Kitaba Uymak ya da Kitabına Uydurmak

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Resulüne salat, selam olsun.

Kitaba Uymak ya da Kitabına Uydurmak

A-Kitaba uymak

Kitaba uymak; dinen veya hukuken (kanunen), emredilen emir ve yasaklara düz mantıkla, ama’sız, fakatsız, lakinsiz, bilâ kayd-u şart uymak demektir.

Kitaba uymak deyimindeki kitap kelimesinden akla ilk gelen mana, Kur’an’dır.

Dinen; Kur’ana uymak demektir.

Hukuken; kanunlara, yönetmeliklere, genelgelere uymaktır.

Adem’den (as) son peygamber Hz. Muhammed’e (sav) kadar Allah (cc) tarafından indirilen tüm dinlerin ortak adı, tevhid esasına dayanan “İslâm”’dır.

İslâm teslim olmak demektir.

Hayatı Allah’ın iradesine uygun hale getirmek. “Allah (cc) ne derse, o olur” anlayışını tüm benliğinde yaşatmaktır.

“Azap gelip sizi bulmadan önce Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun; sonra kimse size yardım edemez. Ve bu azap siz farkında değilken ansızın gelip çatmadan önce, Rabbiniz tarafından (size) indirilmiş olanın en güzeline uyun!” (Zümer, 39/54-55)

Allah’ın Kitap’ına uyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfedenler, tükenmeyecek bir kazanç umabilirler. (Fâtır, 35/29)

Kuran’a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: “Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir.” (Kasas, 28/85).

“Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab’ı ve Resûlünün sünneti.” (Hadis)

Ayet ve hadislerde kitaba uymanın ne kadar önemli olduğu, olmazsa olmaz mesabesine bulunduğunu göstermektedir.

B-Kitabına uydurmak

Dinen veya hukuken, emredilen veya yasaklanan bir hükmün sonuçlarından kaçmak için, dini ve hukuki hükmüne uyuyor intibaını vermek, ittiba ediyor görünmektir.

Diğer bir tarifle; kanunî olmayan bir işi kimi boşluklardan yararlanarak kanunî imiş gibi göstermek. Yasa ve kuralların açıklarını kullanarak menfaat sağlamak. Yasa ve kanunların arkasından dolaşmaktır.

Kur’an’dan önceki kitapların mensupları dinleri üzerinde oynamış, ilahi mesajı tahrif etmişlerdir.

Bu tahrifler, kelimelerin yerini değiştirmek, kitapta olmayanı kitaba ilave etmek, kitaptaki hakikatleri gizlemek, manayı çarpıtmak ya da kitabına uydurmak şeklinde yapılmıştır.

Bundan dolayı, Hz Adem’den bu yana İslâm olarak isimlenmiş olan Allah’ın dinini, Yahudilik ve Hıristiyanlık şekline dönüşmüşlerdir.

Özellikle, İsrailoğulları, kendilerini dine, kitaba uyduracaklarına, bilinçli olarak kitabı kendilerine uydurmuşlar ve mensuplarını “Allah’ın öz çocukları ve sevgilileri” görmüşler, kendi dışındakileri de İsrailoğullarına hizmet için yaratılan insanlar olarak görmüşlerdir.

Tevrat’ın hükümleri apaçık ortada iken, yanlış yollara sapmışlar, Kitaba (Tevrat’a) uyacakları yerde kitabına uydurmuşlar, kitaplarını (Tevrat’ı) kendilerine uydurmuşlardır.

Bunun en çarpıcı örneği, İsrailoğullarına emredilen Cumartesi günü avlanma yasağıdır.

“İçinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Bu sebeple onlara ‘aşağılık maymunlar olun!’ demiştik. Bunu yaptık ki, hem orada olanlar ve olmayanlar için caydırıcı bir ceza, hem de sakınanlar için bir öğüt olsun.” (Bakara 2/65–66)

Davûd (a.s.) zamanında sahil kenti olan Eyle’de (Kutsal Kitap’ın Türkçe baskısında (Kitab-ı Mukaddes Şirketi, İst. 2001- eklenen haritaya göre bu yerin adı Eylat’tır) Yahûdiler yaşardı.

