime olarak şu anlamlara gelir: Azgınlık, sapıklık, günah, rüsvalık, ayrılık, birisini azdırmak, delilik, iç ihtilaf ve kargaşa, kavga, kalbin bir şeyi fazlaca beğenip, ona meyletmesi, hoşuna gitmesi, bela, azap vb.

Ayet ve hadislerde geçen yerlere bunları koyduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz. ‘Evlatlarınız fitnedir’ hadisindeki anlamı ‘imtihan’.

İnsanlar arasında vukua gelen ihtilaf, ihtilâl, eşkiyalık ve kavgaya da fitne adı veriliyor.

Kuran’da 12 farklı anlama gelecek şekilde 60 yerde geçmektedir. Ben ayetleri verecek değilim, sizler için önemli ise, araştırırsınız, okursunuz ve üzerine tefekkür edersiniz.

Fitne eskiden de vardı, bugün de var. Eskiden de fitne tellallığı yapanlar vardı, bugün de var.

Günümüzde etrafımıza baktığımızda o kadar ilginç, açıklanması zor olaylara şahit oluyoruz ki. Çoğu Müslümanın hemen aklına şu geliyor: ‘Ah, ahir zaman işte’.

Sevgili gençler, ahir zaman Farsça’dan dilimize geçmiştir. Ve ‘son zaman’ anlamındadır. Yani Kıyamet’ten önceki son zaman.

Evvel zaman da olsa, ahir zaman da olsa fitne hep var.

Fitnenin ne olduğunu ileriki yazılarda tekrar ele alabiliriz tabii. Fitnenin ne olduğundan önce, fitnenin oluşması ve oluşma şartları beni çok ilgilendiriyor.

Fitne genel anlamda kötülük, kargaşa, ayrılık ve ihtilaf anlamlarında kullanılıyor. Mesela İslam Tarihi’ndeki ilk fitne Cemel ve Sıffin savaşları olarak geçer. Özellikle savaş diyorum ki, Vakıa diye işi hafifletmeye çalışanlar sınırlarını bilsinler.

İlk Halifelerin suikastle öldürülmeleri fitne olaylarının diğerleridir.

Fitne gökten zembille inmiyor.

Fitne başka milletten ve dinden olanların Müslümanların arasına bırakmasıyla oluşmuyor.
Kolaycılık yaparak hep başkalarını suçlamak adet olduğu için,fitne hep başkalarına ihale ediliyor. Yok efendim haçlı oyunu, yok efendim Yahudilerin işi, yok efendim şu, yok efendim bu.

Fitne dediğimiz kötülük Müslümanların kendilerinden kaynaklanan bir eksiklik, bir hata.

İlk dönemlerde yaşanan olaylara baktığımızda bunu görüyoruz, tarih sahnesinde yaşanan olaylarda aynısını görüyoruz ve hatta günümüze baktığımızda da aynı resme şahit oluyoruz.

Fitne, Müslümanların İslam’ı ve hayatı algılamadaki eksikliklerinden oluşuyor.

Müslüman olduklarını haykırıp, okumamaları, İslam’ın edebiyatını yapıp Kuran’dan ve İslam Tarihi’nden bihaber olmaları, aklı kullanma ve tefekkür ayetlerde yüzlerce defa emredildiği halde, Müslümanların akıllarını kiraya vermeleri, cahilliklerine rağmen hala daha çok biliyormuş gibi davranmaları, zihinlerin boş olması sebebiyle çok ses çıkarmaları ve ayrıca ağzı laf yapanların peşine düşüp kendi hayatlarını hiçe saymaları…

Bütün bunlardan sonra fitne diye diye suçu başka dinlerdeki ve milletteki insanlara atmaları da Müslümanları daha da gülünç duruma sokmakta.

Bakın en aktüel olaylara.

Sudan’da yaşananlara,

Ortadoğu’daki yaşanan terör ve insanlık dışı olaylara,

Libya’da patlak veren gelişmelere,

Daha sayamadığımız birçok olaya bakın. En elzem olan soruları bile yöneltemeyen Müslümanlar dünyayı yönetmeye talip oluyorlar. Bakın Saadet Partisi’ndeki haciz olayına, bakın seçimlerin sonuçlanmasının hala daha netlik kazanamamış olmasına.

Ellerinde en son gelen vahiy olan Kuran olduğu halde Müslümanlar bu kadar şaşkınlık içindelerse, bir de Kuran olmasa ne halde olurlardı, varın siz düşünün.  

Fitne’yi algılamak ve anlamakla ilgili sorunlar var. Fitne olduğunda nasıl davranılması gerektiğine gelemiyoruz bile.

Popülist söylemler, dini menfaatlere alet etme ve bunları çok güzel dille topluma sunma olduğunda, kimi isterseniz düşman gösterebilirsiniz. Çünkü düşünen, akıl yürüten, tefekkür eden insanlar/Müslümanlar yok. Fitne olup Müslümanlar birbirlerine düştüğünde de ah-vah çekmenin alemi de yok.

Fitne ile ilgili sayısız yorumlar yapan Müslümanlara sorun bakalım, kitabi-bilimsel olarak bu konuyu araştırmışlar mı?

İlk fitne olayları ve sonrasında yaşanan olayları not edip, ayetleri inceleyerek konuyu tahlil etmişler mi?

Fitne oldu ve olacak. Çünkü fitne cahilliğin hüküm sürdüğü toplumlarda filizlenir. Müslümanlar cahil olduğu sürece çok fitneler olur. Suçu başkalarına atmaya gerek yok, cahillik arşa çıkmış, Müslümanların haberi yok…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Merhaba sayın yazar,
    Konuyu güzel anlatmış ve çözümü için yol gösterici bir yazı olmuş. Ben bir de Cehalet nedir? Bunu izah eder misiniz? Mesela Ebu cehil dediğimiz kişi nasıl bir cahildi? İyi çalışmalar dilerim.

  2. Üstad fitnenin ne olduğunu bi ortaya koysaydınız da bilmediğimiz bi şeyler öğrenseydik. Bu yazıda çok çok büyük oranda şikayet var. Muslümanlar böyle işte diye. Kırıcı olmak istemiyorum ama bence bu tarz yanlış. Sakın şevkiniz kırılmasın. Okuyucuya balık tutmasını öğrenmesi konusunda teşvik etmeyin. Bu işe yaramaz hazır lop balık verin

CEVAP VER