Yılın bir ayında her taraftan oraya balıklar akın eder, neredeyse su görünmez olurdu. O ayın dışında ise sadece Cumartesi günleri balık gelirdi.

İsrailoğulları bu yasağı şöyle kitabına uydurdular: Deniz kenarında havuzlar kazıp arklar açtılar. Cumartesi havuzlara giren balıkları arkları kapatarak pazar günü avlarlardı. Güya kendilerini yasağı çiğnememiş kabul ederlerdi.

İçlerinden bir gurup (bunu hoş karşılamayanlar) onları vazgeçirmeye çalıştılarsa da vazgeçmediler. (Fahrüddin er-Râzî, Tefsir-i kebîr, Bakara 64-65’in tefsiri)

“Aralarından bir (başka) bölük şöyle diyordu: “Allah’ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir topluma niçin öğüt veriyorsunuz?”

Öğüt verenlerin buna cevabı şöyle olmuştu: “Bu, Rabbimize hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar.”

Ayetlerin devamı, kitabına uyduranların akıbetini şöyle bildiriyor.

Kendilerine yapılan öğütleri unutunca, biz fenalıktan men edenleri kurtardık ve zalimleri, Allah’a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık. Konan yasakları aşınca da onlara: “Aşağılık maymunlar olun” dedik.” (A’raf 7/165-166)

İslam tarihi şahittir ki ; Asr-ı Saadetten bu yana, kitaba uymayı bırakıp, kitabına uydurmayı esas alan müslümanlar hep kaybetmişlerdir.

İsmet Özel gayet enteresan ve gerçekçi tespitler yapmış.

“Bin yılı aşkın bir zamandır Müslümanlar işlerini kitabına uydurarak görüyorlar.

Bu durum İslam adına fikir beyan eden zevat arasında o kadar yaygınlaştı, İslam tefekküründe öyle kökleşip öyle isabetli kabul edildi ki;

Kitabına uydurmakla, Kitaba uymak neredeyse aynı anlamı taşıyor sayıldı…

Neden böyle oldu?

Kitaba uyarak kazandıklarımızı, kitabına uydurarak koruyabileceğimiz yanılgısı (algısı) biz Müslümanlara hep hoş göründü.” (Rahle,İsmet Özel)

İslam fıkhında, kitabına uydurmanın bir adı da Hîle-i şer’iyyedir.

Hîle, çözüm, çare, beceriklilik demektir. Çıkış yolu anlamına gelen mahrec ve çoğulu mehâric de hîlenin eş anlamlısı olarak kullanılır.

Terim olarak Hîle-i şer’iyye; Amel ve tasarrufları şekil ve dış görünüş bakımından fıkha uygun düşürmek, İslâm’da yasak olan hususları görünüşte meşrû olarak yapabilmek için bulunan yollar, çâreler, çıkış noktaları demektir.

Hîle-i şer’iyye; İslâm hukukunu hayatla uyumlu hâle getirmek, zarûret yoluyla haramların mübah sayılmasını azaltmak, insanların apaçık şer’î kaideleri çiğnemesini önlemek gibi güzel amaçlar için kullanılmış ve daha çok yemin, riba (faiz) ve talâk (boşanma) gibi konularda uygulanmıştır.

Ancak bu kaide zamanla çığırından çıkmış, kitaba uymak terkedilince, dini hükümlere ve kanuna karşı hile yapmak” (kitabına uydurmak) şekline dönüşmüştür.

Onun için ihtilaflı bir konu olarak kayıtlara geçmiştir. Bir çok ulema Hîle-i şer’iyyeYi reddetmiş, caiz görmemiştir. (Tafsilatını başka bir zaman ilgili bir konuda yazarız inşallah).

Zamanımızda da dini, hukuki, siyasi, idari, sosyal, ekonomik vb. problemlerin, ihtilaflarınaçmazların asıl nedeni kitabına uydurmak geleneğidir..

Esasen, ferdi ve toplumsal her türlü derdin devası ve çaresi, kitabına uydurmak değil; Kitaba uymaktır.

Vesselam.

CEVAP VER